SURA 21-30
SURA 21. ENBİYA SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. İnsanlara hesap zamanı yaklaştı. Onlar ise hala gaflet içinde
aldırmıyorlar.
2. Rablerinden kendilerine gelen her yeni uyarıyı ancak alaya alarak
dinliyorlar.
3. Kalpleri hep oyunda, hem o zalimler gizlice fısıldaştılar : "Bu
ancak sizin gibi bir insan! Artık göz göre göre büyüye mi
gidiyorsunuz?"
4. (Peygamber) dedi ki: "Rabbim gökte ve yerde söyleneni bilir; O,
herşeyi işitendir, bilendir"
5. (Onlar): "Bunlar bir takım karışık rüyalar; yok onu kendisi uydurdu;
yok o bir şairdir; öyle değilse, önceki peygamberlerin gönderdikleri
gibi, bize bir mucize getirsin!" derler.
6. Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir belde halkı iman etmedi. Şimdi
bunlar mı iman edecekler?
7. Senden önce de Biz, sadece kendilerine vahiy gönderdiğimiz birtakım
erkekler gönderdik; bilmiyorsanız, haydi bilgisi olanlara sorun!
8. Biz onları yemek yemez bir ceset yapmadık; ölümsüz de değildiler.
9. Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik, kendilerini ve
dilediklerimizi kurtardık; aşırı gidenleri helak ettik.
10. Andolsun ki, size öyle bir kitap indirdik ki. bütün şanınız
ondadır; hala akıllanmayacak mısınız?
11. Oysa Biz zulmetmekte olan nice memleket halkını kırıp geçirdik ,
arkasından da diğerlerini başka bir topluluk olarak meydana getirdik. 12. Azabımızı hissettikleri zaman, hemen oradan üzengi tepiyorlardı
(kaçıyorlardı).
13. "Yok tepinmeyin, dönün içinde şımartıldığınız nimetlere ve
yurtlarınıza ki, sorguya çekileceksiniz!" dedik.
14. (Onlar da): "Vay bizlere! Gerçekten bizler zalim insanlardık!"
dediler.
15. Artık olanca feryatları bu oldu kaldı. Neticede onları öyle yaptık
ki, biçildiler, söndüler.
16. Biz, göğü, yeri ve arasındakileri oyunculuk etmek üzere yaratmadık.
17. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan
yapardık. Yapacak olsaydık öyle yapardık.
18. Hayır, Biz hakkı batılın tepesine fırlatırız da beynini parçalar,
bir de görürsün ki, (batıl) o anda yok olup gitmiştir! Allah'a isnad
ettiğiniz o nitelikler yüzünden vay sizlere.
19. Oysa göklerde, yerde kim varsa O'nundur, O'nun huzurundakiler O'na
ibadet etmekten ne çekinirler ne de yorgunluk duyarlar.
20. Gece gündüz O'nu tesbih ederler, usanmazlar.
21. Yoksa bir takım tanrılar edindiler de yeryüzünden; diriltmeyi onlar
mı yapacaklar?
22. Yerde. Gökte Allah' tan başka tanrılar olsaydı bunların ikisi de
mahvolup gitmişti. O Arş'ın Rabbi olan Allah onların yakıştırdıkları
vasıflardan münezzehtir, beridir.
23. O yaptığından sorumlu olmaz, onlar ise sorumludurlar.
24. Yoksa O'ndan başka tanrılar mı edindiler? De ki. Haydi getirin
delilinizi; işte benimle beraber onların kitabı ve benden öncekilerin
kitabı! " Fakat çoğu gerçeği bilmezler de onun için yüz çevirirler.
25. Biz senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona şöyle
vahyetmiş olmayalım:' "Gerçek şu ki, Benden başka ilah yoktur; onun
için hep Bana ibadet edin."
26. Böyle iken dediler ki: "Rahman çocuk edindi." Allah bundan
münezzehtir. Doğrusu (o çocuk dedikleri) sadece şerefli bir takım
kullardır;
27. onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emriyle hareket
ederler.
28. Allah onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Allah'ın
razı olacağı kimselerden başkasına şefaat etmezler. Hepsi O'nun
korkusundan titrerler.
29. İçlerinden her kim: "Ben O'ndan başka ilahım!" derse, Biz ona
cehennemi ceza olarak veririz; zalimleri Biz böyle cezalandırırız.
30. O küfredenler görmediler mi ki, gökler ve yer bitişik idiler de Biz
onları ayırdık; canlı olan her şeyi sudan yaptık. Hala inanmıyorlar mı?
31. Yeryüzünde de onları çalkalar diye, baskılar oturttuk (sabit dağlar
yerleştirdik), doğru gidebilsinler diye orada bol bol açıklıklar
(yollar) yaptık.
32. Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise O'nun ayetlerinden
yüz çeviriyorlar.33 . Oysa, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur; bunların
herbiri birer yörüngede yüzüyorlar.
34. Bir de Biz senden önce hiçbir kimseye ölümsüzlük vermedik. Eğer sen
ölürsen onlar baki mi kalacaklar?
35. Her canlı ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve
iyilik ile deneyeceğiz; hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.
36. O küfredenler seni gördükleri zaman, seni alaya alıyorlar ve:
"İlahlarınızı diline dolayan bu mudur?" diyorlar. Halbuki, onlar hep
Rahman'ın zikrine küfür ediyorlar.
37. İnsan aceleci olarak yaratılmıştır; ama yarın ben onlara
delillerimi göstereceğim; şimdi siz acele etmeyin!
38. Bir de: "Bu tehdit ne zaman gerçekleşecektir; eğer doğru
söylüyorsanız?" diyorlar.
39. Bir bilseler o küfredenler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından
savamayacakları ve hiçbir taraftan yardım görmeyecekleri zamanı?
40. Doğrusu o azap onlara ansızın gelecek de kendilerini
dondurakalacaktır; artık ne geri çevrilmesine göçleri yetecek, ne de
kendilerine mühlet verilecektir.
41. Andolsun ki, senden önce bir çok peygamberlerle istihza edildi de
içlerinden alay edenleri o alay ettikleri şey kuşatıverdi.
42. De ki: "Sizi gece ve gündüz o Rahman'dan kim koruyabilir Ama onlar
Rablerinin zikrinden yüz çevirmişlerdir.
43. Yoksa onlar için kendilerini önümüzden koruyacak tanrılar mı var?
Onlar kendilerini kurtaramayacakları gibi Bizden himaye de görmezler.
44. Doğrusu Biz onları ve atalarını yaşattık, hatta o ömür onlara uzun
geldi. Fakat şimdi görmüyorlar mı ki, yeryüzünü etrafından eksiltip
duruyoruz? O halde üstün gelen onlar mıdır?
45. De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum; ama sağırlar ne kadar
uyarılsalar çağrıyı işitmezler.
46. Yemin olsun ki, Rabbinin azabından çok az birşey onlara dokunursa,
muhakkak diyeceklerdir ki:"Vay bizlere, biz gerçekten zalimlerdik"
47. Biz ise, kıyamet günü içln dürüst teraziler koyarız; hiçbir kimseye
zerre kadar zulmedilmez; bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa,onu
getirir koruz. Hesap gören olarak da Biz yeteriz.
48. Andolsun ki: "Musa ile Harun'a Furkan'ı (Tevrat'ı) bir de ışık ve
Allah'tan korkanlar için de bir öğüt vermiştik.
49. O takva sahipleri için ki, gıyabında Rablerinden korkarlar ve
kıyamet endişesiyle titrer dururlar.
50. İşte bu (Kur'an) da Bizim indirdiğimiz mübarek bir uyarıdır. Şimdi
siz bunu mu inkar ediyorsunuz?
51. Andolsun ki, bundan önce de İbrahim'e olgunluğunu vermiştik ve onun
buna layık olduğunu da biliyorduk.
52. O vakit babasına ve kavmine dedi ki : "Başına toplanıp durduğunuz
şu putlar nedir?"
53. "Atalarımızı bunlara tapar bulduk." dediler.54. İbrahim: "Andolsun ki, siz de, atalarınız da açık bir sapıklık
içindesiniz !" dedi.
55. "Ciddi mi söylüyorsun, yoksa sen şakacılardan mısın?" dediler.
56. İbrahim: "Doğrusu, Rabbiniz o göklerin ve yerin Rabbidir ki, onları
O yaratmıştır ve ben buna şehadet edenlerdenim.
57. Vallahi siz dönüp gittikten sonra putlarınıza mutlaka bir tuzak
kuracağım!" dedi.
58. Derken, onları parça parça etti. Ancak büyüklerinden birini bıraktı
ki belki ona müracaat ederler.
59. "Bunu bizim tanrılarımıza kim yapmış? Muhakkak o zalimlerden
biridir." dediler.
60. (Aralarında): "İbrahim adında bir delikanlının, bunlara dil
uzattığını duymuştuk;
61. hadi onu halkın gözleri önüne getirin, belki (onlar da aleyhinde)
şehadet ederler." dediler.
62. Dediler ki: "Sen mi yaptın bunu tanrılarımıza ey İbrahim?"
63. (İbrahim): "Belki onu şu büyükleri yapmıştır; sorun bakalım onlara,
eğer söyleyebilirlerse" dedi.
64. Bunun üzerine vicdanlarına müracaat ettiler de: "Doğrusu siz
haksızsınız!" dediler.
65. Sonra tepeleri üstü ters döndüler: "Sen gerçekten bunların
konuşmadığını bilirsin." dediler.
66. (İbrahim) dedi: "O halde Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve
zarar vermeyecek nesnelere mi tapıyorsunuz?
67. Yuh size ve Allah' tan başka taptıklarınıza! Hala akıllanmayacak
mısınız!" dedi.
68. (Onlar): "Siz bunu yakın da tanrılarınızın öcünü alın, eğer birşey
yapacaksanız!" dediler.
69. Biz: "Ey ateş, İbrahim'e serin ve zararsız ol!" dedik.
70. O'na bir dolap kurmak istediler, fakat Biz kendilerini daha fazla
hüsrana uğrattık.
71. Onu Lut ile beraber kurtarıp içinde alemlere bereketler verdiğimiz
yere çıkardık.
72. Ona İshak'ı lütfettik, üstelik Yakub'u da; ve onların herbirini iyi
kimseler yaptık.
73. Ve hepsini, emrimizle yol gösteren rehberler yaptık ve kendilerine
hayırlı işler işlemeyi, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Hepsi
Bize kulluk eden kimselerdi.
74. Lut'a, ona da bir hüküm ve ilim verdik. Onu çirkeflikler işleyen o
beldeden kurtardık; doğrusu onlar kötü ve fasık bir kavim idiler.
75. Onu ise rahmetimizin içine aldık. Çünkü o iyi kişilerdendi.
76. Nuh'u da. Zira daha önce dua etmişti. Biz de onun duasını kabul
ettik; kendisini ve ailesini büyük bir sıkıntıdan kurtardık.
77. Ayetlerimize yalan diyen kavimden öcünü aldık. Gerçekten onlar kötü
bir kavimdiler, Biz de hepsini birden boğuverdik.78. Davud ile Süleyman'ı da. Hani ikisi de ekin hakkında hüküm
veriyorlardı. Hani bir kavmin davarları ekin içinde geceleyin
yayılmıştı; Biz de hükümlerine şahittik.
79. Derhal onu Süleyman'a anlattık; bununla beraber herbirine bir hüküm
ve bir ilim vermiştik. Dağları Davud'un emrine amade kılmıştık,
kuşlarla beraber tesbih ediyorlardı; Biz bunları yaparız!
80. Bir de ona sizin için, sizi savaşınızın şiddetinden korusun diye
giyecek sanatım öğretmiştik; şimdi siz şükrünü yerine getiriyor
musunuz?
81. Süleyman için de, bereketli kıldığımız yere doğru emriyle esip
giden şiddetli rüzgarı verdik; Biz herşeyi biliriz.
82. Şeytanlardan da onun için dalgıçlık yapan ve daha başka işler için
çalışanları emrine vermiştik ve onların hepsini zapteden Bizdik.
83. Eyyüb'u da. Zira: "Bana bu hastalık mübtela oldu; Sen
merhametlilerin en merhametlisisin." diye Rabbine dua etti.
84. Biz de duasını kabul ettik; hemen kendisindeki sıkıntıyı giderdik.
Tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir uyarı olmak üzere ona
ailesini ve onlarla birlikte olanların bir mislini daha verdik!
85. İsmail, İdris ve Zülkifl'i de. Hepsi sabredenlerdendi.
86. Bunları da rahmetimizin içine aldık. Çünkü onlar gerçekten iyi
kimselerdendirler.
87. Zünnun'u (Yunus'u) da. Hani öfkelenerek gitmişti de Bizim kendisini
asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı; derken karanlıklar içinde: "Senden
başka ilah yoktur, seni tenzih ederim, ben gerçekten zalimlerden oldum
diye." seslendi.
88. Biz de duasını kabul ettik, kendisini üzüntüden kurtardık ve işte
müminleri böyle kurtarırız.
89. Zekeriyya'yı da. Hani Rabbine: "Rabbim! Beni tek başıma bırakma,
sen varislerin en hayırlısısın." diye yalvarmıştı.
90. Biz de duasını kabul ettik de kendisine Yahya'yı verdik ve onun
için eşini çocuk doğurmaya elverişli hale getirdik. Doğrusu bunlar
hayırlı işlerde yarışır, Bize umut ve korkuyla dua ederlerdi. Bize
karşı derin saygı duyuyorlardı.
91. Ve o dişiyi (Meryem' i) de ki, o namusunu korudu da kendisine
ruhumuzdan üfledik ve kendisiyle oğlunu alemlere bir mucize yaptık.
92. İşte bu, İslam milleti bir tek millet olarak sizin milletinizdir.
Rabbiniz de yalnız Benim; onun için hep Bana kulluk edin!
93. Onlar kumandanlarını aralarında parçaladılar, fakat hepsi Bize
dönecektir.
94. Artık kim mü'min olarak yararlı işlerden bir iş yaparsa, onun
çalışmasına nankörlük edilmeyecek; şüphesiz Biz onun hesabına yazarız.
95. Helak ettiğimiz bir belde (halkı) nın Bize dönmemesi imkansızdır.
96. Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc(un seddi) açılıp da her tepeden
saldırdıkları;
97. ve gerçek va'd yaklaştığı vakit, işte o zaman o küfredenlerin
gözleri belerecek (bir noktaya dikilip kalacak): "Eyvah bizlere, biz
bundan gaflet ettik! Hayır, kendimize zulmetmiş olduk!" diyecekler.98. Haberiniz olsun ki, siz ve Allah'tan başka taptığınız nesneler
cehennem mermisisiniz; siz oraya gireceksiniz.
99. Onlar ilah olsalardı, oraya girmezlerdi, oysa hepsi orada ebedi
kalacaktır.
100. Onların orada öyle bir iç çekişleri var ki, tapılanlar orada
oldukları halde işitmezler.
101. Şüphe yok ki, haklarında Bizden güzellik takdir edilmiş olanlar
ondan (cehennemden) uzaklaştırılmışlardır.
102. Onun uğultusunu bile duymazlar. Bunlar canlarının istediği şeyler
içinde sonsuza dek katacaklardır.
103. O büyük korku bunları mahzun etmeyecek ve bunları melekler şöyle
karşılayacaklar: "İşte bu size va'dedilen gününüzdür."
104. O gün ki, göğü kitaplar için defter dürer gibi düreceğiz,
yaratmaya ilk başladığımız gibi yeniden yaratacağız, bu va'dimizdir.
Doğrusu Biz bunları yaparız.
105. Andolsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yazmıştık ki: " Muhakkak
yeryüzüne benim iyi kullarım varis olacaktır."
106. Şüphesiz ki, bu Kur'an'da ibadet eden bir kavim için yeterli bir
öğüt vardır.
107. Seni sadece bütün kainata rahmet olarak göndermişizdir.
108. De ki: "Bana ancak ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor.
şimdi siz müslüman oluyor musunuz?"
109. Yine de aldırmazlarsa de ki: "Size düpedüz açıkladım, tehdit
edildiğiniz şeyin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu bilmem."
110. Şüphesiz ki O, söylenenin açığa vurulanını da bilir gizlediğinizi
de bilir.
111. Bilmem belki bu (gecikme) sizin için bir imtihan ve bir süreye
kadar faydalanmak içindir.
112. (Peygamber şöyle) dedi: "Ey Rabbim, hakettikleri gibi hükmet!
Rabbiıniz isnad ettiğiniz iftiralarınıza karşı sığınılacak Rahman'dır.
*************************************
SURA 22. HACC SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Ey insanlar, Rabbinize korunun (sığının); çünkü kıyamet gününün
sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
2. Onu göeceğiniz gün, her emzikli (kadın) emzirdiğin geçer ve her
hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları hep sarhoş görürsün, halbuki
sarhoş değillerdir. Fakat Allah'ın azabı şiddetlidir.
3. İnsanlardan kimileri de Allah hakkında bilgisizce tartışır da her
kaypak şeytanın ardına düşer
4. ki, onun üzerine şöyte yazılmıştır: "Kim buna dost olursa, muhakkak
onu saptırır ve doğruca cehennem azabına götürür.
5. Ey insanlar, eğer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, şu
muhakkak ki, Biz sizi topraktan, sonra nutfe (sperma) den, sonra alaka
(yapışkan bir madde)dan, sonra da uzuvları görünen ya da görünmeyen bir
et parçasından yaratmaktayız ki, size (ne olduğunuzu) anlatalım.Dilediğimizi de belli bir süreye kadar rahimlerde durdururuz. Sonra
sizi bir bebek olarak çıkarırız, sonra da olgunluk çağına gelmeniz için
geliştiririz. Bununla beraber, içinizden kiminizin canı alınıyor,
kiminiz de biraz bilgiden sonra birşey bilmemek üzere, ömrünün en kötü
devresine getiriliyor. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün; ama
üzerine su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır ve her dilber
çiftten bitkiler bitirir.
6. İşte bunlar, Allah'ın şüphesiz hak, muhakkak ölüleri diriltiyor ve
gerçekten herşeye gücü yetiyor olmasındandır.
7. Ve gerçek şu ki o kıyamet gelecektir, onda hiç şüphe yoktur. Ve
gerçekten Allah kabirlerde olan kimseleri diriltip kaldıracaktır.
8. İnsanlardan kimi de vardır ki, ne bir bilgiye, ne bir yol
göstericiye, ne de aydınlatıcı bir Kitab'a dayanmaksızın Allah hakkında
tartışır.
9. Yanını bükerek= büyüklük taslayarak Allah yolundan saptırmak için
ki, dünyada ona bir rüsvaylık vardır; kıyamet günü de kendisine o
yangın azabını tattıracağız.
10. "Bu ellerinle yaptığın işlerden dolayıdır." diye, yoksa Allah
kullarına zulmeden değildir.
11. İnsanlardan kimi de Allah'a kıyıdan kıyıya ibadet eder, eğer
kendisine bir iyilik dokunursa ona yatışır ve eğer bir bela gelirse
yüzüstü dönüverir; dünyayı da ahireti de kaybetmiş olur, işte açık
hüsran budur.
12. Allah'ı bırakır da kendine ne zarar, ne menfaat vermeyecek şeytana
yalvarır; işte en uzak sapıklık budur.
13. Herhalde o, zararı yararından daha yakın olana yalvarıyor; o ne
kötü koruyucu, o ne kötü yardak=yoldaş!
14. Şüphe yok ki Allah, iman edip iyi işler yapanları altından ırmaklar
akan cennetlere koyacak; şüphesiz Allah dilediğini yapar.
15. Her kim, Allah'ın ona dünyada ve ahirette asla yardım etmiyeceğini
sanıyorsa, hemen yukarıya bir ip uzatsın, sonra (kendini boğup)
nefesini kessin de bir baksın, (baş vurduğu) hilesi öfkesini giderecek
mi?
16. Ve işte Biz onu (Kur'an'ı) böyle apaçık ayetler olarak indirdik.
Çünkü Allah istediğine hidayet eder.
17. İman edenler, yahudi olanlar, sabiiler (yıldıza tapanlar),
hıristiyanlar, mecusiler (ateşe tapanlar) ve müşriklere gelince,
muhakkak Allah kıyamet günü bunlann arasını şüphesiz ayıracaktır; çünkü
Allah herşeye şahittir.
18. Görmedin mi göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler güneş, ay,
yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep
Allah'a secde ediyorlar. Bir çoğunun üzerine de azap hak olmuştur.
Allah her kimi de hakir ve zelil ederse artık ona ikram edecek yoktur.
Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
19. Şu ikisi Rableri hakkında tartışmaya girmiş iki hasımdır. Bu yüzden
küfredenler için ateşten çamaşırlar biçilmiştir. Başlarının üstünden
kaynar su dökülür.
20. Bununla karınlarındaki ve derileri eritilir. 21. Bir de bunlara demirden kamçılar vardır.
22. Izdıraptan dolayı her ne zaman ateşten, onun gamından çıkmak
isterlerse, yine içine geri döndürüIürler, Haydi tadın yangın azabını!
23. Şüphesiz Allah, iman edip iyi iyi işler yapanları, altından
ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altın bilezikler ve incilerle
süslenecekler; elbiseleri de orada pektir.
24. Her sözün hoşuna eriştirilmişler, hem de çok hamdedilen Allah'ın
yoluna iletilmişlerdir.
25. Ancak o inkar edenler Allah'ın yolundan, yerli ve yabancının eşit
hakka sahip olduğu bütün insanlar için yapılan Mescid. i Haram'dan
alıkoyanlara ve orada zulüm ve dinsizlik ile yalnış bir yola saptırmak
isteyene, ona muhakkak gayet acı bir azap tattırırız.
26. Bir zamanlar Kabe'nin yerini İbrahim'e şu şekilde hazırlamıştık:
"Sakın bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, (kıyama) duranlar,
rüku ve secdeye varanlar için Evim'i tertemiz et!
27. Bütün insanlar içinde haccı ilan et ki, gerek yaya olarak ve gerek
uzak yoldan gelen incelmiş develer üzerinde sana gelsinler.
28. Kendilerine ait bir takım menfaatlara şahit olsunlar; Allah'ın
kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları kurban ederken Allah'ın
adını ansınlar; siz de onlardan yiyin, yoksulu ve fakiri doyurun.
29. Sonra kirlerini atsınlar, adaklarını yerine getirsinler ve o Beyt.
i Atik'i(Ka'be'yi) tavaf etsinler."
30. Emir budur! Kim de Allah'ın hürmet edilmesini istediği şeylere
saygı gösterirse bu, kendisi için Rabbi katında şüphesiz hayırlıdır.
Size (Kur'an'da) okunup bildirilenlerin dışındaki bütün hayvanların
etinden yemek helal kılınmıştır. O halde o putlardan, o pislikten
kaçının; ve yalan sözden de kaçının.
31. Allah için, O'na ortak koşmaksızın birliğini tanıyan kimseler olun.
Her kim Allah a ortak koşarsa, sanki gökten düşüp de kendisini kuşlar
kapışmış veya rüzgar kendisini ücra bir yere sürüklemiş atmış olur.
32. Bu böyledir; her kim Allah'ın kurbanlıklarına saygı duyarsa
şüphesiz o kalplerin takvasındandır.
33. Sizin için o (kurbanlık hayvan) nlarda belli bir süreye kadar bir
takım faydalar vardır; sonra da varacakları yer Beyt. i Atik
(Ka'be)'dir.
34. Her ümmet için Allah'ın kendierine rızık olarak verdiği kurbanlık
hayvanların üzerine (Allah'ın) adını ansınlar diye bir mabed
yapmışızdır. Hepinizin tanrısı bir tek tanrıdır; onun için yalnız O'na
teslim olan müslümanlar olun. İtaat eden alçak gönüllü kimseleri
müjdele!
35. Ki Allah anıldığı zaman, kalpleri oynar; kendilerine gelen musibete
sabreder; namazı devamlı kılar ve kendilerine verdiğimiz şeylerden
başkalarına dağıtırlar.
36. O gövdeli hayvanlar var ya, Biz onları da Allah için kesilen
kurbanlıklar arasında kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır; bu
yüzden ön ayaklarının biri bağlı olarak bir dizi halinde dururlarken
üzerlerine Allah'ın adını anın (öyle boğazlayın). Yanları yere
yaslandığı vakit de onlardan yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene
de yedirin. O böylece onları sizin emrinize verdi ki, şükredesiniz. 37. Elbette onların ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşmaz. Ancak
O'na sizin takvanız ulaşacaktır. Böylece onları sizin emrinize verdik
ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, Allah'ı tekbir ile yüceltesiniz.
Görevlerini
iyi yapan iyilik sevenleri müjdele!
38. Biliniz ki, Allah, iman edenleri koruyacaktır; çünkü Allah, hain ve
nankör olanları sevmez.
39. Kendilerine savaş açılan kimselere (savaş) izni verildi; çünkü
onlar zulme uğradılar. Şüphesiz Allah onları zafere ulaştırmaya
gerçekten kadirdir.
40. Onlar: "Rabbimiz Allah'tır." demelerinden başka hiçbir haklı
gerekçe olmaksızın yurtlarından çıkarıldılar. Allah, insanların bir
kısmını bir kısmı ile defetmeseydi, şüphesiz manastırlar, kiliseler,
havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan mescitler yıkılıp giderdi.
Elbette Allah kendi (dini) ne yardım edene yardım edecektir. Şüphesiz
Allah çok güçlü, çok izzetlidir.
41. Onlara ki, kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirdiğimiz
takdirde, namazı kılarlar, zekatı verirler, iyilikle emir, kötülükten
nehyederler. Bütün işlerin sonu sadece Allah'a aittir.
42. Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh'un kavmi de
yalanladı; Ad ve Semud (kavimleri) de;
43. İbrahim'in kavmi de Lüt'un kavmi de;
44. Medyen halkı da. Musa da yalanlandı. Ben de o kafirlere bir süre
verdim, sonradan kendilerini tuttum alıverdim. O vakit cezalandırışım
nasıl oldu (bir görseydin).
45. Evet nice memleketler vardır ki, Biz onları zulum yaparlarken helak
ettik; şimdi damlarının üzerine çökmüş, ıp ıssız yıkıntı halindedir; ve
nice kullanılmaz hale gelmiş kuyular ve (bomboş kalmış) muhteşem
köşkler vardır.
46. Ya o yerde niye bir dolaşmadılar ki, kendileri için akıllanmalarına
sebep olacak kalpleri ve işitmelerine sebep olacak kulakları
olsun;çünkü gerçek şudur ki, gözler körelmez, ancak sinelerdeki kalpler
körelir.
47. Bir de senden acele azap istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz.
Bununla beraber Rabbinin katında bir gün, sizin sayacaklarınızdan bin
sene gibidir.
48. Zulmedip dururlarken kendilerine mühlet verdiğim nice memleket
(halkı) vardı ki, Ben onu tutmuş alıvermişimdir. Bütün dönüş (ler)
sonunda Banadır.
49. De ki: "Ey insanlar, ben size sadece açıkça anlatan bir
uyarıcıyım!"
50. Şimdi iman edip iyi iyi işler işleyenler için hem bir mağfiret, hem
de bol nimet vardır.
51. Ayetlerimizin başarısız kalması için koşuşanlar ise, işte onlar
cehennemliktirler.
52. Biz senden önce bir resul ve bir nebi göndermedik ki, o bir şey
yapmak arzu ettiğinde, şeytan onun arzularına şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine Allah şeytanın karıştırdığı şüpheyi derhal giderir. Sonra
da Allah, ayetlerini güçlendirir. Allah, bilendir, hikmet sahibidir.
53. Bunu, şeytanın karıştıracağı şüpheyi kalplerinde hastalık bulunan
ve kalpleri kaskatı olan kimselere bir imtihan vesilesi kılmak için
böyle yapar. Çünkü zalimler haktan uzak bir ayrılık için dedirler.
54. Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur'an'ın şüphesiz
Rabbından gelen bir gerçek olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler de
kalpleri O'na saygı duysun. Çünkü Allah iman edenleri doğru bir caddeye
çıkarır.
55. İnkar edenler de kendilerine kıyamet ansızın gelinceye veya her
kurtulma gayretinin sonuçsuz kalacağı bir günün azabı gelinceye kadar
Kur'an'dan şüphe etmekte devam edip giderler.
56. Mülk o gün tek olan Allah'ındır; aralarında hükmünü verir. Artık
iman edip iyi işler yapmış olanlar Naim cennetlerindedir.
57. İnkar edip ayetlerimize yalan diyenlere gelince, işte bunlara hakir
düşüren bir azap vardır.
58. Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara
gelince elbette Allah onları kesinlikle güzel bir rızıkla
rızıklandıracaktır. Çünkü Allah elbette rızık verenlerin en
hayırlısıdır.
59. O kesinlikle onları hoşnut olacakları bir yere koyacaktır. Çünkü
Allah herşeyi çok iyi bilir ve çok şefkatlidir.
60. Bu böyledir! Kim kendisine yapılan saldırıya karşı aynı ile
karşılık verir de sonra yine üzerine saldırılırsa, elbette Allah ona
yardım eder; Çünkü Allah çok affedici, çok bağışlayıcıdır.
61. Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine
sokar. Ve Allah herşeyi işiten ve herşeyi görendir.
62. Çünkü Allah, ancak hakkın ta kendisidir. Müşriklerin O'ndan başka
taptıkları ise hep batıldır. Ve tek yüksek yüce ve tek büyük ancak
Allah'tır.
63. Görmüyor musun ki Allah'ın gökten indirdiği su ile yeryüzü yemyeşil
oluveriyor? Gerçekten Allah lütuf sahibidir, herşeyden haberdardır.
64. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Gerçekten Allah,
övülmeye layık ve hiçbir şeye muhtaç olmayan ancak O'dur.
65. Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri sizin hizmetinize sundu. Ve
emriyle denizde seyredip giden gemileri de. Göğü de izni olmaksızın
yere düşmekten o tutuyor. Gerçekten Allah insanlara çok şefkatli, çok
merhametlidir.
66. Size hayat veren O'dur sonra sizi öldürür sonra sizi yine diriltir.
Gerçekten insan çok nankördür.
67. Biz her ümmet için bir ibadet yolu yapmışızdır ki, onlar onun
abidleridir. Şu halde bu işte seninle asla tartışmaya girmesinler; ve
sen Rabbine davet et; çünkü sen muhakkak doğru olana götüren, doğru bir
yoldasın.
68. Eğer seninle tartışırlarsa de ki: "Yaptıklarınızı Allah pekala
biliyor."
69. Muhalefet edip durduğunuz şeyler hakkında kıyamet günü Allah
aranızda hükmünü verecektir.70. Bilmez misin ki, Allah gökte ve yerde ne varsa bilir; Muhakkak ki
bunlar o bir Kitap (Levh. i Mahfuz)' tadır. Muhakkak o Allah'a göre
kolaydır.
71. Onlar Allah'ı, bırakıp, hakkında Allah'ın hiç bir delil
indirmediği, kendilerinin de hakkında bir bilgileri bulunmayan şeylere
tapıyorlar; zalimlere ise hiçbir yardımcı yoktur.
72. Kendilerine karşı ayetlerimiz birer delil olarak okunduğu zaman, o
kafirlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın; hemen hemen karşılarında
ayetlerimizi okuyanlara karşı saldırıverecek gibi olurlar. De ki:
"Şimdi
size ondan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş! Allah onu inkar
edenlere va'detti. O ne kötü akibettir!
73. Ey insanlar bir misal verildi, şimdi ona iyi kulak verin! Haberiniz
olsun ki sizin Allah'tan başka taptıklarınız bir sinek yaratamazlar,
hepsi onun için bir araya gelseler bile; şayet sinek onlardan birşey
kaparsa onu ondan kurtaramazlar; isteyen de güçsüz, istenen de!
74. Allah'ın yüceliğini gereği gibi takdir edemediler; Gerçekten Allah
çok güçlü, çok üstündür.
75. Allah hem meleklerden peygamberler süzer, hem de insanlardan.
Şüphesiz Allah herşeyi işiten, herşeyi görendir.
76. Hepsinin önlerindekini ve arkalarındakini bilir; ve bütün işler hep
Allah'a döndürülür.
77. Ey iman edenler, rüku edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin;
hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.
78. Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin! Sizi O seçti, üzerinize
dinde hiçbir zorluk da yükletmedi. Haydi babanız İbrahim'in milletine!
Bundan önce ve bunda(Kur'an'da) size müslüman adını o Allah verdi ki
peygamber size şahid olsun, siz de bütün insanlara şahidler olasınız.
Şu halde namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sıkı tutunun ki,
sahibiniz O'dur. Artık O ne güzel bir sahip, ne güzel bir yardımcıdır.
************************************************
SURA 23. MUMİNUN SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Gerçekten kurtuluşa erdi mü'minler.
2. Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler.
3. Onlar ki, faydasız işe, boş lafa bakmazlar.
4. Onlar ki, zekat vermek için çalışırlar.
5. Onlar ki, ırzlarını korurlar.
6. Ancak, eşleri ve sahibi bulundukları cariyelerine karşı durumları
başka; çünkü bunlarla ilişkileri yüzünden kınanmazlar.
7. Kim de bunun ötesini ararsa, işte onlar sınırı aşanlardır.
8. Ve onlar ki, emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler.
9. Onlar ki, namazlarını muhafaza ederler.
10. İşte onlardır o mirasçılar,
11. Firdevs'e varis olacaklar; orada sonsuza dek kalacaklar onlar. 12. Andolsun ki, Biz insanı süzülmüş bir çamurdan yarattık.
13. Sonra onu, oturaklı bir karargahta bir nutfe (tohum) yaptık.
14. Sonra o damlayı bir pıhtıya dönüştürdük, bu pıhtıyı bir et
parçacığına dönüştürdük, bu et parçacığını bir takım kemiklere
çevirdik,derken bu kemiklere bir et giydirdik; sonra ona bambaşka bir
yaratık olarak hayat verdik. Bak ne şanlı o Allah, yaratanların en
güzeli!
15. Sonra siz, bunun arkasından mutlaka öleceksiniz.
16. Sonra siz, kıyamet gününde muhakkak diriltileceksiniz.
17. Gerçekte Biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık ve yaratmaktan
habersiz değiliz.
18. Gökten bir ölçü ile bir su indirdik ve onun yerde durmasını
sağladık. Oysa Biz, onu giderme gücüne de sahibiz.
19. Öyle iken durdurduk da onunla sizin için hurma bahçeleri üzüm
bağları yaptık; sizin için içlerinde bir çok meyveler vardır, onlardan
yer ve geçinirsiniz.
20. Bir de Tur. i Sina'da yetişen bir ağaç ki, hem yağ hem de yiyenlere
bir katık ile biter.
21. Hayvanlarda da sizin için gerçekten bir ibret vardır. Onların
karınlarındakilerden size içiriyoruz ve sizin için onlarda hem birçok
yararlar vardır, hem de etlerinden yersiniz.
22. Ayrıca hem onlara, hem de gemiye yüklenip taşınırsınız.
23. Yüceliğime andolsun ki, Biz Nuh'u kavmine peygamber gönderdik de
Nuh dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka bir tanrınız
yoktur. Hala sakınmayacak mısınız?
24. Bunun üzerine kavminden küfreden kodaman güruh: "Bu, sizin gibi bir
insandan başka birşey değildir, üstünüze geçmek istiyor. Eğer Allah
dileseydi, elbette bir takım melekler gönderirdi. Biz eski atalarımız
içinde bunu işitmedik.
25. Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir adamdır; Onun için bunu
bir süreye kadar gözetleyin!" dediler.
26. Nuh: "Ey Rabbim, bana yalancı demelerine karşı yardım et bana!"
dedi.
27. Biz de ona şöyle vahyettik: "Bizim gözetimimiz altında ve
vahyimizle gemiyi yap sonra emrimiz gelip de tandır (kazan) kaynayınca
hemen ona topundan bir iki çifti ve aleyhinde önceden huküm verilmiş
olanların dışında aileni ona bindir ve o zulmedenler hakkında bana
yakarışta bulunma; çünkü onlar kesinlikle boğulacaklardır!
28. Sen yanındakilerle birlikte geminin üzerine çıktığında: "Hamd o
Allah'a ki, bizi o zalim topluluktan kurtardı" de.
29. Ve de ki: "Ey Rabbim, beni mübarek bir yere kondur; Sen
konuklayanların en hayırlısısın."
30. İşte bunda birçok ibretler vardır ve gerçekten Biz, pek
sınavcıyızdır.
31. Sonra arkalarından başka bir nesil yarattık.32. Onların içinden de kendilerine: "Allah'a kulluk edin, O'ndan başka
bir tanrınız yoktur. Artık Allah'tan kokmayacak mısınız?" diyen bir
peygamber gönderdik.
33. Dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz halde küfredip ahirete
ulaşmayı yalanlayan kavminden o kodaman güruh ise şöyle dedi: "Bu,
sizin gibi bir insandan başka bir şey değil; yediğinizden yiyor,
içtiğinizden içiyor.
34. Şayet sizin gibi bir insana itaat ederseniz, muhakkak ki, siz o
takdirde kesinlikle hüsrandasınızdır.
35. Size, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldiğiniz zaman
muhakkak çıkarılacağınızı mı va'dediyor?
36. Heyhat, o vadolunduğunuz şey ne kadar uzak!
37. O, dünyadaki hayatımızdan başka birşey değildir, ölürüz ve yaşarız;
fakat tekrar diriltilecek değiliz.
38. O, sadece Allah hakkında bir yalanı uyduran bir adamdır; biz ona
inanacak değiliz."
39. O peygamber: "Ey Rabbim, bana yalan söylüyorsun demelerinin öcünü
al!" dedi.
40. Allah buyurdu ki: "Pek yakında pişman olacaklar."
41. Derken, onları gerçekten korkunç bir ses alıverdi de kendilerini
bir sel süpürüntüsü yapıverdik. Artık öyle bir defolmuş oldu ki o
topluluk, o zalimler!
42. Sonra arkalarından başka nesiller yarattık.
43. Hiç bir ümmet ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
44. Sonra Biz, ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Ne zaman bir ümmete
peygamberi geldiyse, ona yalan söylüyorsun, dediler. Biz de onları
birbiri ardınca yuvarladık ve onları birer efsane yaptık. Artık imana
gelmez topluluk defolsun!
45. Sonra bir takım ayetlerimiz ve açık bir ferman ile Musa'yı ve
kardeşi Harun'u gönderdik.
46. Firavun'a ve ileri gelenlerine. Fakat bunlar, kibirlerine
yediremediler ve zaten dik başlı bir topluluk idiler.
47. Onun için: "Biz kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi bu iki
insana inanır mıyız?" dediler.
48. Böylece onları yalanladılar da helak edilenlerden oldular.
49. Andolsun ki, berikiler doğru tutabilsinler diye Musa'ya o kitabı da
verdik.
50. Meryem oğlunu ve annesini bir mucize kıldık ve ikisini oturaklı ve
temiz sulu bir tepede barındırdık.
51. Ey peygamberler, helal ve hoş şeylerden yiyin ve güzel işler yapın;
çünkü Ben, bütün yaptıklarınızı bilirim.
5. Ve işte bu sizin ümmetiniz bir tek ümmet ve Rabbiniz de Benim; artık
hep Benden korkun!
53. Derken kumandalarını aralarında kitap kitap parçalaştılar, her grup
kendilerininkine güveniyor.54. Şimdi sen onları bir zamana kadar dalgınlıkları içinde bırak.
55. Sanıyorlar mı ki, kendilerine verdiğimiz mal ve çocuklar ile,
56. Onlara hayırlar sağlamaya koşuyoruz. Hayır, anlayamıyorlar!
57. Herhalde Rablerinin korkusundan titreyenler,
58. Rablerinin ayetlerine inananlar,
59. Rablerine hiç ortak koşmayanlar,
60. Ve Rablerinin huzuruna varacaklarından yürekleri çarparak
vergilerini verenler,
61. İşte bunlar hayırlarda sürat yarışı yaparlar ve onun için ileri
giderler.
62. Biz, hiçbir kimseye gücünün üstünde bir teklifte bulunmayız,
katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa
uğratılmazlar.
63. Fakat onların kalpleri bu konuda bir dalgınlık içindedir ve onların
bundan başka bir takım işleri vardır ki, hep onlar için çalışırlar.
64. Nihayet, refah içinde olanlarını azaba çektiğimiz zaman, hemen
feryada başlayacaklardır.
65. Feryat etmeyin bugün; çünkü siz, Bizden kurtarılamazsınız!
66. Karşınızda ayetlerim okunuyordu da siz sırt çeviriyordunuz.
67. Ona kafa tutarak gece lakırdıları ile hezeyanlar ederdiniz.
68. Acaba onlar bu sözü düşünmezler mi, yoksa onlara eski atalarına
gelmeyen bir şey mi geldi?
69. Yoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkar
ediyorlar?
70. Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır, o, onlara
gerçek ile geldi; fakat onların çoğu gerçekten hoşlanmıyorlar.
71. Eğer Hak, onların keyiflerine uysaydı, gökler, yeryüzü ve
bunlardaki kimseler kesinlikle bozulurdu.Hayır, Biz onlara unutulmaz
ders olacak zikirlerini getirdik de onlar, zikirlerinden yüz
çeviriyorlar.
72. Yoksa sen onlardan bir haraç mı istiyorsun? Rabbinin mükafatı daha
hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
73. Doğrusu, sen onları dosdoğru bir caddeye çağırıyorsun.
74. Fakat ahirete inanmayanlar, o caddeden sapmaktadırlar.
75. Eğer Biz onlara acıyıp da baskılarını açıversek, mutlaka
azgınlıklarında inat eder, hiçbir şey görmezler.
76. Gerçekten Biz, onları azaba tuttuk da yine Rablerine karşı
uslanmadılar ve yalvarmıyorlar da.
77. Sonunda üzerlerine çetin azaplı bir kapı açtığımızda birden onun
içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.
78. Halbuki, sizin için o kulağı, o gözleri ve o gönülleri yaratan
O'dur. Siz, pek az şükrediyorsunuz.79. Sizi yeryüzünde yaratıp yayan O'dur; hep O'nun huzurunda
toplanacaksınız.
80. Hayat veren ve öldüren O'dur; gece ile gündüzün değişmesi de O'nun
eseridir. Artık akıllanmayacak mısınız?
81. Hayır, öncekilerin dediği gibi dediler.
82. ki: "ölüp de bir toprak, bir yığın kemik olduğumuz zaman mı, sahi
biz mi mutlaka diriltileceğiz?
83. Yemin ederiz ki, bize de atalarımıza da bundan önce bu va'dolundu;
bu eskilerin masallarından başka bir şey değil!"
84. De ki: "Yeryüzü ve onda bulunan kimseler kime aittir; eğer
biliyorsanız?"
85. "Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "O halde düşünmez misiniz?
86. Sor onlara, de ki: "Kimdir o yedi kat göklerin Rabbi ve o büyük
Arşın sahibi?"
87. "Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "O halde korkmaz mısınız?"
88. Sor onlara ki: "Kimdir herşeyin mülkiyeti ve yönetimi kudret elinde
olan, kayırıp da kendisine kayırılmaz olan; söyleyin, biliyorsanız?"
89. "Allah'a ait" diyecekler. De ki: "O halde nasıl büyüleniyorsunuz?"
90. Doğrusu Biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise şüphesiz yalancılar.
91. Allah asla oğul edinmedi ve beraberinde bir tanrı da yoktur; Öyle
olsaydı, her tanrı kendi yarattığını sürükleyip gider ve elbette
birbirlerine üstünlük taslarlardı. Allah, onların yakıştırdıkları
sıfatlardan münezzehtir.
92. Allah, gaybı da aşikar olanı da bilendir. O, onların koştukları
ortaklardan çok yücedir.
93. De ki: "Rabbim, eğer onlara va'dedilen azabı bana mutlaka
göstereceksen,
94. beni o zalimler güruhu arasında bulundurma Rabbim!"
95. Şüphesiz ki Biz, onlara yaptığımız tehdidi sana gösterme gücüne
sahibiz elbette.
96. Sen o kötülüğü en güzel bir davranışla defet; Biz onların ne halt
edeceklerini daha iyi biliriz.
97. Ve de ki: "Ey Rabbim, şeytanların dürtüştürmelerinden
(kışkırtmalarından) sana sığınırım!
98. Huzuruma gelmelerinden sana sığınırım Rabbim!"
99. Nihayet onlardan birine ölüm geldiğinde diyecek ki : "Rabbim,
döndür, döndür beni, döndür!
100. Belki ben, o bıraktığımda (boşa geçirdiğim dünyada) iyi işler
yaparım!" Hayır, hayır! Bu, onun söylediği boş bir sözdür. Ötelerinde
ise yeniden diriltilecekleri güne kadar bir engel vardır.
101. Sur'a üfrüldüğü zaman, artık o gün ne aralarında soy sop ilişkisi
olacak, ne de birbirlerini soracaklar.
102. O zaman her kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar o kurtuluş
bulanlardır.103. Her kimin de tartılan yeğni (hafif) gelirse, işte onlar
kendilerine yazık edenler ve cehennemde kalacaklardır.
104. Orada dişleri sırıtırken ateş yüzlerini yalar.
105. Ayetlerimiz size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz değil
mi?
106. Derler: "Rabbimiz, bizi azgınlığımız altetti ve biz, sapık bir
kavim idik.
107. Rabbimiz, çıkar bizi buradan; döner bir daha yaparsak şüphesiz ki
biz zalimleriz.
108. Allah buyurur: "Orada sinin, Bana birşey söylemeyin!
109. Çünkü Kullarımdan: "Ey Rabbimiz, iman ettik; bizi bağışla, bize
acı; Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!" diyenler vardı.
110. Siz, onlarla alay ettiniz, hala Beni anmayı size unutturdular,
onlara öyte gülüyordunuz.
111. İşte Ben onlara sabretmelerine karşılık bugün bu mükafatı verdim.
Murada erenler onlardır, onlar!
112. "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" diye soracak Allah
113. Onlar: "Bir gün veya bir günün bir kısmı, sayanlara sor." derler.
114. Allah buyuruyor ki: "Bilmiş olsanız, gerçekten pek az kaldınız."
115. Yoksa siz, Bizim sizi boş yere yarattığımızı ve Bize
döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?
116. Demek ki Allah,o hak padişah yüksek, çok yüksek! Başka tanrı
yoktur; ancak O vardır. O, şanlı Arş'ın sahibidir.
117. Her kim Allah ile birlikte başka bir tanrı olduğunu iddia ederse,
onun bu hususta hiçbir delili yoktur ve onun hesabı Rabbinin katında
görülecektir ancak! Gerçek şu ki, kafirler kurtuluşa eremezler!
118. Ve de ki: "Rabbim, beni bağışla, merhamet buyur; Sen merhamet
edenlerin en hayırlısısın!
************************************
SURA 24. NUR SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Bu indirdiğimiz, farz kıldığımız ve içinde açık açık ayetler
indirdiğimiz bir süredir; ola ki iyice belleyip tutarsınız.
2. Zina eden kadın ve zina eden erkekten herbirine yüz değnek vurun;
eğer Allah'a ve ahiret gönüne gerçekten inanıyorsanız, Allah'ın dinini
uygulamada bunlara bir acıyacağınız tutmasın! Ayrıca mü'minlerden bir
grup cezalandırılmalarına şahit olsun!
3 . Zina etmiş erkek, ancak zina etmiş olan veya Allah'a ortak koşan
bir kadınla; zina etmiş kadın ise, zina etmiş olan veya Allah'a ortak
koşan bir erkekle evlenebilir. Bu, mü'minlere haram kılınmıştır.
4. Namuslu kadınlara zina suçu atıp sonra dört şahit getirmeyen
kimselere de seksen değnek vurun ve artık ebediyyen onların
şahitliklerini kabul etmeyin! Bunlar öyle fasıklardır.
5. Ancak ondan sonra tevbe edip düzelenler başka; çünkü Allah çok
bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. 6. Kendi karılarına zina suçu atıp da kendilerinden başka şahitleri de
bulunmayan kimselerden herbiri ise kendisinin doğru söyleyenlerden
olduğuna dair dört defa Allah'a yemin ederek şahitlik etmelidir.
7. Beşinci defada da, eğer yalan söyleyenlerden ise Allah'ın lanetinin
kendi boynuna olmasını ifade etmelidir.
8. Kadının dört defa: "Allah'a yemin ederim ki, o muhakkak
yalancılardandır!" diye şahitlik etmesi kendisinden cezayı kaldırır.
9. Beşincisinde ise, eğer o (kocası) doğru söyleyenlerden ise, Allah'ın
gazabının kendi üzerine olmasını ister.
10. Ya üzerinizde Allah'ın bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, bir de
Allah tevbeyi çok kabul eden ve hikmet sahibi olmasaydı!..
11. Haberiniz olsun ki, o iftirada bulunanlar, sizden bir takımdır. Onu
hakkınızda bir şer sanmayın! Bilakis o, sizin için bir hayırdır.
Onlardan her kişiye kazandığı günah nisbetinde ceza vardır. Günahın
büyüğünü yüklenene de büyük bir azap vardır.
12. Ne vardı, onu işittiğiniz zaman mümin erkeklerle mümin kadınlar
kendi kendilerine hüsnü zanda bulunup: "Bu açık bir iftiradır!"
deselerdi?
13. Ona dört şahit getirselerdi ya, madem ki şahit getiremediler, o
halde onlar Allah katında yalancılardan ibarettirler.
14. Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti üzerinizde
olmasaydı, daldığınız yaygarada size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.
15. Hani siz, onu dillerinizle birbirinize yetiştiriyor, ağızlarınızla
hiçbir bilgi sahibi olmadığınız birşeyi söylüyor ve onu kolay
sanıyordunuz. Halbuki o Allah katında büyük bir günahtır.
16. Onu duyduğunuz da: "Bunu söylemek bize yakışmaz, haşa bu büyük bir
iftiradır." deseydiniz ya!
17. Böyle birşeyi asla bir defa daha tekrarlamayasınız diye Allah size
öğüt veriyor; eğer iman etmiş iseniz.
18. Ve Allah, size ayetlerini açıklıyor. Allah, herşeyi bilendir,
hikmet sahibidir.
19. Müminler arasında edepsizce sözlerin yayılmasını arzu edenler için
dünyada ve ahirette acı bir azap vardır. Allah, onları bilir, siz
bilemezsiniz.
20. Ya üzerinizde Allah'ın bol nimeti ve rahmeti olmasaydı; bir de
Allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı!..
21. Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın! Her kim şeytanın
adımlarına uyarsa, şunu bilsin ki o, çirkin ve kötü şeyler emreder.
Allah'ın size karşı lütfu ve rahmeti olmasaydı, içinizden hiçbiri asla
temize çıkamazdı; fakat Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah,
herşeyi işiten, herşeyi bilendir.
22. Bir de içinizden nimet ve varlık sahibi kişiler, yakınlarına,
yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vergisini vermekte kusur
etmesinler, affetsinler, kusurlarına aldırmasınlar! Allah'ın sizi
bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, bağışlayandır, merhamet
sahibidir.23. Şüphe yok ki, namuslu, kötülükten habersiz mü'min kadınlara zina
suçu atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir ve onlara büyük bir
azap vardır.
24. Dilleri, elleri ve ayaklarının yaptıklarına şahitlik edecekleri
gün,
25. O gün Allah, onlara gerçek cezalarını tamamen verecek ve onlar,
Allah'ın apaçık Hak olduğunu bileceklerdir.
26. Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara; namuslu
kadınlar namuslu erkeklere, namuslu erkekler namuslu kadınlara yaraşır.
Bunlar, (namuslular) onların dediklerinden çok uzaktırlar. Kendilerine
bir bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.
27. Ey iman edenler, kendi odalarınızda (evlerinizden) başka evlere,
sahiplerinden izin almadan ve onlara selam vermeden girmeyin! Bu, sizin
için daha hayırlıdır. Ola ki, düşünürsünüz.
28. Eğer orada bir kimse bulamazsanız, size izin verilmedikçe içeri
girmeyin ve eğer size "Dönün." denilirse dönün; o sizin için daha
temizdir. Allah, bütün yaptıklarınızı bilir.
29. Meskun olmayan ve içinde bir yararlanma selahiyetiniz olan odalara
(evlere) girmenizde size bir sakınca yoktur. Allah, açıkladıklarınızı
da bilir, gizlediklerinizi de.
30. Mü'min erkeklere söyle, gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını
(apışlarını) korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Muhakkak Allah,
bütün yaptıklarından haberdardır.
31. Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını
korusunlar: görünmesi zaruri olanların dışında zinetlerini açmasınlar
ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar; zinetlerini,
kocalarından veya babalarından yahut kayın babalarından yahut
oğullarından yahut üvey oğullarından yahut kardeşlerinden yahut kardeş
oğullarından yahut kız kardeş oğullarından yahut kendi kadınlarından
yahut sahibi bulundukları cariyelerden veya uyuntu (şehvetten yoksun)
erkek hizmetçilerden veya henüz kadınların şehvet uyarıcı taraflarından
habersiz çocuklardan başkasına göstermesinler; gizledikleri zinetleri
bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey mü'minler, hepiniz Allah'a
tevbe edin ki, mutluluğu bulabilesiniz.
32. Bir de sizden olan dulları ve kölelerinizden, cariyelerinizden
doğru gidenleri evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onlara fazlından
zenginlik verir. Allah, nimeti bol olan, herşeyi bilendir.
33. Evlenme imkanı bulamayanlar, Allah kendilerini lütfundan
zenginleştirinceye kadar iffetli kalmaya çalışsınlar, sahibi
bulunduğunuz köle ve cariyelerden , kendi bedellerini ödeyip azad
edilmek için anlaşma yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır
biliyorsanız, hemen yazılı anlaşma yapın ve Allah'ın size verdiği
maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici varlığını kazanacaksınız
diye, sakın namuslu kalmayı dileyen cariyelerinizi fuhuşa zorlamayın.
Her kim de onları fuhuşa zorlarsa, şüphesiz ki Allah, onların zorla bu
işe sürüklenmesinden sonra, onları bağışlar, merhamet eder.
34. Andolsun ki, size açıklayıcı ayetler, sizden önce geçenkilerinki
kabilinden bir örnek ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik.
35. Allah göklerin ve yerin nurudur. O'nun nuru içinde bir kandil
bulunan bir oyma hücre misalidir. Kandil, bir sırça içindedir. Bu sırça sanki inciden bir yıldızdır; ne doğuya, ne de batıya nisbet edilen
mübarek bir zeytin ağacından tutuşturulur. Onun yağı hemen hemen ateş
dokunmasa bile ışık verir; nur üstüne nur! Allah, dilediğini kendi
nuruna yönettir ve insanlara birçok misaller verir. Allah, herşeyi
bilendir.
36. O evlerdeki, Allah onların yüceltilmesine ve kendi adının içlerinde
anılmasına izin vermiştir. Onlarda sabah ve akşam üstleri O'nu tesbih
ederler.
37. Nice erler ki, ne ticaret, ne de alışveriş kendilerini Allah'ı
anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz; onlar,
kalplerin ve gözlerin kıvranacağı günden korkarlar.
38. Çünkü Allah, kendilerini yaptıkları işlerin en güzeli ile
mükafatlandıracak, onlara lütfundan daha fazlasını da bahşedecektir.
Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.
39. Küfredenlerin yaptıkları ise, engin bir çöldeki serap gibidir.
Susayan onu bir su sanır. Nihayet yanına vardığı zaman onu birşey
bulmaz da yanında vicdanı Allah'ı bulur ve O da onun hesabını tamamıyla
görür. Allah, hesabı çok süratli olandır.
40. Ya da (küfredenlerin yaptıkları) derin bir denizdeki karanlıklar
gibidir ki, onu bir dalga bürümüştür; üstünde bir dalga, onun üstünde
de bir bulut bulunmaktadır;kısacası üstüste yığılmış karanlıklar. Elini
çıkardığı zaman, onu görme ihtimali bile yoktur. Allah, her kime bir
aydınlık vermediyse. artık onun için hiçbir aydınlık yoktur.
41. Baksana gerçekten Allah, o göklerdeki ve yerdeki kimseler, diziler
halinde kanat çırpıp süzülen kuşlar hep O'nun için tesbih ediyorlar.
Hepsi gerçekten duasını ve tesbihini bilmiştir. Allah da onların bütün
yaptıklarını biliyor.
42. Bütün o göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır; hem bütün gidiş
O'nadır.
43. Baksana şu gerçeğe, Allah bir bulut sevk ediyor, sonra onun
açıklığını birleştiriyor, sonra onu yoğunlaştırıyor da sen onun içinden
yağmurun çıktığını görüyorsun. Bir de gökten, ondaki dağlardan bir dolu
yağdırıyor ve onu dilediğine isabet ettiriyor, dilediğinden
uzaklaştırıyor. Şimşeğinin parıltısı da neredeyse gözleri alıverecek.
44. Allah gece ile gündüzü ardarda çeviriyor. Şüphe yok ki, bunlarda
gözü olanlar için kesin bir ibret vardır.
45. Allah her hayvanı bir sudan yarattı. öyle iken kimi karnı üzerinde
yürür, kimi iki ayak üstünde yürür, kimi de dört ayak üstünde yürür.
Allah, dilediğini yaratır. Şüphesiz ki Allah, her şeye gücü yetendir.
46. Andolsun ki, gerçekten açıklayıcı ayetler indirdik. Allah,
dilediğini doğru bir caddeye iletir.
47. Bir de: "Allah'a ve peygamberine inandık ve itaat ettik." diyorlar.
Sonra onlardan bir kısmı bunun arkasından yan çiziyorlar. Onlar mü'min
değillerdir.
48. Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne çağrıldıklarında bir
de bakarsın bunlardan bir kısmı çekiniyorlar.
49. Eğer hak kendilerinden yana ise, baş eğerek ona gelirler.50. Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa Allah ve Resulünün
kendilerine haksızlık edeceğinden kuşkulandılar, ya da korktular mı?
Hayır, kendileri asıl zalimlerdir.
51. Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne çağrıldıkları zaman
mü'minlerin sözü ancak: "İşittik ve itaat ettik." demeleridir. İşte
bunlar, kurtuluş bulacak olanlardır.
52. Kim Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'tan korkar ve O'na
sığınırsa, işte murada erecek olanlar bunlardır.
53. Ötekiler (münafıklar), kendilerine emrettiğin takdirde hemen
tereddüt etmeden çıkıp gideceklermiş diye, Allah'a en kuvvetli
yeminleri ile yemin ettiler. De ki: "Yemin etmeyin! Sizin ki bilinen
bir itaattir! Allah, kesinlikle bütün yaptıklarınız ve
yapacaklarınızdan haberdardır.
54. De ki: "Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin!" Eğer yine
dinlemezseniz artık onun yükümlülüğü, kendisine yükletilen görevi
yapmak, sizin üstünüze düşen de size yükletilen görevleri yerine
getirmektir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygamberin
görevi ise yalnızca açık bir tebliğdir.
55. Allah sizden iman edip güzel işler yapanlara, kendilerinden
öncekileri yaptığı gibi onları da muhakkak yeryüzünün hükümranları
yapacağına, onlara kendiler çin hoş gördüğü dinlerini kuvvetle icra
etme gücü vereceğine, kesinlikle onları korkularının arkasından
güvenceye erdireceğine dair, yeminle söz verdi. Onlar, hakkımda hiçbir
şeyi ortak koşmayarak yalnızca Bana ibadet edeceklerdir. Artık bundan
sonra kim nankörlük ederse, onlar fasıkların ta kendileridir!
56. Bir de namazı kılın, zekatı verin ve peygambere itaat edin ki
rahmete erdirilesiniz.
57. Sakın o küfredenlerin yeryüzünde aciz bırakabilecekrini sanma!
Onların varacakları yer ateştir! Şüphesiz o, pek kötü bir gidiştir!
58. Ey iman edenler, sahibi olduğunuz köleleriniz ve henüz erginlik
çağına girmemiş olan çocuklarınız,(odanıza girmek için) sizden üç
vakitte izin istesinler; sabah namazından önce, öğle sıcağında
elbisenizi çıkardığınız sırada ve yatsı namazından sonra. Bunlar, sizin
için üç eksikli (açık bulunabileceğiniz) vakittir. Bunların dışında ne
size, ne de onlara bir günah yoktur; çevrenizde dolaşırlar,
birbirinizle iç içesinizdir. İşte böyle, Allah size ayetlerini
açıklıyor. Allah , herşeyi bilendir, hikmet sahibidir.
59. Sizden olan çocuklar da erginlik çağına girince kendilerinden
öncekilerin izin istediği gibi, izin istesinler. İşte böyle Allah size
ayetlerini açıklıyor. Allah herşeyi bilendir, hikmet sahibidir.
60. Nikah ümidi kalmayan oturmuş kadınların, bir zinet ile gösterişe
çıkmamaları şartıyla çarşaflarını bırakmalarında kendilerine bir günah
yoktur; ancak iffet adabınca sakınmaları kendileri için daha
hayırlıdır. Allah işitendir, herşeyi bitendir.
61. Köre sakınca yoktur, topala sakınca yoktur, hastaya sakınca yoktur;
size de kendi evlerinizden veya babalarınızın evlerinden veya
analarınızın evlerinden veya erkek kardeşlerinizin evlerinden veya kız
kardeşlerinizin evlerinden veya amcalarınızın evlerinden veya
halalarınızın evlerinden veya dayılarınızın evlerinden veya
teyzelerinizin evlerinden yahut anahtarlarına sahip olduğunuz evden
veya dostunuzun evinden yemenizde bir sakınca yoktur. Gerek topluca,gerekse ayı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. halde evlere
girdiğiniz zaman Allah'tan mübarek, hoş bir sağlık dileği olmak üzere
birbirinize selam verin! İşte böyle, Allah size ayetlerini açıklıyor,
akıl erdiresiniz diye.
62. Mü'minler, ancak Allah'a ve peygamberine iman etmişlerdir. Toplu
bir iş için yanında bulundukları zaman, ondan izin almadan ayrılıp
gitmezler: Gerçekte senden izin isteyenler, Allah'a ve Resulüne
inananlardır. Bunun için, bazı işleri sebebiyle senden izin
istediklerinde, onlardan dilediğine izin ver ve Allah'tan
bağışlanmalarını dile! Şüphe yok ki, Allah çok bağışlayıcıdır, merhamet
sahibidir.
63. Peygamberin size yaptığı çağrıyı, birbirinize yaptığınız çağrı gibi
değerlendirmeyin! İçinizden birbirini siper ederek sıvışıp sıvışıp
gidenleri Allah mutlaka biliyor. Artık onun emrine aykırı davrananlar,
başlarına bir fitnenin veya acı bir azabın gelmesinden çekinsinler!
64. Uyanın, göklerde ve yerde ne varsa hep Allah'ındır. O, sizin
bulunduğunuz durumu mutlaka bilir. Hele O'na döndürülecekleri günde ne
yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah herşeyi hakkıyla
bilendir.
**************************************
SURA 25. FURKAN SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Furkan'ı alemlere bir uyarıcı olsun diye, kuluna indiren (Allah) ne
yücedir!
2. O, göklerin ve yerin hakimiyeti kendisinin olandır, hiçbir oğul
edinmemiştir ve mülkünde hiçbir ortağı da yoktur; herşeyi yaratmış ve
herbirini bir takdir ile belirleyip hepsinin mukadderatını
hazırlamıştır.
3. Böyle iken O'ndan başka bir takım tanrılar edindiler ki, hiçbir şey
yaratamazlar, bilakis kendileri yaratılıp duruyorlar; kendilerine ne
bir zarar, ne de bir yarar verme gücüne sahiptirler; ne öldürmeye, ne
de öldükten sonra diriltmeye güçleri yeter.
4. Küfredenler: "Bu yalnızca onun uydurduğu bir iftiradır. ona başka
bir topluluk da yardım da bulunmuştur bu hususta." dediler. Bunlar,
gerçekten haksızlık ve iftiraya saptılar.
5. Yine dediler ki: "Bu eskilerin masallarıdır, onları yazdırtmış da
akşam sabah onlar kendisine okunuyor."
6. De ki: "Onu göklerdeki ve yerdeki sırrı bilen indirdi. Gerçekten O,
çok bağışlayandır, merhamet edendir."
7. Bir de: "Bu nasıl peygamberdir ki, yemek yiyor ve çarşılarda
dolaşıyor? Ona bir melek indirilip de beraberinde bir yaver, bir
savulcu olsa ya?
8. Veya ona bir hazine bırakılsa ya da onun güzel bir bahçesi olsa da
ondan yese ya!" dediler. Yine o zalimler: "Siz, yalnız büyülenmiş bir
adama tabi oluyorsunuz!" dediler.
9. Bak, senin hakkında ne kıyaslar, ne temsiller yaptılar da çıkmaza
saptılar, artık hiçbir yol bulamazlar.
10. Öyle yücedir O ki, dilerse sana ondan daha hayırlısını verir;
altından ırmaklar akan cennetler verir ve sana köşkler de yapar! 11. Fakat onlar kıyameti yalanladılar ve Biz de o kıyamete yalan
diyenlere çılgın bir ateş hazırladık.
12. O ateş onları uzak bir yerden gördüğü zaman, ona özgü bir
hışımlanma ve uğultu duyarlar.
13. Ve çatılıp çatılıp onun dar bir yerine atıldıkları zaman, orada
"yetiş ey helak (bizi kurtar)" diye helake haykırırlar!
14. Bugün bir helaka haykırmayın, çok helaka haykırın!
15. De ki: "O mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va'dolunan
sonsuzluk cenneti mi? O, kendilerine bir mükafat ve varacakları yer
olarak hazırlanmıştır.
16. Onlara orada bütün istedikleri vardır, hem de orada sonsuza dek
kalacaklardır. Bu, Rabbinin üzerinde yerine getirilmesi istenecek bir
vaaddir.
17. Hele onları ve Allah' tan başka taptıkları şeyleri bir araya
toplayıp: "Siz mi saptırdınız kullarımı, yoksa kendileri mi yoldan
saptılar?" diyeceği gün,
18. onlar: "Seni tenzih ederiz, Senden başka dostlar edinmemiz bize
yakışmazdı; fakat Sen, onları ve atalarını zevke daldırdın ki, zikri
(ni) unuttular ve helaka giden bir topluluk oldular!" diyeceklerdir.
19. Demek ki, sizi sözünüzde yalancı çıkarmışlardır. Artık ne azabı
savmaya, ne de bir yardıma çare bulamayacaksınız ve içinizden her kim
zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız!
20. Biz, senden önce de peygamberleri başka türlü göndermedik, kuşkusuz
onlar da yemek yiyorlar ve çarşılarda yürüyorlardı. Bir de kiminizi
kiminize bir imtihan aracı yaptık ki, bakalım sabredecek misiniz?
Rabbin, herşeyi hakkıyla görendir.
21. Bununla beraber karşımıza çıkacaklarını ümit etmeyenter: "O
melekler üzerimize indirilse yahut Rabbimizi görsek ya." dediler.
Andolsun ki, onlar kendilerini büyük gördüler, büyük azgınlık ettiler.
22. Melekleri görecekleri gün, suçlulara o günde hiçbir sevinç haberi
yoktur. Ve "Yasak yasak !"diyeceklerdir.
23. Varmışız onların yaptığı her işi, etrafa saçılmış zerrelere
çevirmişizdir.
24. O gün cennetliklerin kaldıkları yer çok iyi, dinlendikleri yer pek
güzeldir.
25. Göğün bulutlar ile yarılacağı meleklerin de bölük bölük indirildiği
gün;
26. hükümranlık o gün, elbette Rahman'ındır; kafirler için ise çok
zorluklu bir gün olur.
28. O gün zalim kimse ellerini ısıracak ve şöyle diyecek: "Eyvah! Keşke
peygamberin maiyyetinde bir yol tutsaydım!
28. Eyvah! Keşke falancayı dost edinmeseydin!
29. Bana geldikten sonra Kur'an, vallahi o beni saptırdı." Öyle ya
şeytan insanı yapayalnız, yardımsız bırakır.
30. Peygamber de dedi ki: "Ey Rabbim, kavmim bu Kur'an'ı bir kenara
itip bıraktılar"31. Ve işte Biz böyle her peygamber için suçlulardan bir düşman
yapmışızdır. Fakat yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
32. Yine o inkar edenler dediler ki: "O Kur'an ona hep birden
indirilseydi yal" Biz onu kalbine iyi yerleştirmek için böyle indirdik
ve onu mükemmel bir okuyuşla ağır ağır okuduk.
33. Hem onlar sana karşı herhangi bir mesel ile gelmezler ki, Biz sana
(ona karşılık) gerçeği ve en güzel yorumu getirmiş olmayalım.
34. O yüzleri üstü cehenneme toplanacaklar, yerleri en kötü, yolları en
sapık olanlardır.
35. Andolsun ki, Musa'ya Kitab'ı verdik, kardeşi Harun'u da yardımcısı
yaptık.
36. "Haydi ayetlerimizi yalan diyen o kavme gidin!" dedik; sonunda o
kavmi yerle bir ederek helak ettik.
37. Nuh kavmini de, peygamberleri inkar ettiklerinde, suda boğduk ve
kendilerini insanlara bir ibret yaptık. Zalimlere de acı bir azap
hazırladık.
38. Ad'ı, Semüd'u Ress halkını ve bunlar arasında (gelip geçen) birçok
nesilleri de (helak ettik).
39. Ki onların her birine öğüt olarak örnekler vermiştik; (sonunda) her
birini mahv ve perişan ettik de ettik.
40. Andolsun ki, o afet yağmuruna tutulan memlekete de vardılar. Artık
onu da görüyor değiller mi? Doğrusu yeniden dirilmeyi ümit
etmiyorlar,uyanmak istemiyorlardı.
41. Seni gördükleri zaman da, sadece alaya alıyorlar: "Bu mu Allah'ın
peygamber olarak gönderdiği?" diyorlar.
42. "Sahi be! Az kalsın bizi tanrılarımızdan saptıracaktı, onlara
tapmakta direnmemiş olsaydık!" diyorlar. Fakat ileride azabı
görecekleri gün kimin yolunun daha sapık olduğunu bilecekler.
43. Gördün mü o tanrısını canının istediği edineni? Artık ona sen mi
vekil olacaksın?
44. Yoksa sen onların çoğunun işittiklerini veya kavradıklarını mı
sanıyorsun? Onlar sırf hayvan gibi, hatta gidişçe daha sapkındırlar.
45. Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi? Dileseydi
elbette onu hareketsiz de kılardı. Sonra Biz güneşi ona nasıl delil
kılmışız?
46. Sonra da tutup onu azar azar nasıl kendimize almaktayız.
47. Size geceyi geygi (örtü), uykuyu dinlenme, gündüzü de yeni bir
hayat kılan O'dur.
48. Yine O, rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci olarak göndermekte ve
Biz, gökten tertemiz bir su indirmekteyiz ki,
49. bununla ölü bir beldeyi diriltelim ve yarattığımız nice hayvan
sürülerini ve bir çok insan kümelerini sulayalım.
50. Andolsun ki onu aralarında, düşünsünler ve ibret alsınlar diye
evirip çevirmekteyiz. Yine de insanların çoğu dayatmakta ve
nankörlükten başkasına yanaşmamaktadır.
51. Dileseydik elbette her köye bir uyarıcı gönderirdik.52. Madem ki, yalnız seni gönderdik. O halde kafirlere uyma ve bununla
(Kur'an ile) onlara cihad et, büyük cihad!
53. İki denizi birbirine salıveren O'dur. Şu tatlı, yürek tazeler, şu
da tuzlu, çorak; aralarına da bir berzah (dil) ve bir hicri mehcür
(kıstak) koymuştur.
54. Sudan bir insan yaratıp da ona bir soy ve hısımlık getiren O'dur.
Rabbimin her şeye gücü yeter.
55. Böyle iken onlar Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda, ne zarar
veremeyecek şeylere tapıyorlar; kafir ise Rabbine karşı uğraşıp
duruyor.
56. Halbuki seni ancak bir müjdeci ve uyancı olarak gönderdik
57. De ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret değil, ancak Rabbine doğru
bir yol tutmak isteyen kimseler (olmanızı) istiyorum."
58. Sen ölmeyecek olan diriye güven de O'nu hamd ile tesbih et!
Kullarının günahlarına O'nun haberdar olması yeter.
59. O ki, gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattı; sonra
Arş üzerine hükümranlığını kurdu; O Rahmandır; hadi ne dileyeceksen O
herşeyi bilenden dile!
60. Ama onlara "Rahma'na secde edin!" denildiği zaman, "Rahman da
neymiş?" Bize emrediyorsun diye secde mi ederiz?" dediler; ve bu daha
ziyade vahşetlerini artırdı.
61. Ne kutlu, ne yücedir, O ki gökte burçlar yaptı, içlerinde bir
kandil, bir de nurlu bir ay astı!
62. Yine O, düşünmek veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü
birbiri ardınca getirdi.
63. Ve Rahman'ın kullan: O kimseler ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler
ve cahiller kendilerine laf attıkları zaman "Selametle!" derler;
64. ve onlar ki, Rablerine secdeler, kıyamlar ederek yatarlar.
65. Ve onlar ki: "Ey Rabbimiz, cehennem azabını bizden sav(uştur)!
Gerçekten onun azabı defedilemez bir beladır.
66. Gerçekten o ne kötü durulacak bir yer; ne kötü bir ikametgah!"
derler.
67. Ve onlar ki, harcadıkları vakit israf etmezler, pintilik de
yapmazlar; ikisi arasında dengeli giderler.
68. Ve onlar ki, Allah ile beraber başka bir tanrıya dua etmezler;
Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina da etmezler;
kim bunları yaparsa ağır bir cezaya çarpılır.
69. Kıyamet günO azabı katlanır ve orada ebediyyen hor ve hakir olarak
kalır;
70. ancak tevbe ve iman edip, iyi amel işleyenler başka; çünkü bunların
kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Ve Allah çok bağışlayan ve
merhamet edendir.
71. Ve her kim tevbe edip iyi davranışta bulunursa, muhakkak o tevbesi
kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
72. Ve onlar ki, yalana şahitlik etmezler, anlamsız, boş bir şeye
rastladıkları zaman vakar içinde geçer (gider)ter.73. Ve onlar ki Rablerinin ayetleri hatırlatılınca, kör ve sağır üstüne
yıkılıp yatmazlar.
74. Ve onlar ki: "Ey Rabbimiz, lütfunla bizlere eşlerimizden,
çocuklarımızdan göz aydınlıkları ihsan buyur ve bizi takva sahiplerine
önder kıl!" derler.
75. İşte hep bunlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı
ile mükafatlandırılacaklar; orada sağlık ve selam ile karşılanacaklar.
76. Orada ebedi kalacaklar; ne güzel durulacak bir yer, ne güzel bir
makam!
77. De ki: "Duanız olmasa Rabbim size ne kıymet verir?" Demek ki,
yalanladılar! O halde yarın ceza (yakalarına) yapışacak!
********************************************
SURA 26. SUARA SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Ta, Sin, Mim.
2. Bunlar sana o apaçık Kitab'ın ayetleridir!
3. Onlar iman etmeyecekler diye, neredeyse sen kendine kıyacaksın.
4. Dilersek üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiriveririz de ona
boyunları eğile kalır.
5. Bununla beraber Rahman'dan kendilerine yeni bir öğüt gelmiyor ki,
ondan yüz çevirmiş olmasınlar.
6. Evet, yalanlamaktalar; fakat onlara alay edip durdukları şeyin
dehşet veren haberleri gelecektir.
7. Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz onda her güzel çiftten nice
bitkiler bitirmişiz.
8. Şüphesiz ki, bunda mutlak bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
9. Şüphesiz ki, Rabbin, gerçekten güçlü, çok merhametlidir.
10. Bir vakit Rabbin Musa'ya şöyle seslendi: "Git o zalim kavme!"
11. "Firavun kavmine, artık sakınmayacaklar mı!"
12. (Musa) dedi ki:"Ya Rab, doğrusu korkarım ki, beni yalanlarlar;
13. ve göğsüm daralır, dilim açılmaz, onun için Harun'a da peygamberlik
ver!
14. Bir de onlara karşı suçluyum; ondan dolayı beni öldürürler diye
korkarım.
15. (Allah) "Hayır" (endişe etme), "haydi ikiniz ayetlerimizle gidin;
muhakkak Biz sizinle beraberiz (olup bitenleri) dinliyoruz,
16. haydin Firavun'a varın da deyin ki: "İnan ki biz alemlerin Rabbinin
elçisiyiz;
17. İsrail oğullarını bizimle beraber salıver."
18. (Firavun) dedi ki: "A! Biz seni çocukken bizde büyütmedik mi?
ömrünün bir çok yıllarını aramızda geçirdin;
19. hem de o yaptığın (kötü) işi yaptın; o halde sen o nankör
kafirlerdensin!" 20. (Musa) dedi ki: "O işi o zaman yaptım, şaşkınlardandım.
21. Sizden korkunca da aranızdan kaçtım; derken Rabbim bana hüküm
lütfetti ve beni peygamberlerden kıldı.
22. O başıma kaktığın nimet de İsrail oğullarını kul köle edinmiş
olmandır!"
23. Firavun: "Alemlerin Rabbi de ne demek?" dedi.
24. (Musa): "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki herşeyin Rabbidir;
eğer gerçeği kesin olarak görüyorsanız."dedi.
25. (Firavun) etrafındakilere: "Dinlemez misiniz?" dedi.
26. (Musa): "O, sizin Rabbiniz ve daha önceki atalarınızın Rabbidir
dedi.
27. (Firavun): "Size gönderilen elçiniz mutlaka delidir." dedi.
28. (Musa): "O, doğunun, batının ve bunların arasındaki herşeyin
Rabbidir, eğer düşünüyorsanız." dedi.
29. (Firavun): "Andolsun ki, eğer benden başkasını tanrı edinirsen,
seni kesinlikle zindana kapatılmışlardan ederim?" dedi.
30. (Musa Firavun'a): "Sana apaçık bir şey (delil) getirdimse de mi?"
dedi.
31. (Firavun): "Haydi onu getir bakayım, doğrulardan isen" dedi.
32. Bunun üzerine (Musa) asasını bırakıverdi; apaçık bir ejderha
oluverdi;
33. bir de elini (koynundan) çekti çıkardı, o da bakanlara bembeyaz
oluverdi.
34. (Firavun) etrafındaki topluluğa: "Bu gerçekten bilgiç bir sihirbaz!
35. Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?"
dedi.
36. Dediler ki: "Bunu ve kardeşini alıkoy! Şehirlere de toplayıcılar
gönder;
37. bütün bilgiç sihirbazları getirsinler!"
38. Böylece tesbit edilen bir günün belli bir vaktinde sihirbazlar
toplandılar
33. ve halka: "Siz de toplanır mısınız?" denildi.
40. "şayet üstün gelirlerse, herhalde bizler sihirbazlara uyacağız."
dediler.
41. Sihirbazlar Firavun'a geldiklerinde: "Şayet biz galip gelirsek,
bize muhakkak bir mükafat vardır değil mi?" dediler.
42. (Firavun): "Evet, hem siz o vakit benim en yakınlarımdan
olacaksınız." dedi.
43. Musa onlara: "Siz ne atacaksanız atın!" dedi.
44. Hemen iplerini ve sopalarını ortaya attılar ve: "Firavun'un
yüceliği hakkı için şüphesiz biz üstün geleceğiz." dediler.
45. Musa da asasını (yere) koyuverdi, bir de ne görsünler, onlar her ne
dolap çeviriyorlarsa (bütün uydurduklarını) yutuyor.46. Derhal sihirbazlar secdeye kapandılar;
47. "İman ettik alemlerin Rabbine;
48. Musa ve Harun'un Rabbine!" dediler.
49. (Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz!
Anlaşıldı ki, o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! O halde kesinlikle
yakında anlayacaksınız;çaresiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama
kestireceğim, hepinizi muhakkak çarmıha gerdireceğim!"
50. (Büyücüler) dediler ki: "Zararı yok, mutlaka biz Rabbimize
döneceğiz.
51. Herhalde biz mü'minlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin bize
mağfiret buyuracağını ümit ederiz.
52. Musa'ya şunu vahyettik: "Kullarımı geceleyin yürüt (yola çıkar);
çünkü takip edileceksiniz."
53. Firavun da şehilere asker toplayıcılar gönderdi;
54. "Bunlar, şüphe yok ki küçük ve önemsiz bir toplulukturlar;
55. fakat hakkımızda çok kin ve nefret besliyorlar;
56. biz ise uyanık ve tedbirli topluluk bulunuyoruz." diyordu.
57. Böylece Biz onları bahçelerden, pınarlardan,
58. hazinelerden ve güzel makamlardan çıkardık.
59. ve onlan İsrail oğullarına miras kıldık.
60. Derken (Firavun ve askerleri) güneş doğmuştu ki, arkalarına
düştüler.
61. İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın arkadaşları: "Yakalandık"
dediler.
62. (Musa): "Hayır! asla! Rabbim muhakkak benimledir, bana yolunu
gösterecektir" dedi.
63. Bunun üzerine Musa'ya: "Vur asan ile denize." diye vahyettik;
vurunca bir infilak etti, her bölük koca birdağ oluverdi,
64. ötekileri de buraya yanaştırmıştık.
65. Musa'yı ve beraberindekileri tamamen kurtardık,
66. sonra da ötekileri boğduk.
67. Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır; fakat çokları inanmadı.
68. Ve şüphesiz ki Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir.
69. Onlara İbrahim'in kıssasını da oku!
70. O bir vakit babasına ve kavmine: "Siz neye tapıyorsunuz?" dedi.
71. "Bir takım putlara taparız da, onlar sayesinde toplanırız."
dediler.
72. (İbrahim) dedi. Dua ettiğiniz vakit onlar işitirler mi;
73. veya size bir fayda yahut bir zarar verirler mi?"
74. "Hayır, biz atalarımızı böyle yaparken bulduk." dediler.75. 76. (İbrahim) dedi ki: "Siz ve sizden önceki atalarınızın neye
taptıklarını şimdi gördünüz?
77. Onların hepsi benim düşmanımdır; alemlerin Rabbi hariç;
78. O ki, beni yarattı, sonra da bana o doğru yolu gösterir;
79. O ki, beni yedirir, içirir.
80. Hastalandığım zaman O bana şifa verir.
81. O ki, beni öldürür, sonra beni yine diriltir.
82. Ve O ki, ceza gününde günahlarımı bağışlamasını ümit ederim.
83. Ya Rab, bana bir hüküm ver ve beni iyiler zümresine kat!"
84. "Ve bana gelecekler içinde güzel bir nam tahsis eyle!
85. Ve beni Naim cennetinin varislerinden eyle!
86. Babamı da bağışla; çünkü o yanlış gidenlerdendir.
87. Yaratıkların diriltilecekleri gün, beni utandırma,
88. O gün ki, ne mal fayda verir, ne oğullar!
89. Ancak Allah'a temiz bir kalp ile varan başka!"
90. Cennet takva sahiplerine yaklaştırılmıştır.
91. Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.
92. Ve bunlara: "Hani nerede o taptıklarınız,
93. Allah'tan başka; nasıl size yardım ediyorlar mı veya kendilerini
kurtarıyorlar mı?" denilmekte.
94. Ve arkasından hep onlar ve azgınlar o cehennemin içine
fırlatılmaktadırlar.
95. Ve bütün o iblis orduları.
96. onun içinde birbirleriyle çekişirlerken şöyle demektedirler:
97. "Vallahi biz, doğrusu açık bir sapıklık içindeymişiz.
98. Çünkü sizi alemlerin Rabbi seviyesinde tutuyorduk.
99. Ve bizi hep o suçlular şaşırmıştı.
100. Bak şimdi bizim için ne şefaatçiler var,
101. ne de sadık bir dost!
102. Bari bizim için geriye (dünyaya) dönme imkanı olsaydı da,
mü'minlerden olsaydık."
103. Şüphesiz bunda mutlaka alınacak bir ders vardır;öyle iken çoğu
inanmadı.
104. Ve şüphesiz ki, Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir.
105. Nuh kavmi, gönderilen peygamberleri yalanladı,
106. kardeşleri Nuh onlara şöyle dediği vakit:"Siz Allah' tan korkmaz
mısınız?
107. Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir
peygamberim.
108. Gelin Allah'tan korkun, bana itaat edin!109. Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım
ancak alemlerin Rabbine aittir.
110. Gelin Allah'tan korkun, bana itaat edin!"
111. "A! Senin ardına hep o reziller düşmüşken, biz sana hiç inanır
mıyız?" dediler.
112. (Nuh) "Benim onları ne yaptıklarına dair ne bilgim olabilir?
113. Sizin şuurunuz olsa onların hesabının ancak Rabbime ait olduğunu
bilirdiniz.
114. Hem ben iman edenleri kovmaya me'mur değilim.
115. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." dedi.
116. Dediler ki: "Ey Nuh, eğer vazgeçmezsen, kesinlikle taşlanmışlardan
olacaksın!"
117. (Nuh): "Ey Rabbim, anlaşıldı ki, kavmim beni yalanladılar.
118. Artık benimle onların arasını nasıl ayırt edeceksen et de,beni ve
beraberimdeki müminleri kurtar!" dedi.
119. Bunun üzerine Biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide
taşıyarak kurtardık.
120. Sonra da arkasında kalanları boğuverdik.
121. Şüphesiz bunda mutlak bir ibret vardır; öyle iken çoğu iman
etmedi.
122. Ve şüphesiz ki Rabbin, çok güçlü, çok merhametlidir.
123. Ad (kavmi de) gönderilen peygamberleri yalanladı.
124. Kardeşleri Hud o zaman onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan
korkmaz mısınız?
125. Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir
peygamberim.
126. Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin!
127. Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım
ancak alemlerin Rabbine aittir.
128. Siz her tepeye bir alamet bina edip eğlenir durur musunuz?
129. Ebedi kalacakmışsınız gibi bir takım sanayiler ediniyorsunuz.
130. Hem tuttuğunuz vakit, merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz.
131. Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
132. O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri verdi.
133. 134. Size davarlar, oğullar, cennet gibi bağlar, bahçeler,
pınarlar verdi.
135. Cidden ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."
136. Dediler ki: "Sen ha öğüt vermişsin, ha öğüt verenlerden
olmamışsın, bizce birdir.
137. Bu sadece eskilerin adetidir
138. Biz azaba uğratılacak değiliz."139. O'nu yalanladılar; Biz de kendilerini helak ediverdik. Şüphesiz
bunda mutlak bir ibret vardır, ama çokları iman etmedi.
140. Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten O, çok göçlü ve çok
merhametlidir.
141. Semüd (kavmi) de gönderilen peygamberleri yalanladı.
142. Kardeşleri Salih o zaman onlara şöyle demişti : "Allah'tan korkmaz
mısınız?
143. Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir
peygamberim.
144. Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
145. Buna karşı ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım ancak
alemlerin Rabbine aittir.
146. Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız:
147. cennetler, pınarlar,
148. salkımları sarkmış hurmalar, ekinler içinde?
149. Ki bir de dağlardan keyifli keyifli evler yontuyorsunuz?
150. Gel'" Allah'tan korkun da bana itaat edın.
151. İtaat etmeyin o kimselere
152. ki, yeryüzünü fesada verirler de ıslah etmezler."
153. Dediler: "Sen iyice büyülenmişlerden birisisin;
154. Sen de bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin; haydi bir
ayet (mucize) getir, eğer doğru konuşanlardan isen!"
155. (Salih): "İşte (o mucize) bir dişi deve; su hakkı bir (gün) ona,
belli bir günün su hakkı da size;
156. sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün
azabı yakalar." dedi.
157. Derken onu vurdular, fakat pişman oldular;
158. çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda (alıncak) bir
ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
159. Ve şüphesiz Rabbin gerçekten, O, çok güçlü ve çok merhametlidir.
160. Lut kavmi de gönderilen peygamberleri yalanladı.
161. Kardeşleri Lut o zaman onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan
korkmaz mısınız?
162. Haberiniz olsun, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
163. Gelin Allah'tan korkunda bana itaat edin.
164. Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım
ancak alemlerin Rabbine aittir.
165. 166. Sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da İnsanlar
içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir
kavimsiniz!
167. (Onlar): "Ey Lut, and içeriz ki (bu uyarılardan)
168. (Lut) dedi ki: "Doğrusu ben bu işinize kin güdenlerdenim.169. Ey Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarının uğursuzluğundan
kurtar!
170. Biz de onu ve ailesini tamamen kurtardık.
171. Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.
172. Sonra geride kalanların hepsini yerle bir ettik.
173. Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, ne kötü idi O
uyarılanların yağmuru!
174. Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır.
175. Ve şüphesiz ki Allah'tan korkmaz mısınız?
178. Haberiniz olsun, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
179. Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
180. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım alemlerin
Rabbine aittir.
181. Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın.
182. ve doğru terazi ile tartın!
183. Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin ve yeryüzünü
ihtilalcilikle fesada vermeyin.
184. O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Yaratıcıdan korkun!"
185. Dediler: "Sen muhakkak büyülenmişlerdensin.
186. Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin! Doğrusu biz seni
muhakkak yalancılardan sanıyoruz.
187. Üzerimize gökten bir parça düşürüver, eğer doğru söyleyenlerden
isen."
188. (Şuayb): "Rabbim yaptıklarınızı daha iyi bilir." dedi.
189. Hülasa onu yalanladılar, kendilerini de o gölge gününün azabı
yakalayıverdi. ö cidden büyük bir günün azabı idi.
190. Şüphesiz bunda (alınacak) bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
191. Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten O, çok güçlü ve çok
merhametlidir.
192. Ve gerçekten bu (Kur'an) alemlerin Rabbinin indirmesidir.
193. Onu Ruhu'l. Emin (Cebrail) indirdi.
194. Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın,
195. açık parlak bir Arapça ile.
196. O, şüphesiz öncekilerin kitaplarında da var.
197. Beni İsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil
mi?
198. Eğer onu Arapça bilmeyenlerin birine indirseydik de,
199. O onlara okusaydı, yine iman etmeyeceklerdi.
200. Biz onu suçluların kabine öyle sokmuşuzdur. 201. Onlar acı azabı
görecekleri zamana kadar ona iman etmezler 202. o azap kendilerine ansızın hiç farkında olmadıkları bir anda
gelecektir,
203. (O zaman) diyecekler: "Acaba bize bir mühlet verilir mi?"
204. Acaba azabımızın acele gelmesini mi istiyorlar?
205. Gördün ya, onlara senelerce zevk ettirsek,
206. Sonra kendilerine yapılan tehdit gelip çatsa,
207. o yaşatıldıkları zevkin kendilerine hiç faydası olmayacaktır.
208. Bununla birlikte Biz hangi memleketi helak ettikse, muhakkak onun
uyarıcıları olmuştur.
209. (Onlara) ihtar edilmiştir ve Biz haksızlık etmiş değilizdir.
210. Ve bunu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmedi;
211. bu onlara hem yaraşmaz, hem güçteri yetmez.
212. Onlar (vahyi) işitmekten kesinlikle mahrum edilmişlerdir.
213. Bundan dolayı sakın, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarma
ki azap edileceklerden olmayasın.
214. En yakın hısımlarını uyar.
215. Ve sana uyan müminlere kanadını indir.
216. Bunun üzerine sana isyan ederlerse: "Ben sizin yaptıklarınızdan
uzağım." de.
217. Ve O göçlü ve merhametli olana güvenip dayan.
218. O ki, (namaza) kalktığın vakit seni görüyor
219. ve secde edenler arasında dolaşmanı da.
220. Çünkü, herşeyi işiten, herşeyi bilen O'dur.
221. Şeytanların kimin üzerine indiğini size haber vereyim mi?
222. Günaha kendini kaptırmış herbir sahtekar üzerine inerler.
223. Onlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu da yalan söylerler.
224. Şairler (e gelince) bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar
düşer.
225. Görmüyor musun, bunlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.
226. Hem de yapmayacakları şeyleri söylerler.
227. Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çokça zikredenler
ve kendilerine haksızlık edildikten sonra öclerini alanlar müstesna. O
haksızlık edenler hangi inkılaba münkalib olacaklarını (hangi akibete
yuvarlanacaklarını) yarın bilecekler.
************************************************
SURA 27. NEML SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Ta, Sin. Bunlar sana Kuran'ın ve apaçık bir kitabın ayetleridir,
2. birer hidayet ve müjde olmak üzare o mü'minlere
3. ki namazı dürüst kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin
olarak inanırlar.4. Ahirete inanmayanların yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir
de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir.
5. Onlar, o kimselerdir ki kendilerine azabın kötüsü vardır, ahirette
en çok ziyana uğrayanlar da onlardır.
6. Ve gerçekten sen bu Kur'an'a bilgisinin nihayeti olmayan bir hikmet
sahibi tarafından erdiriliyorsun.
7. Hani bir vakit Musa ailesine: "Gerçekten bir ateş(in varlığını)
hissettim. Ya ondan size bir haber getireceğim, yahut bir yalın şule
alıp geleceğim, gerek ki, bir ocak yakar ısınırsınız.
8. Ona vardığında şöyle seslenildi: "Haberin olsun, bu ateşteki kimse
ve bunun çevresindekiler mübarek kılınmıştır; münezzehtir o alemlerin
Rabbi Allah)
9. Ey Musa! gerçek şu, Benim o daima üstün ve hikmet sahibi olan Allah!
10. Ve bırak asanı! " Derken onu çevik bir yılan gibi çalkanıp kıvranır
görünce, dönüp kaçtı ve arkasına bakmadı. "Ey Musa, korkma; çünkü
peygamberler benim huzurumda korkmaz."
11. Ancak kim haksızlık yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe
çevirirse Ben onu da bağışlayıcıyım, merhamet edenim.
12 . Bir de elini koynuna sok; bembeyaz, kusursuz çıksın, Firavun ve
kavmine dokuz mucizeden biri olarak. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir
toplum oldular.
13. Bu şekilde ayetlerimiz, hakikatı gözlerine sokarak onlara vardığı
vakit: "Bu apaçık bir büyüdür!" dediler.
14. Ve vicdanları bunlar (ın doğruluğun) a kesin bir kanaat getirdiği
halde sırf zulüm ve kendilerini büyük görme yüzünden onları inkar
ettiler; fakat, bak o bozguncuların akibeti nasıl oldu!
15. Andolsun ki, Davut'a ve Süleyman'a bir ilim verdik. İkisi de: "Bizi
mü'min kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah'a hamdolsun." dediler.
16. Ve Süleyman Davud'un yerine geçip dedi ki: "Ey insanlar, bize kuş
dili öğretildi ve bize herşeyden verildi. Şüphesiz ki bu apaçık bir
lütufdur."
17. Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları Süleyman'ın huzurunda
toplandı. Bunların hepsi (Onun tarafından) sevk ve idare olunuyorlardı.
18. Hatta karınca deresi üzerine vardıklarında bir karınca şöyle dedi:
"Ey karıncalar! Haydi, yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu
farketmeyerek sizi kırıp geçirmesin."
19. O da, onun bu sözünden dolayı gülercesine tebessüm etti ve: "Ey
Rabbim, beni nefsime hakim kıl ki, bana ve anama. babama verdiğin
nimetlere şükredeyim ve hoşnut olacağın iyi bir iş yapayım ve beni
rahmetinle iyi kulların arasına sok!"dedi.
20. Bir de kuşları denetledi ve: "Bana ne oluyor, Hüdhüd'ü göremiyorum?
Yoksa kayıplara mı karıştı?
21. Onu mutlaka ağır bir cezaya çarptırıldım veya boynunu keserim, ya
da bana muhakkak mazeretim gösteren açık, kesin bir gerekçe getirir."
dedi. 22. Derken bekledi, çok geçmeden (Hüdhüd) geldi ve: "Ben senin
etraflıca bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebe'den sağlam bir
haber getirdim." dedi.
23. Çünkü ben, orada onlara hükümdarlık eden, kendisine herşey
verilmiş, yüce bir tahtı olan bir kadın buldum.
24. Onu ve halkını, Allah'a değil, güneşe secde ediyorlar gördüm.
Şeytan onlara yaptıklarını yaldızlamış ve bu şekilde kendilerini yoldan
saptırmış da doğru gidemiyorlar.
25. Göklerde ve yerde gizli olan herşeyi ortaya aran ve sizin
gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleribilen Allah'a secde etmesinler
diye.
26. Allah O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur. 0, yüce Arşın sahibidir.
27. (Süleyman) dedi ki: "Doğru mu söyledin, yoksa" yalancılardan mısın,
bakacağız.
28. Şu mektubumu götür onlara bırak; sonra geri çekil de, ne sonuca
varacaklarına bak!
29. Kadın dedi ki: "Ey ileri gelenler bana çok önemli ve saygıdeğer bir
mektup bırakıldı.
30. Süleyman'dan; o Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla (başlamakta)dır.
31. Şöyle ki: " Bana karşı baş kaldırmayın ve müslümanlar olarak gelin
bana!"
32. (Melike): "Ey ileri gelenler! Bu işimde bana bir fikir verin; sizin
haberiniz olmadan ben hiçbir işi kestirip atmış değilim." dedi.
33. Dediler: "Biz güçlüyüz ve yiğit savaşçılarız; ama karar sana
aittir. Ne emredeceğini düşün."
34. (Melike) dedi ki: "Doğrusu, hükümdarlar bir memlekete girdiler mi
orayı perişan ederler ve halkının şerefli kişilerini zillete
uğratırlar; evet böyle yaparlar.
35. Ben onlara hediye ile bir heyet göndereceğim de bakacağım elçiler
ne ile dönecekler?"
36. Bunun üzerine gönderilen (elçi) Süleyman'a vardığı vakit
(SüIeyman): "Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Bakın
Allah'ın bana verdiği size verdiğinden daha iyidir. Hayır siz
hediyenize güveniyorsunuz.
37. (Ey elçi) dön onlara (söyle): "VAllahi karşı gelemeyecekleri
ordularla varırım da, oradan kendilerini perişanlıklar içinde hor ve
hakir oldukları halde çıkarırım." dedi.
38. (Süleyman kendi adamlarına dönerek): "Ey Heyet kendileri
teslimiyyet gösterip bana gelmeden önce, o kadının tahtını bana kim
getirir?" dedi. 39. Cinlerden bir ifrit: "Sen makamından kalkmadan önce
ben onu sana getiririm. Ve gerçekten bunu yapmaya hem gücüm, hem de
güvenim var." dedi.
40. Yanında kitaptan bir ilim bulunan zat ise: "Ben onu sana gözünü
kırpmadan önce getiririm." dedi. Derken onu yanında duruyor görünce:
"Bu, Rabbimin bir lutfudur; beni imtihan için ki, şükredecek miyim,
yoksa nankörlük mü edeceğim. Kim şükrederse ancak kendisi için
şükreder, her kim de nankörlük ederse, şüphe yok ki, Rabbim herşeyden
müstağnidir, büyük ihsan sahibidir" dedi.41. (Süleyman) dedi ki: "Tahtını tanınmaz duruma şokun, bakalım
tanıyacak mı, tanımazlardan mı olacakı?"
42. Bunun üzerine (Melike) gelince: "Böyle mi senin tahtın?" denildi.
(O da): "Sanki o! Zaten bize daha önce bilgi verildi ve biz müslüman
olduk! dedi.
43. Daha önce Allah'tan başka taptığı şeyler, on (un müslüman olmasın)
a engel olmuştu; çünkü inkara bir kavimden idi.
44. Ona: "Köşke gir!" denildi. Derken (Melike) onu görünce derin bir su
sandı ve eteklerini topladı. Süleyman: "O parlak bir köşk, sırçadan!"
dedi. Kadın: "Ey Rabbim, gerçekten ben önce nefsime zulmetmişim, şimdi
Süleyman'ın maiyyetinde, alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim
oldum."dedi.
45. Andolsun ki, Allah'a ibadet edin diye Semud'a da kardeşleri Salih'i
göndermiştik; hemen birbirleriyle çekişen iki fırka oldular.
46. Salih dedi ki: "Ey benim kavmim, iyilikten önce niçin kötülüğe
koşuyorsunuz? Ne olur Allah'a istiğfar etseniz, belki rahmetine
ulaşırsınız."
47. Onlar: "Biz, senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa
uğradık." dediler. O da: "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah
tarafından biliniyor. Doğrusu siz imtihana çekilen bir kavimsiniz."
dedi.
48. Şehirde dokuz çete vardı ki, bunlar o yerde bozgunculuk yapıyor,
iyilik yapmaya yanaşmıyorlardı.
49. Allah'a and içerek, birbirlerine şöyle dediler: "Ona ve ailesine
bir gece baskını yapalım, sonra da velisine yemin edelim: Biz onun
öldürülmesi sırasında orada değildik;gerçekten sözümüz sözdür, doğru
söylüyoruz, diyelim."
50. (Onlar) böyle bir tuzak kurdular, Biz de onlar farkına varmadan,
tuzak kurmuştuk.
51. Şimdi bir bak! Tuzaklarının akibeti nasıl oldu? Kendilerini ve
kavimlerini toptan helak ediverdik.
52. İşte haksızlıkları yüzünden çökmüş bomboş evleri! Şüphesiz bunda
bilen bir toplum için ibret alacak bir ders vardır.
53. Oysa iman edip sakınanları kurtardık.
54. Lut'a da peygamberlik verdik. O vakit kavmine şöyle demişti:"Siz,
gözünüz göre göre o rezaleti yapacaksınız ha!?
55. Sahi siz, kadınları bırakıp şehvet için ille de erkeklere mi
gideceksiniz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir topluluksunuz."
56. Buna kavminin cevabı sadece:''Çıkarın şu Lut ailesini
memleketinizden; çünkü onlar, çok temizlik taslayan kimselerdir."
demeleri olmuştu.
57. Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık; ancak kansının geride
kalanlar arasında obnasını takdir etmiştik.
58. Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Ne kötüdür o
uyarılmış olanların yağmuru!
59. De ki: "Hamdolsun Allah'a ve selam olsun O'nun seçtiği kullarına!'
Allah mı daha hayırlı, yoksa onların ortak koştukları mı?60. Yoksa gökleri ve yeri yaratıp sizin için gökten bir su indiren mi?
Biz, o su ile gözleri ve gönülleri açan bahçeler bitirmekteyiz. Siz
onların bir ağacını bile bitiremezdiniz. Allah' la birlikle bir tanrı
mı var? Hayır, onlar, sapıklığa giden bir topluluktur.
61. Yoksa yeryüzünü bir karargah kılıp onun içinde ırmaklar akıtan,
onun için oturaklı dağlar yapan ve iki deniz arasına bir engel koyan
mı? Allah'la birlikte bir tanrı mı var? Hayır, onların çoğu ilim ehli
değildir.
62. Yoksa, darda kalan kendisine dua ettiği zaman, onun duasını kabul
edip kötü durumdan kurtaran ve sizleri yeryüzünün yönetcileri kılan mı?
Allah'la birlikte bir tanrı mı var? Siz. pek az düşünüyorsunuz!
63. Yoksa size kara ve denizin karanlıklarında yol gösteren ve
rahmetinin önünde rüzgardan müjdeci gönderen mi? Allah'la birlikte bir
tanrı mı var? Allah, yüksek, çok yüksektir onların ortak
koştuklarından!
64. Yoksa halkı önce yaratıp sonra yaratmayı tekrarlaycak olan ve size
gökten ve yerden rızık veren mi? Allah'la birlikte bir tanrı mı var? De
ki: "Hayır getirin delilinizi eğer doğru söylüyorsanız!
65. De ki: "Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez.
Onlar, ne zaman yeniden diriltileceklerini bilmezler.
66. Hayır, ahiret hakkında kendilerine ardarda bilgi verilmektedir;
fakat onlar bu hususta bir şüphe içindedirler, daha doğrusu onlar ondan
kördürler.
67. Ve o küfredenler dediler ki:"Biz ve atalarımız toprak olduğumuz
zaman mı, gerçekten biz mutlaka yeniden diriltilecek miyiz?
68. Yemin ederiz ki, bu tehdit bize de bundan önce atalarımıza da
yapıldı. Bu, eskilerin masallarından başka birşey değildir."
69. De ki: "Hele yeryüzünde bir dolaşın da bakın suçluların sonu ne
olmuş?
70. Onlara karşı üzülme ve yaptıkları hileler yüzünden bir darlığa
düşme!
71. Bir de: "Bu vaad ne zaman, eğer doğru söylüyorsanız?" diye
soruyorlar.
72. De ki: "Belki de çabuk gelmesini istediğiniz o azabın bir kısmı
ensenize binmiş bulunuyor."
73. Muhakkak Rabbin, insanlara karşı mutlak bir nimet sahibidir; fakat
onların çoğu şükretmezler.
74. Oysaki, Rabbin onların sineleri ne gizliyor ve ne açıklıyorlarsa
hepsini mutlaka biliyor.
75. Gökte ve yerde açık bir kitapta bulunmayan hiçbir gizli şey yoktur.
76. Haberiniz olsun ki, bu Kur'an İsrail oğullarına, ihtilaf edip
durdukları şeylerin pek çoğunu anlatır.
77. Gerçekten o doğruyu gösteren kesin bir hidayet ve müminler için
sırf bir rahmettir.
78. Elbette Rabbin, hükmüyle aralarında yargısını infaz buyuracaktır ve
O, güçlüdür, herşeyi bilendir.
79. O halde Allah'a güven. Sen, şüphesiz açık bir gerçek üzerindesin.80. Şüphesiz sen, ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp kaçarlarken
sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
81. Sen o körleri sapıklıklarından kurtarıp hidayete erdirecek de
değilsin. Sen, ancak ayetlerimize inanacaklara işittirirsin de onlar
müslüman olur kurtuluş bulurlar.
82. Söylenen söz başlarına geleceği zaman, onlar için yerden bir dabbe
çıkarırız, insanların ayetlerinize kesin bir inanmadıklarını
kendilerine söyler.
83. Ve her milletten ayetlerimizi yalanlayanlardan bir grup yaparak
mahşere sevkedeceğimiz gün, artık onlar hep zapt altına alınıp
tutuklanırlar.
84. Nihayet geldikleri zaman, Allah: "Siz, Benim ayetlerimi, onları
ilmen kavramadığınız halde yalanladınız mı? Değilse ne yapıyordunuz?"
buyurur.
85. Zulmetmeleri yüzünden aleyhlerinde söz gerçekleşir (söylenen
başlarına gelir) ve artık nutukları tutulur (konuşamazlar).
86. Onlar, içinde istirahat etsinler diye geceyi, göz açmaları için
gündüzü yarattığımızı görmediler mi? Kesinlikte bunda iman edecek bir
topluluk için birçok ibretler vardır.
87. Hele Sur üfürüleceği, üfürülüp de Allah'ın dilediği kimselerin
dışında bütün göklerdeki kimselerin ve yerdeki kimselerin hepsi
ürperdiği ve hepsinin hor ve hakir olarak geldikleri gün ne korkunçtur!
88. Bir de o dağları görür, onları sabit sanırsın; oysa onlar, bulut
geçer gibi geçip gider. Bu, herşeyi sapasağlam yaratmış olan Allah'ın
sanatıdır. O, şüphesiz bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
89. Her kim iyilikle gelirse, o zaman kendisine ondan daha hayırlısı
vardır ve onlar o günkü korkudan güven içinde kalırlar.
90. Her kim de kötülükle gelirse, artık yüzleri ateşte sürtülür. Başka
değil, sırf yaptığınız amellerin karşılığı ile karşılanacaksınız.
91. Ben, yalnızca bu beldenin, onu saygın kılan ve herşey de
kendilerinin olan Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Ve yine halis
müslümanlardan olmamla emrolundum.
92. Bir de Kuran okuyayım diye emrolundum. Her kim doğru yolu kabul
ederse, yalnızca kendi yararına kabul etmiş olur. Kim de sapa giderse
de ki: "Ben, yalnızca tehlikeyi haber verenlerdenim."
93. ve de ki: "Hamdolsun Allah'a; 0, size ayetlerini gösterecek de
onları tanıyacaksınız. Rabbin ne yapacağınızdan gaflette değildir."
*******************************************
SURA 28. KASAS SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Ta, Sin, Mim.
2. Bunlar, sana o apaçık kitabın ayetleridir!
3. Sana Musa ile Firavun kıssasından bir kısmını iman edecek bir
topluluğa ibret olsun diye, bütün gerçeği ile okuyacağız.
4. Çünkü Firavun, o yerde baş kaldırmış ve halkını fırka fırka edip
arkasına takmıştı; onlardan bir grubu ezmek istiyor; oğullarını boğazlatıyor, kadınlarını hayata atıyordu. O kesinlikle
bozgunculardandı.
5. Biz de o yerde ezilmekte olanlara lütufta bulunmak, onları öncül
rehberler yapmak ve onları varisler kılmak istiyorduk.
6. Ve onlara arzda (yeryüzünde) hakimiyet verip Firavun, Haman ve
ordularına korktukları şeyi, onların vasıtasıyla gösterelim.
7. 0 sırada Musa'nın annesine: "Onu emzir; ona zarar gelmesinden bir
korku hissettiğinde, kendisini denize bırakıver ve artık korkup üzülme!
Biz, muhakkak onu sana iade edeceğiz ve kendisini peygamberlerden biri
yapacağız." diye vahyettik.
8. Bunun üzerine Firavun hanedanı onu yitik olarak aldılar, çünkü o,
ileride kendilerine bir düşman, bir tasa olacaktı. Doğrusu Firavun da
Haman da askerleri de hep canilerdi.
9. Firavun'un karısı: "Bana da sana da bir göz bebeği, bunu öldürmeyin,
belki bize yarar, ya da evlat ediniriz." dedi ve onlar farkında
değillerdi.
10. Musa'nın annesinin yüreği ise bomboş sabah etti. Şayet inananlardan
olması için kalbine kuvvet vermeseydik, az daha onu açığa vuracaktı.
11. Musa'nın ablasına "Onun izini takip et." demişti annesi. 0 da onlar
farkına varmadan uzaktan gözetledi.
12. önceden ona emzikçileri (süt anneleri) yasaklamıştık. Ablası varıp:
"Sizin hesabınıza bunun bakımını üstlenecek ve ona iyi davranacak bir
aile buluvereyim mi?"dedi.
13. Böylece Biz, Musa'yı annesine geri verdik ki, annesinin gözü aydın
olsun, üzülmesin ve Allah'ın va'dinin kesinlikle gerçek olduğunu bilsin
diye; fakat çoklan bilmezler.
14. Musa kıvamına erip dengini bulduğunda ona bir hakimiyet ve bir kim
verdik. İşte Biz ile davrananları böyle mükafatlandırırız.
15. Bir de, halkının habersiz bulunduğu bir sırada şehre girdi, orada
dövüşmekte olan iki adam buldu. Biri kendi taraftarlarından. biri
düşmanlarındandı. Kendi taraftarlarından olan düşmanlarından olana
karşı kendisinden yardım istedi. Musa da ona bir yumruk indirdi ve
işini bitiriverdi. Bunun üzerine: "Bu, şeytanın işindendir. O,
gerçekten şaşırtıcı belli bir düşmandır." dedi.
16. "Ey Rabbim, doğrusu ben kendime yazık ettim, artık bağışlamanla
benim suçumu ört!" dedi. 0 da onu bağışladı. Gerçekten O, çok
bağışlayan, çok merhamet edendir.
17. "Ey Rabbim, bana lütufta bulunduğun şeyler hakkı için, artık
suçlulara asla destek vermeyeceğim dedi.
18. Derken şehirde korku içinde çevreyi gözetleyerek sabahladı ve
birden dön kendisinden yardım isleyenin yine feryad ettiğini gördü ve
Musa ona: "Besbelli sen bir yaramazsın!" dedi.
19. Her ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince o: "Ey Musa.
dün bir adamı öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Sen
yalnızca yeryüzünde bir zorba mı olmak istiyorsun, ara buluculardan
olmak istemiyor musun?" dedi.20. Şehrin öte başından bir adam koşarak geldi ve: "Ey Musa, haberin
olsun, ileri gelenler seni öldürmek için hakkında görüşme yapıyorlar;
hemen çık git, ben senin iyiliğini isteyenlerdenim." dedi.
21. Hemen korku içinde çevreyi gözetleyerek şehirden çıktı ve: "Ey
Rabbim, kurtar beni bu zalim kavimden!" dedi.
22. Musa, Medyen tarafına yöneldiğinde: "Umarım Rabbim beni düz yola
çıkarır." dedi.
23. Medyen suyuna vardığında, suyun üstünde hayvanlarını sulayan bir
küme insan buldu. Bunların ötesinde de hayvanlarını alıkoyan iki kadın
gördü. Onlara: "Derdiniz nedir?" diye sordu. Onlar: "Biz, çobanlar
çekip gitmedikçe sulamayız ve babamız da büyük bir pirdir." dediler.
24. Bunun üzerine ikisine hayvanlarını suladı, sonra gölgeye çekildi
ve: "Ey Rabbim, ben gerçekten bana indirdiğin hayırdan dolayı bir
fakirim!" dedi.
25. Derken o iki kadından biri utana utana yürüyerek ona gelip: "Babam,
bize su çekivermenin ücretini ödemek için seni çağırıyor." dedi. Bunun
üzerine varıp ona başından geçeni anlatınca o: "Korkma, kurtuldun o
zalim topluluktan!" dedi.
26. O iki kadından biri: "Babacığım, onu ücretle tut. Çünkü tuttuğun
ücretlilerin en hayırlısı o güçlü güvenilir adamı!" dedi.
27. O: "Haberin olsun ben, bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki
kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. On yıla tamamlarsan o da
kendinden. Ben, sana zorluk göstermek istemiyorum; inşallah beni iyi
kimselerden bulacaksın." dedi.
28. Musa: "O, benimle senin arandadır. Bu iki süreden hangisini ödersem
(doldurursam), bana karşı bir düşmanlık yok demektir ve sözleşmemize
Allah kefildir!" dedi.
29. Musa belirlenen süreyi doldurup ailesiyle yola çıktığı zaman, Tur
tarafından bir ateş hissetti. Ailesine:"Durun, ben bir ateş hissettim,
umarım size ondan bir haber veya o ateşe bir eksi (kor) getiririm de
belki bir ocak yakıp ısınırsınız." dedi.
30. Ateşin yanına gelince o mübarek bölgedeki vadinin sağ kıyısında
bulunan ağaçtan şöyle seslenildi ona: "Ey Musa, haberin olsun Benim,
Ben, Allah, alemlerin Rabbi!
31. Bırak asanı!" Musa, onun bir çevik yılan misali hareket ettiğini
görünce öyle bir dönüp kaçtı ki, arkasına bile bakmadı. "Ey Musa,
yüzünü dön ve korkma; çünkü sen güvenlik içinde olanlardansın!
32. Elini koynuna sok, çıksın bembeyaz, kusursuz olarak. Korkudan
(açılan) kollarını kendine kavuştur! İşte bu ikisi, Rabbinden Firavun'a
ve ileri gelen adamlarına karşı sana iki kesin delil! Çünkü onlar,
yoldan çıkan bir topluluk oldular"
33. Musa: "Ey Rabbim, ben onlardan bir adam öldürdüm, korkarım beni
hemen öldürürler.
34. Kardeşim Harun ise lisanca benden daha açık konuşur; beni tasdik
eden bir yardımcı olarak maiyetimde ona da peygamberlik ver;doğrusu
ben, beni yalanlamalarından korkuyorum!" dedi.
35. Allah buyurdu ki: "Pazını kardeşinle güçlendireceğiz ve sizin için
bir saltanat kuracağız da size ulaşamayacaklar. Ayetlerimiz hakkı için,
siz ve size uyanlar üstün geleceksiniz!"36. Musa bunun üzerine açık açık ayetlerimizle onlara varınca: "Bu
uydurma bir büyüden başka birşey değildir; biz bunu önceki
atalarımızdan da işitmedik." dediler.
37. Musa da: "Rabbim kimin tarafından hidayetle geldiğini ve bu dünya
yurdunun sonunda iyi neticenin kimin olacağını daha iyi bilir. Doğrusu,
zalimler kurtuluşa eremezler."dedi.
38. Firavun ise şöyle dedi: "Ben, sizin için benden başka bir tanrı
bilmiyorum. Ey Haman, haydi benim için çamur üzerine bir ocak yak da
bana bir kule yap; belki Musa'nın tanrısına çıkarım; ama ben kesinlikle
onun yalan söyleyenlerden olduğunu sanıyorum."
39. O ve askerleri, yeryüzünde haksızlıkla kibirlenmek istediler ve
Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
40. Biz de onu ve ordularını tuttuk denize fırlatıverdik. Bak şimdi o
zalimlerin sonu nasıl oldu?
41. Biz, onları ateşe davet eden baş kumandanlar yaptık. Kıyamet
gününde de yardım görmezler.
42. Hem bu dünyada onlara arkalarından bir lanet yağdırmaktayız, hem de
Kıyamet gününde pek nefret edilenlerden olacaklardır.
43. Andolsun ki, Biz Musa'ya o kitabı, ilk nesilleri helak ettikten
sonra, insanların vicdanlarını aydınlatacak görüşler ve bir hidayet ve
rahmet olmak üzere verdik; belki düşünür, ibret alırlar.
44. Musa'ya o emri vahyettiğimiz sırada sen batı yönünde bulunmuyordun,
olayı görenlerden de değildin.
45. Fakat Biz, birçok nesiller yarattık, ömürleri de uzun oldu. Sen
Medyen halkı arasında ikamet ederek ayetlerimizi onlardan okuyup
öğrenmedin; fakat peygamberlik verip gönderen Biz olduk.
46. Yine Biz seslendiğimiz zaman da sen Tur'un yanında değildin; fakat
senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir topluluğu
uyarasın diye Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; ola ki, düşünüp
ibret alırlar.
47. Kendi elleriyle yaptıkları günahlar yüzünden başlarına birer
felaket geldiğinde: "Ey Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de
ayetlerine uyup müminlerden olsaydık." demesinler diye.
48. Fakat şimdi onlara katımızdan gerçek (Kur'an) geldiği zaman:
"Musa'ya verilen (mucize) gibisi verilseydi ya!" dediler. Oysa bundan
önce Musa'ya verileni de inkar etmediler mi? Onlar: "Birbirini
destekleyen iki büyü" dediler ve: "Biz, hiçbirine inanmayız!" dediler.
49. De ki: "O halde eğer doğru söylüyorsanız, Allah katından bu
ikisinden daha doğru bir kitap getirin ben de ona uyayım!"
50. Eğer yine çağrına uymazlarsa, artık bil ki, onlar sadece kendi
heveslerinin peşinde gidiyorlar. Allah tarafından bir doğru delil
olmaksızın sırf kendi hevesleri peşinde giden kimselerden daha şaşkın
kim olabilir? Muhakkak ki Allah zalimler topluluğunu başarıya erdirmez.
51. Andolsun ki, iyi düşünsünler diye, onlar hakkında sözü uladık da
uladık.
52. Bundan (Kur'an' dan) önce kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar.53. O kendilerine okununca hemen: "Biz buna iman ettik; bu şüphesiz
Rabbimizden gelen bir gerçektir. Doğrusu biz önceden müslümandık."
derler.
54. İşte bunlar sabretmiş olmalarına karşılık mükafatları iki kat
verileceklerdir. Bunlar, kötülüğü iyilikle savarlar ve kendilerine
verdiğimiz rızıktan da hayır için harcarlar.
55. Onlar, boş söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler ve: "Bizim
işlerimiz bize, sizin işleriniz size; selam size! Allah'a ısmarladık!
Biz, cahillik edenleri aramayız." derler.
56. Doğrusu sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin; fakat Allah
dilediğini doğru yola iletir ve doğru yola erecekleri o daha iyi bilir.
57. Bir de: "Haklısın, ama biz doğru yolu tutup seninle birlikte
olursak yerimizden yurdumuzdan olur çarpılırız." dediler. Biz onlara
kendi katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün taşınıp getirdiği
güvenli mukaddes bir yeri mekan kılmadık mı? Fakat çoğu bilmezler.
58. Bununla birlikte Biz, refahtan şımarmış nice memleketleri helak
ettik. İşte arkalarından pek az oturulabilmiş olan yerleri! Onlara Biz
varis olduk.
59. Bir de Rabbin memleketleri, kendlerine ayetlerimizi okuyan bir
peygamberi ana noktalarına göndermedikçe helak edici değildir. Biz, o
memleketleri yalnızca halkı zulüm ederken helak etmişizdir.
60. Size verilen şeyler, yalnızca dünya hayatının geçici malı ve
süsüdür. Allah yanındaki ise hem daha hayırlı, hem kalıcıdır; artık
düşünmeyecek misiniz?
61. Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve ona erişecek kimse,
kendisine dünya hayatının geçici zevkini yaşatıp da sonra kıyamet
gününde huzuruna celb edilecekler arasında olacak kimse gibi olur mu?
62. Hele onlara haykırıp da: "Nerede o iddia ettiğiniz ortaklarım?"
diyeceği gün,
63. Aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar: "Ey Rabbimiz, işte
azdırdığımız kimseler! Biz onları kendi azdığımız gibi azdırdık. Sana
masum olduğumuzu arzettik;onlar bize tapmıyorlardı.
64. Bir de onlara: "Haydi, yalvarın o ortak koştuklarınıza!" denir.
Yalvaracaklar, fakat onlar, kendilerine cevap vermeyecekler ve azabı
göreceklerdir. vaktiyle doğru yolu görselerdi ya!
65. Hele onlara haykırıp da: "Gönderilen peygamberlere ne cevap
verdiniz?" diyeceği gün;
66. Artık onlara o gün bütün haberler kör (kapkaranlık) olmuştur. O
vakit onlar birbirlerine de soruşamazlar.
67. Ancak tevbe edip iman ederek iyi işlerde bulunan kimse işte o,
kurtuluşa erenlerden olmayı umabilir.
68. Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Seçim hakkı onların değildir.
Allah, onların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir!
69. Sineleri ne saklıyor ve ne açığa vuruyorlar, Rabbin bilir.
70. Allah O, O'ndan başka tanrı yoktur. Önünde sonunda hamd O'nadır,
hüküm O'nundur. Nihayet döndürülüp O'na götürüleceksiniz.71. De ki: "Söyleyin bakayım, eğer Allah, geceyi üzerinizde kıyamet
gününe kadar sürekli kılarsa, size bir ışık sağlayacak Allah'tan başka
tanrı kim? Hala dinlemeyecek misiniz?"
72. De ki: "Haber verin bakayım, eğer Allah gündüzü üzerinizde kıyamet
gününe kadar sürekli kılarsa, size içinde dinleneceğiniz bir gece
getirecek Allahtan başka tanrı kim?! Hala görmeyecek misiniz?"
73. Rahmetinden geceyi ve gündüzü sizin için yaptı ki, hem içinde
dinlenesiniz hem de çalışıp lütfundan isteyesiniz de şükredesiniz.
74. Ve hele onlara haykırıp da "Nerede o iddia ettiğiniz ortaklarım?"
diyeceği gün!
75. Bir de her ümmetten bir şahit çıkarıp da: "Haydi, kesin delilinizi
getirin!" dediğimizde artık gerçeğin Allah'ın olduğunu bilmiş olacaklar
ve o uydurdukları şeyler kendilerinden kaybolup gitmiş olacaktır.
76. Doğrusu Karun, Musa'nın kavmindendi ve onlara karşı azıtmıştı. Ona
öyle hazineler vermiştik ki, anahtarları gerçekten güçlü kuvvetli bir
bölüğe ağır geliyordu. O zaman. kavmi ona şöyle demişti: "Güvenme
(böbürlenme), çünkü Allah, güvenenleri (böbürlenenleri) sevmez.
77. Allah'ın sana bu vergisi içinde ahiret evini ara ve dünyadan
nasibini de unutma; Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sen de iyilik et ve
yeryüzünde bozgunculuk arama; çünkü Allah, bozguncuları sevmez!"
78. O: "Ben, ona yalnızca bendeki bir ilim sayesinde nail oldum." dedi.
Allah'ın ondan önce o nesiller içinden ondan kuvvetçe daha çetin ve
taraftarları daha çok nice kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor
muydu? Suçlular, günahlarından sorgulanmaz.
79. Derken, ihtişamı içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını
arzu edenler: "Ah ne olurdu, şu Karun'a verilen gibisi bizim de olsa; o
gerçekten büyük bir bahtiyar (varlık sahibi)!" dediler.
80. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise: "Yazıklar olsun size!
Allah'ın sevabı, iman edip iyi işler yapanlar için daha hayırlıdır. Ona
ise sadece sabredenler kavuşturulur." dediler.
81. Derken Biz onu, hem de sarayı ile birlikte yerin dibine geçirdik. O
zaman Allah'a karşı yardımına gelecek taraftarları da olmadı kendisini
kurtaracaklardan da değildi.
82. Dün onun yerinde olmayı temenni edenler de bu sabah şöyle
diyorlardı: "Vay be, demek ki, Allah, nimetini kullarından dilediğine
seriyor ve kısıyor. Eğer Allah bize lutufta bulunmasaydı, bizi de
batırmıştı. Ay, demek ki, gerçekten kafirler felah bulmayacaklar!"
83. O ahiret evini (son yurdu) onu, yeryüzünde ne böbürlenme ve ne de
bozgunculuk yapmak isteyenlere veririz. Ve o mutlu son takva
sahiplerinindir.
84. Her kim bir iyilikle gelirse, o vakit ona ondan daha hayırlısı var;
kim bir kötüIükle gelirse, kötülük yapanlar, sadece yaptıklarıyla
cezalanırlar.
85. Herhalde o Kur'an'ı sana farz kılan, seni mutlaka bir döndürülecek
yere kadar geri getirecektir. De ki: "Rabbim kimin hidayetle geldiğini
ve kimin açık bir sapıklıkta bulunduğunu daha iyi bilir."86. Sen, sana kitap indirileceğini ümit etmiyordun; fakat Rabbinden bir
rahmettir o. O halde sakın kafirlere arka çıkma!
87. Ve sakın sana indirildikten sonra, Allah'ın ayetlerinden seni
çevirmesinler; hemen Rabbine davet et ve sakın ortak koşanlardan olma!
88. Allah'la birlikte diğer bir tanrıya daha çağırma; O'ndan başka
tanrı yoktur. O'nun zatından başka herşey helak olacaktır. Hüküm
O'nundur ve nihayet döndürüIüp O'na götürüleceksiniz.
******************************************
SURA 29. ANKEBUT SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Elif, Lam, Mim.
2. İnsanlar: "İnandık! demeleriyle bırakılıp da imtihan
edilmeyeceklerini mi sandılar?
3. Andolsun ki, Biz onlardan öncekileri ne fitnelerle imtihan ettik.
Yine Allah, elbette doğruluk gösterenleri bitecek ve elbette
yalancıları da bitecektir.
4. Yoksa kötülük yapanlar, bizden savuşup kurtulacaklarını mı sandılar?
Ne fena hüküm veriyorlar!
5. Her kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, elbette Allah'ın belirlediği
ecel muhakkak gelecektir ve O, işitir, bilir.
6. Cihad eden yalnızca kendi hesabına cihad eder;çünkü Allah, bütün
alemlerden müstağnidir.
7. Bununla birlikte iman edip iyi iyi işler yapanların kötülüklerini
örter ve onlara elbette yaptıkları işlere karşılık daha güzelini
veririz.
8. Biz insana anne. babası hakkında iyilik tavsiye ettik. Eğer onlar,
senin hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığın bir şeyi bana ortak
koşman için uğraşırlarsa onları, dinleme! Dönüşünüz banadır ve Ben o
zaman size yaptıklarınızı haber veririm.
9. İman edip iyi iyi işler yapanları ise elbette iyiler arasına
katacağız.
10. İnsanlar arasında kimi de vardır ki, "Allah'a iman ettik." der
sonra da Allah uğrunda bir eziyete uğradığı zaman, insanların
işkencesini Allah'ın azabı gibi tutar. Andolsun ki, Rabbinden bir
yardım gelirse, "Kesinlikle Biz sizinle beraberdik." diyeceklerinde
şüphe yoktur. Acaba Allah, bütün insanların sinelerindekini en jyi
bilen değil midir?
11. Ve kesinlikle Allah, iman etmiş olanları herhalde bilecektir;
münafıkları da bilecek elbette.
12. Bir de küfredenler o iman etmiş olanlara: "Bizim yolumuza uyun, biz
de sizin günahlarınızı yüklenelim!" dediler. Oysa onlar, onların
günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir ve onlar kesinlikle
yalancıdırlar.
13. Gerçek şu ki, onlar mutlaka kendi ağırlıklarını ve o ağırlıklarıyla
birlikte daha birçok ağırlıkları yüklenecekler, kesinlikle etlikleri
iftiradan kıyamet gününde sorguya çekileceklerdir. 14. Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik de içlerinde elli eksik bin
(Dokuz yüz elli) yıl kaldı, derken zulümlerini sürdürürlerken onları
tufan yakalayıverdi.
15. Sonunda onu ve gemi arkadaşlarını kurtardık ve o gemiyi alemlere
bir ibret kıldık.
16. İbrahim'i de (gönderdik). Hani o kavmine demişti ki: "Hep Allah'a
ibadet edin ve O'ndan korkun; bu sizin için daha hayırlıdır, eğer
bilirseniz.
17. Siz Allah'ı bırakıp da sadece bir takım putlara tapıyorsunuz ve
yalan uyduruyorsunuz. Haberiniz olsun ki, o sizin Allah'tan başka
taptıklarınız size bir rızık verme gücüne sahip olamazlar; onun için
rızkı Allah katında arayın ve O'na kulluk edip O'na şükredin! Hep
döndürülüp O'na götürüleceksiniz!"
18. Eğer siz yalanlarsanız, bilin ki, sizden önce bir takım milletler
de yalanlamışlardı. Peygamberin görevi ise açık bir tebliğden
ibarettir.
19. Allah'ın yaratma işini başlangıçta nasıl yapıyor olduğunu, sonra da
onu tekrar yapacağını görmediler mi? Şüphesiz bu, Allah'a göre
kolaydır.
20. De ki: "Yeryüzünde bir gezinin de bakın O'nun yaratma işini
başlangıçta nasıl yaptığına;sonra da Allah, neş'e. i uhrayı (son
yapışı) inşa edecektir. "Şüphesiz Allah, herşeye gücü yetendir.
21. Dilediğine azap eder, dilediğine de rahmet eder. Hep O'na
döndürüleceksiniz!
22. Siz, ne yeryüzünde, ne de gökte (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz
ve size Allah'tan başka ne bir dost var, ne de bir yardımcı!
23. Allah'ın ayetlerine ve O'na kavuşmaya inanmayanlar ise, hep onlar
Benim rahmetimden ümidini kesmiş olanlardır ve onlara acı bir azap
vardır.
24. Onun için kavminin ona cevabı sadece şu oldu: "Öldürün onu veya
yakın!" dediler. Allah da onu o ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda
inanacak bir topluluk için ibretler vardır.
25. İbrahim: "Siz, sadece dünya hayatında aranızda sevişmek için
Allah'ı bırakıp bir takım putlara tutulmuşsunuz. Fakat kıyamet gününde
birbirinize küfredecek ve birbirinizi lanetleyeceksiniz; varacağınız
yer ateştir ve sizin için yardımcılardan eser de yoktur.
26. Bunun üzerine ona bir tek Lut iman etti. İbrahim de: "Ben Rabbime
hicret edeceğim, şüphesiz ki O, güçlüdür, hikmet sahibidir." dedi.
27. Biz ona İshak ile Yakub'u da ihsan ettik, peygamberliği ve kitabı
onun zürriyetinde kıldık, kendisine dünyada mükafatını verdik. Şüphesiz
o, ahirette de iyilerdendir.
28. Lut'u da (gönderdik). Hani o kavmine: "Siz gerçekten o çirkin işi
yapıyorsunuz ha! Sizden önce hiçbir millet bu haltı etmedi!
29. Siz, gerçekten erkeklere gidecek, yolu kesecek ve toplantılarınızda
edepsizlik yapıp duracak mısınız?" dediği zaman, kavminin cevabı ancak
şöyle demeleri oldu: "Haydi, getir bize Allah' ın azabını, eğer doğru
söyleyenlerden isen!"30. Lut: "Ey Rabbim, ortalığı fesada veren bu topluluğa karşı bana
yardım et!" dedi.
31. Elçilerimiz İbrahim'e müjde ile vardıklarında: "Haberin olsun, biz
bu memleketin halkını helak edeceğiz;çünkü onun halkı hep zalim
oldular."dediler.
32. İbrahim: "Orada Lut var ama!" dedi. Onlar: "Biz, orada kimin
bulunduğunu pekala biliriz. Muhakkak onu ve ailesini kurtaracağız;
ancak karısı ötekilerden oldu." dediler.
33. Elçilerimiz Lut'a gelince, onlar yüzünden fenalaştı ve haklarında
eli kolu daraldı (bağlandı). Onlar da: "Korkma ve kederlenme; seni ve
aileni kurtaracağız; ancak karın ötekilerden oldu.
34. Haberin olsun, biz bu memleket halkının yapmakta oldukları çirkince
günahları yüzünden üzerlerine gökten korkunç bir azap
indireceğiz."dediler.
35. Andolsun ki, Biz aklını kullanacak bir topluluk için oradan bir
ibret tablosu bıraktık.
36. Medyen'e de kardeşleri Şu'ayb'ı (gönderdik);vardı dedi ki: "Ey
kavmim, Allah'a ibadet edin de son güne ümit besleyin; bozgunculukla
yeryüzünü berbat etmeyin!"
37. Buna karşı onu yalanladılar. Derken, onları o sarsıntı tutuverdi de
yurtlarında dizleri üstü çöke kaldılar.
38. Ad ve Semud'a da (peygamberler gönderdik) ki, size bunlar,
meskenlerinden belli olmaktadır. Şeytan, onlara yaptıklarını güzel
göstermiş ve kendilerini yoldan çevirmişti; halbuki, gözleri açık
adamlardılar.
39. Karun'a Firavun'a ve Haman'a da (gönderdik). Andolsun ki, Musa
onlara apaçık delillerle geldi de onlar; o yerde kibirlenip kafa
tuttular. Oysa, (azabın) önüne geçecek değillerdi.
40. Özetle herbirini günahı ile yakaladık; kiminin başına bir taş
yağdıran gönderdik, kimini korkunç bir ses alıverdi, kimini yerin
dibine geçirdik kimini de boğduk. Allah onlara haksızlık etmiyordu.
Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
41. Allah'tan başka dostlara tutunanların durumu, kendisine bir yuva
yapan örümcek örneği gibidir. Halbuki, evlerin en çürüğü de örümcek
evidir, eğer bilselerdi.
42. Allah,kesinlikle onların, kendisini bırakıp da hangi şeylere
yalvardıklarını biliyor. Oysa güçlü O'dur, hikmet sahibi O.
43. İşte bu misaller var ya, Biz onları insanlar için getiriyoruz;
fakat onlara ilim sahiplerinden başkasının aklı ermez.
44. Allah, o gökleri ve yeri (o yüksekleri ve aşağıyı) hak ile
yaratmıştır. Kesinlikle bunda inananlar için bir ibret vardır.
45. Sana vahyedilen Kitabı güzel güzel oku ve namazı kıl! Muhakkak
sahih namaz edepsizlikten ve uygunsuzluktan alıkoyar. Muhakkak Allah'ı
anmak en büyük iştir ve Allah, her ne işlerseniz bilir.
46. Kitap ehli ile zulmedenleri bir yana ancak en iyi bir şekilde
mücadele edin ve deyin ki: "Biz, hem bize indirilene iman ettik, hem
size indirilene ve bizim ilahımız ile sizin ilahınız birdir. Ancak biz
yalnız O'na teslim olmuşuzdur."47. İşte sana (öncekileri tasdik eden) böyle bir kitap indirdik. O'nun
için kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler. Şunlardan da ona
iman edenler vardır. Bizim ayetlerimizi ancak kafirler inkar eder.
48. Sen bundan önce kitap okur değildin, hala da elinle yazı yazmazsın;
öyle olsaydı batıla uyanlar şüphelenebilirlerdi.
49. Fakat o (Kur'an) kendilerine ilim verilmiş kimselerin sinelerinde
parıldayan parlak ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak zalimler inkar
eder.
50. Nitekim "Ona Rabbinden mucizeler indirilse ya!" dediler. De ki: "O
mucizeler hep Allah'ın katındadır.Ben ise sadece açık bir uyancıyım."
51. Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi
onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve
ilahi bir ihtar vardır.
52. De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O göklerde
ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler, işte
zarara düşenler hep onlardır.
53. Bir de senden acele azap istiyorlar; eğer belirlenmiş bir süre
olmasaydı, o azap onlara muhakkak gelmişti; ve elbette o kendilerine
gelecek, şuurları olmayarak (bilincine varmadan) ansızın gelecek!
54. Senden acele azap istiyorlar, oysa cehennem kafirleri kuşatıp
duruyor.
55. O gün ki, azap onları hem üstlerinden, hem ayakları altından
saracak da: "Tadın bakalım neler yapıyordunuz." buyuracak.
56. Ey Benim iman eden kullarım! Haberiniz olsun ki, Benim arzım
geniştir, o halde Bana ibadet edin o halde Bana!
57. Her can ölümü tadacaktır. Sonra döndürülüp Bize getirileceksiniz.
58. İman edip iyi iyi işler yapmış olanları elbette onları cennetin
altlarından ırmaklar akan köşklerine yerleştireceğiz, o halde orada
ebedi kalacaklardır. Ne güzeldir mükafatı o iş görenlerin
59. Ki, sabretmişlerdir ve yalnız Rablerine dayanırlar.
60. Nice hayvanlar var ki, rızkım (yanında) taşıyamaz; Allah onlara da
rızık veriyor, size de! O herşeyi işitendir, bilendir.
61. Andolsun ki, onlara: "Gökleri ve yeri yaratıp, güneş ve ayı emri
altında tutan kimdir?" diye sorsan elbette şüphesiz "Allah" derler. O
halde nasıl haktan çevriliyorlar?
62. Allah kullarından dilediğine rızkı serer de ona kısar da. Şüphesiz
Allah herşeyi bilendir.
63. Andolsun ki yine onlara: "Gökten azar azar su indirip onunla
ölümünün ardından yeryüzüne hayat veren kimdir?" diye sorsan elbette
şüphesiz "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur." Fakat
onların çoğu aklı ermezlerdir.
64. Bu dünya hayatı, bir eğlence ve oyundan ibarettir. Gerçekten son
yurt, işte öz hayat odur. Keşke bilselerdi.
65. Baksana gemiye bindiklerinde dini Allah'a has kılarak O'na ihlasla
dua ederler. Derken kendilerini karaya çıkardı mı derhal (Allah'a)
ortak koşmaya koyulurlar;66. Kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etsinler ve hayattan zevk
alsınlar diye! Fakat ileride bilirler.
67. Bizim (Mekke'yi) güven içinde kudsi bir yer yaptığımızı görmediler
mi? Oysa çevresindeki insanlar çarpılıp kapılıyor, artık batıla
inanıyorlar da Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
68. Allah'a karşı yalan uyduran yahut gerçek kendisine gelince yalan
diyen kimseden daha zalim kim olabilir? Kafirlerin yeri sadece cehennem
değil midir?
69. Bizim uğrumuzda cihad edenlere gelince, elbette Biz onlara (Bize
ulaştıran) yollarımızı gösteririz. Şüphesiz ki Allah, her zaman iyi
davrananlarla beraberdir.
*****************************************
SURA 30. RUM SURESI
Bismillahirrahmanirrahim
1. Elif, Lam, Mim.
2. Rumlar yenildi,
3. yeryüzünün yakınında; ama onlar bu yenilgilerinin arkasından
muhakkak üstün geleceklerdir,
4. bir kaç yıl içinde; önünde de sonunda da emir Allah'ındır ve o gün
müminler Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir.
5. O kimi dilerse muzaffer kılar ve güçlü O'dur, merhametli O'dur.
6. Bu Allah'ın va'didir. Allah sözünden caymaz. Fakat insanların çoğu
bilmezler.
7. Onlar, bu dünya hayatının dış yüzünü bilirler; ahiretten ise hep
gafildirler.
8. Vicdanlarında bir düşünmediler mi? Allah gökleri ve yeri ve ikisi
arasındaki şeyleri gerçeğe uygun ve belirli bir süre için yaratmıştır.
Bununla beraber insanlardan bir çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ederler.
9. Yeryüzünde gezip bir bakmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonu
nasıl olmuştur. Onlar kendilerinden daha güçlü idiler, yeni aktarmışlar
ve onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi.
Peygamberleri de onlara açık deliller ile gelmişlerdi. Demek Allah
onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
10. Sonra o fenalık yapanların sonu en fenası oldu. Çünkü Allah'ın
ayetlerini yalanladılar ve onlarla eğleniyorlardı.
11. Allah yaratmayı ilkin yapar, sonra da çevirir onu yeniden yapar;
sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz.
12. O kıyamet çattığı gün, suçlular bütün ümitlerini kaybederler.
13. Ortak koştuklarından kendilerine şefaat edenler de bulunmaz.
Ortaklarını da inkar etmişlerdir.
14. O kıyamet çattığı gün (insanlar birbirinden) ayrılırlar.
15. İman edip iyi işler yapmış olanlara gelince o zaman bir bahçede
neşelenir.
16. Ayetlerimize ve ahiret buluşmasına yalan deyip de küfredenlere
gelince, işte bunlar o zaman azap içinde huzura celbedilirler. 17. O halde akşama girdiğiniz zaman da sabaha girdiğiniz zaman da
Allah'ı tesbih edin.
18. Göklerde ve yerde, ikindileyin ve öğleye erdiğiniz zaman da hamd
O'na mahsustur.
19. O ölüden diri çıkarır diriden de ölü çıkarır ve toprağa ölümünden
sonra hayat verir. Sizler de işte öyle çıkarılacaksınız.
20. Yine O'nun sizi topraktan yaratması (yüce kudretine delalet eden)
ayetlerindendir ki, sonra da siz şimdi bir beşersiniz, yayılıp
duruyorsunuz.
21. Yine sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler
yaratması ve aranızda bir sevgi ve bir esirgeme yapması da O'nun
ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için ibretler
vardır.
22. Yine göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve
benizlerinizin farklı oluşu da O'nun ayetlerindendir. Şüphe yok ki,
bunda ilim sahipleri için ayetler vardır.
23. Yine gecede, gündüzde uyumanız ve lütfundan nasip aramanız da
(O'nun) ayetlerindendir. Şüphe yok ki, bunda işiten bir toplum için
ayetler vardır.
24. Yine size hem korku ve hem de ümit için şimşeği göstermesi ve
gökten bir su indirip de onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat
vermesi, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunda aklını çalıştıran bir
toplum için ayetler vardır.
25. Yine göğün ve yerin O'nun emriyle durması da O'nun ayetlerindendir.
Sonra sizi bir çağırış çağırdığı zaman siz hemen yerden çıkarsınız.
26. Göklerde ve yerde kim varsa hepsi Onundur. Hepsi O'na divan
durmaktadır.
27. Hem kainatı ilkin yaratan O'dur. Sonra onu çevirip yeniden yapacak
olan da O'dur ki, bu O'na daha kolaydır. Göklerde ve yerde en yüksek
şan ve şeref O'nundur. Çok güçlü olan O'dur, hikmet sahibi olan O'dur.
28. (Allah) size kendinizden bir misal verdi: Hiç size kısmet ettiğimiz
şeyde elleriniz altındaki kölelerinizden ortaklarınız bulunur da
onlarla siz eşit olur, aranızda birbirinizi saydığınız gibi, onları da
sayar mısınız? İşte düşünecek bir toplum için ayetleri böyle
ayırdediyoruz.
29. Fakat zulmedenler bilgisizce heveslerine uydular. Artık Allah'ın
şaşırttığını kim yola getirebilir? Onlara yardımcılardan eser de
yoktur!
30. O halde yüzünü bir hanif olarak dine tut, Allah' ın insanları
kendisi üzerine yarattığı fıtratına. Allah'ın yaratışında değişme
yoktur, dosdoğru sabit din odur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
31. Başkasından geçerek hep O'na gönül verin. O'na (sığınıp) korunun.
Namaza devam edin de. Müşriklerden olmayın;
32. Onlardan (olmayın) ki, dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her
grup kendilerindekine güvenmektedir.
33. Bununla beraber insanlara bir keder dokunduğu zaman herşeyden
geçerek Rablerine yalvarır, dua ederler; sonra tarafından bir rahmet tattırıverdiği zaman da bakarsın onlardan bir kısmı tutar, o Rablerine
ortak koşarlar,
34. kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etsinler diye. Haydi,
zevkinizi sürün bakalım, yarın bileceksiniz!
35. Yoksa Biz onlara bir buyruk indirmişiz de ona ortak koşmalarını o
mu söylüyor?
36. Bir de Biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona
güveniyorlar; ellerinin yaptığı birşey sebebiyle başlarına bir kötülük
gelince de (hemen) her ümidi kesiveriyorlar.
37. Allah'ın dilediğine rızkı hem serip hem sıktığını görmediler mi!
Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için ayetler vardır.
38. O halde yakınlığı olana da hakkını ver, yoksula da yolcuya da...
Allah'ın yüzünü isteyenler için o daha hayırlıdır; kurtuluşa erenler de
işte onlardır.
39. İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz faiz, Allah
katında anmaz; Allah'ın yüzünü dileyerek verdiğiniz zekat ise,
katlayanlar (kat kat artıranlar) işte onlardır.
40. Allah O'dur ki sizi yarattı, sonra da size rızık verdi; sonra sizi
öldürür; sonra sizi diriltir. Hiç sizin ortak koştuklarınızdan,
bunlardan birini yapacak var mı? Çok münezzeh ve çok yücedir O, onların
koştukları ortaklardan.
41. İnsanların kendi ellerinin kazandığı şeyler yüzünden karada ve
denizde fesat meydana geldi (ki Allah) yaptıklarının bazısını
kendilerine tattırsın ki vazgeçsinler.
42. De ki: "Yeryüzünde bir gezin de bakın, bundan öncekilerin akibeti
nasıl olmuş? Onların çoğu (Allah'a) ortak koşarlardı."
43. (Böyle) söyle de yüzünü Allah'tan geri çevirilmesine hiçbir çare
olmayan bir gün gelmeden önce o doğru ve değişmez dine tut; o gün
(gelince insanlar birbirlerinden) ayrılırlar.
44. Her kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhinedir; kim de iyi amel
işlerse sadece kendileri için döşemiş olurlar.
45. Çünkü iman edip de iyi iyi işler yapanlara lütfundan mükafat
verecektir. Çünkü O, kafirleri sevmez.
46. Rahmetinden size tattırmak, emriyle gemiler aksın, lütfundan arayıp
kazanmanız için ve belki, şükredersiniz diye, rüzgarları müjdeleyiciler
olarak göndermesi de O'nun ayetlerindendir.
47. Andolsun ki, senden önce birçok peygamberleri kavimlerine gönderdik
de onlara apaçık delillerle vardılar. Onun üzerine suç işleyenlerden
intikam aldık. Mü'minlere yardım ise üzerimizde bir hak oldu.
48. Allah O'dur ki, rüzgarları gönderir de bir bulut savururlar. Derken
onu gök yüzünde nasıl dilerse öyle serer, parça parça da eder. Derken
aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Derken onu kullarından kemlere
diliyorsa döküverdi mi derhal yüzleri gülüverir,
49. her ne kadar yağmur kendilerine indirilmeden önce ümitsizlik içinde
idiyseler de.
50. Şimdi bak Allah'ın rahmetinin eserlerine! Yeryüzünü ölümünden sonra
nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki, O mutlaka ölüleri diriltir. Daha da her
şeye gücü yetendir O!51. Andolsun ki, bir rüzgar göndersek de onun bitkilerinin sararmış
olduğunu görseler, mutlaka onun arkasından nankörlüğe başlarlar.
52. Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O daveti arkalarını dönmüş
giderlerken sağırlara da duyuramazsın.
53. Körleri de sapıklıktan doğru yola çıkaramazsın; sen ancak
ayetlerimize iman edeceklere duyurabilirsin de onlar İslam'a gelir,
selameti bulurlar.
54. Allah o herşeye gücü yeten ki, sizi bir güçsüzden yaratmakta; sonra
güçsüzlüğün arkasından kuvvet vermekte; sonra da kuvvetin arkasından
güçsüz ve ihtiyar yapmaktadır. Dilediğini yaratıyor; O, öyle herşeyi
bilen, herşeye gücü yetendir.
55. Vaktin gelip kıyametin koptuğu gün suçlular, (dünyada) bir saatten
fazla durmadıklarına yemin ederler. Önce de böyle (haktan)
çevriliyorlardı.
56. Kendilerine ilim ve iman verilenler de derler ki: "Andolsun ki,
Allah'ın kitabınca dirilme gününe kadar kaldınız, işte bu dirilme
günüdür; fakat siz bilmezler grubuydunuz!
57. Artık o gün zulmedenlere mazeretleri fayda vermez ve dertlerinin
çaresine bakılmaz.
58. Andolsun ki bu Kur'an'da her çeşit misaller getirdik. Yemin ederim
ki, sen onlara başka bir ayet de getirsen o küfredenler yine diyecekler
ki: "Siz muptilsiniz (olmayanı gerçek gibi gösteren kimselersiniz)!"
59. İlmin kadrini bilmeyenlerin kalplerini Allah böyle mühürler.
60. Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın va'di mutlaka haktır. Ve sakın
kesin imanı olmayanlar seni hafifliğe sevketmesin!
Belgili
Tanımlık
Kutsal
Quran
Ercüme in Belgili
Tanımlık Meal Içinde
Belgili Tanımlık
Türkçe
Forme Yanında Ecek
Kahverengi
pdf--
http://globalquran.com/download/pdf/









Comments
Post a Comment