SURA 51-60
SURA 51. ZARİYAT SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. O tozdurup savuranlara.
2. Bir ağırlık taşıyan (bulut)lara
3. Kolaylıkla akıp giden (gemi)lere
4. Bir iş bölümü yapan (melek)lere yemin ederim ki,
5. muhakkak o size va'dolunan mutlaka doğrudur.
6. Ve muhakkak ceza ve mükafat gerçekleşecektir. 7. O düzgün yollara sahip göğe yemin ederim ki,
8. siz pek çelişkili bir söz içindesiniz.
9. Ondan çevrilen çevrilir.
10. O kahrolası yalancılar.
11. O sarhoşluk içinde yaptığını bilmezler.
12. Soruyorlar: "Ne zaman o ceza günü?" diye.
13. Ateş üzerinde kıvranacaklan gün.
14. "Tadın cezanızı! Budur işte o sizin acele istedığiniz!"
15. Şüphesiz ki, takva sahipleri, cennetlerde pınar başlarındadırlar,
16. Rablerinin kendilerine verdiğini alarak. Çünkü onlar, bundan önce
güzel davranmayı adet edinmışlerdi.
17. Geceleyin pek az uyurlardı.
18. Seher vakitlerinde hep bağışlanma dilerierdi.
19. Mallarında dilenen ve yoksul için bir hak vardı.
20. Yeryüzünde inanç sahipleri için birçok ibretler vardır;
21. kendinizde de; hala görmeyecek misiniz?
22. Gökte de rızkınız ve o va'dolunduğunuz (var).
23. İşte o göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, o şüphesiz gerçektir;
tıpkı sizin konuşmanız gibi.
24. İbrahim'in ikram edilen konuklarının haberi geldi mi sana?
25. Yanına girdikleri vakit: "Selam!" dediler. O da: "Selam! Görülmedik
bir topluluk" dedi.
26. Hemen bir bahane ile ailesine gidip semiz bir dana getirdi.
27. Onu yakınlarına koyarak: "Yemeğe buyurmaz mısınız?" dedi.
28. Onlardan ötürü içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler ve
kendisine bilgili bir oğlan müjdelediler.
29. Bunun üzerine karısı bir çığlık içinde döndü, elini yüzüne çarptı
ve: "Kısır bir koca karı (çocuk mu doğurur)? dedi.
30. Onlar: "Öyle, Rabbin buyurdu. Şüphesiz hikmet sahibi O, herşeyi
bilen O." dediler.
31. İbrahim: "O halde asıl göreviniz nedir ey elçiler?" dedi.
32. Dediler: "Biz suçlu bir kavme gönderildik;
33. Üzerlerine çamurdan taşlar salmak için,
34. (her biri) sınırı aşmış olanlar için Rabbinin nezdinde
damgalanmışlardır."
35. Nihayet orada bulunan müminleri çıkardık,
36. Fakat Biz orada bir evden başka müslüman da bulamadık.
37. Ve orada acı bir azaptan korkacak için bir ibret bıraktık.
38. Bir de Musa'da (ibret verici deliller vardır) ki, onu açık bir
delille Firavun'a gönderdik de,39. o bütün kuvvetiyle tersine gitti: "Bu bir sihirbaz veya delidir!"
dedi.
40. Bunun üzerine Biz de tuttuk kendisini ve ordularını denize
fırlatıverdik o alçak namertlik ederken.
41. Bir de Ad'da (ibret verici deliller vardır) ki, üzerlerine
köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.
42. (O rüzgar) uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu çürütüp kül
gibi ediyordu.
43. Bir de Semud'da (ibret verici deliller vardır) ki, onlara: "Bir
süreye kadar istifade edin." denilmişti de,
44. Rablerinin emrinden azgınlık ettiler (dışarı çıktılar), bu yüzden
bakınıp dururlarken yıldırım kendilerini yakalayıverdi.
45. O vakit bir kalkınmaya da güç yetiremediler bir yardım da
görmediler.
46. Daha önce de Nüh kavmini (helak ettik). çünkü onlar hep yoldan
çıkmış birer topluluk idiler.
47. Bir de göğe bakın Biz onu kuvvetle bina ettik ve şüphe yok ki Biz
onu genişletmeye de malikiz.
48. Yeryüzünü döşedik; bakınız Biz ne güzel döşeriz.
49. Hem herşeyden iki çift yarattık ki, düşünesiniz.
50. "O halde hemen Allah'a kaçın; haberiniz olsun ki, ben size ondan
gelen açık bir uyarıcıyım.
51. Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın; haberiniz olsun ki ben
size ondan gelen açık bir uyarıcıyım.
52. Böyle, onlardan öncekiler bir peygamber gelince muhakkak: "Ya
sihirbaz, ya delidir" dediler.
53. Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler! Hayır, onlar azgın kavimler.
54. Onun için onlardan yüz çevir, artık sen kınanacak değilsin!
55. Bununla beraber öğüt vermeye devam et; çünkü öğüt müminlere fayda
verir.
56. Ben cinleri ve insanlan ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.
57. Ben onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yemek yedirmelerini de
istemiyorum.
58. Şüphesiz Allah, rızık veren, sarsılmaz kuvvet sahibi O'dur.
59. Onun için muhakkak o zulmedenlere arkadaşlarının payı gibi, dolgun
bir pay vardır, şimdi onu acele istemesinler!
60. Artık o tehdit edildikleri günlerin azabından vay o küfredenlere!
**********************************************
SURA 52. TUR SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Andolsun o Tur'a,
2. 3. Yayılmış ince deri üzerine yazılmış bir Kitab'a,
4. Beyt. i Ma'müra, 5. Yükseltilmiş tavana (göğe),
6. ve kızdırılıp kaynatılmış taşkın denize ki,
7. Rabbinin azabı elbette gerçekleşecektir.
8. Onu önleyecek biri yoktur!
9. O gün gök bir çalkanışla çalkalanır,
10. dağlar da bir yürüyüş yürür,
11. vay haline artık o gün o yalan söyleyenlerin
12. ki, onlar daldıkları bir batakta oynayıp duruyorlar.
13. O gün onlar cehenneme bir kakılış kakılacak:
14. "İşte bu sizin o yalan deyip durduğunuz ateş!" diye.
15. Bu da mı sihir, yoksa siz görmüyor musunuz?
16. Yaslanın ona bakalım, ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi
sizin için birdir; sadece yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.
17. Fakat (günahlardan) korunanlar cennetlerde, nimet içindedirler.
18. Rablerinin kendilerine verdiği ile sefa sürmektedirler. Rableri
onları, cehennem azabından korumuştur.
19. Yaptıklarınıza karşılık yeyin, için, afiyetler olsun ,
20. sıra sıra dizilmiş çok güzel koltuklara yaslanarak; kendilerine
güzel, iri gözlü hurileri de eş etmişizdir.
21. İman edip zürriyetteri de iman ile arkalarından gelmiş olanlar,
işte Biz, onların nesillerini de kendilerine katmışızdır. Bununla
beraber kendilerine amellerinden hiçbir şey de eksiltmemişizdir. Herkes
kazancına bağlıdır.
22. Bir de onlara bir meyve ve içlerinin çekeceği bir et
yetiştirmekteyiz.
23. Orada kadeh teati ederler ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de
bir günaha sokma!
24. Kendilerine ait hizmetçiler, sanki sedef içinde saklı inciler gibi
onların etrafında pırıl pırıl dönerler.
25. Birbirlerine dönmüş soruyorlar;
26. diyecekler ki: "Evet biz bundan önce ehlimiz (ailemiz, obamız)
içinde korkular içindeydik,
27. Allah bize lutfetti ve bizleri o semum (kavurucu) azabından korudu.
28. Evet biz bundan önce O'na dua ediyor, korumasını istiyorduk
.Gerçekten O, öyle iyiliği bol, öyle merhameti çok olandır."
29. O halde anlatıp öğüt vermeye devam et; çünkü sen, Rabbinin nimeti
hakkı için, ne kahinsin ne de mecnun!
30. Yoksa: "O bir şairdir, zamanın felaketine uğramasını gözetiyoruz"
mu diyorlar?
31. De ki : "Gözetin, çünkü ben de sizinle beraber gözetenlerdenim.
32. Yoksa onlara bunu (bu çelişkiyi) akılları mı emrediyor, ya da onlar
azgın bir topluluk mudurlar?33. Yoksa "Onu kendisi uydurmakta" mı diyorlar? Hayır, kendileri
inanmazlar.
34. Haydi onun gibi bir söz getirsinler, eğer doğru iseler!l
35. Yoksa kendileri hiçbir şeysiz (yaratıcısız) mı yaratıldılar? Yoksa
yaratan onlar mıdırlar?
36. Yoksa gökleri ve yeri mi yarattılar? Hayır, onlar ikan ehli
değiller (kendi inançlarında bile kuşkulu kimseler) dir!
37. Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı
kainata hükmetmişler?
38. Yoksa onlara mahsus bir merdiven var da (çıkıp) ondan dinliyorlar
mı? Öyleyse dinleyenleri, açıklayıcı bir delil getirsin.
39. Yoksa kızlar O'na, oğullar size öyle mi?
40. Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyoırsun da cereme vermekten
ezilmekteler mi?
41. Yoksa gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar?
42. Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o küfredenlerin
kendileri o tuzağa düşeceklerdir.
43. Yoksa onların Allah' tan başka bir ilahları mı var? Allah onların
ortak koştuklarından münezzehtir.
44. Onlar gökten bir parçayı düşerken görseler 'Birbiri üstüne yığılmış
bir bulut" diyecekler.
45. O halde bırak onları ta çarpılacakları günlerine (kavuşuncaya)
kadar.
46. O gün hiç bir tedbirlerinin kendilerine zerre kadar faydası
olmayacak ve hiç bir şekilde kurtarılmayacaklardır.
47. O zulmedenlere bundan başka da bir azap vardır. Fakat pek çokları
bilmezler.
48. Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen bizim gözetimimiz altındasın,
kalktığında Rabbini hamd ile tesbih et.
49. Gecenin bir kısmında da O'nu tesbih et, yıldızların batmaya
yaklaştığı sıra da!
*******************************************************
SURA 53. NECM SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. İnmekte olan necme (yıldıza, Kur'an'ın inen miktarına) yemin ederim
ki,
2. arkadaşınız şaşırmadı, azıtmadı da!
3. Hevadan (arzusuna göre) söylemiyor.
4. O (Kur'an) sadece vahyolunan bir vahiydir.
5. Ona, kuvvetleri çok güçlü olan öğretti.
6. Bir kuvvet sahibi; hemen duruklandı (doğruldu).
7. O en yüksek ufukta idi.
8. Sonra yaklaştı ve sarktı. 9. Aradaki mesafe iki yay boyu oldu, hatta daha yakın;
10. kuluna verdiği vahyi verdi.
11. Gözün gördüğüne kalp yalan demedi.
12. Gördüğü hakkında şimdi siz, onunla tartışıyor musunuz?
13. Andolsun ki, o onu bir kez daha inişinde gördü;
14. ki, Cennetu'l. Me'va onun yanındadır.
15. ki,Cennetu'l. Me'va onun yanındadır.
16. O zaman ki, o Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
17. Göz ne şaştı, ne (de sınırı) aştı.
18. Andolsun ki, Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü.
19. Siz de gördünüz değil mi Lat ve Uzza'yı?
20. Üçüncü olarak da öteki Menat'ı?
21. Size erkek, O'na dişi öylemi?
22. Öyle ise bu çok hayıflı (haksız) bir taksim!
23. Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığı kuru
isimlerdir. Allah onlara öyle bir saltanat indirmedi. Onlar yalnız
zanna ve nefislerinin sevdasına uyuyorlar. Oysa Rablerinden kendilerine
doğru yolu gösteren geldi.
24. Yoksa insana her kurduğu hülya mı var?
25. Ama ahiret ve dünya Allah'ındır.
26. Göklerde nice melekler vardır ki, Allah'ın dileyip razı olduğuna
izin vermeden önce şefaatleri hiçbir işe yaramaz.
27. Evet ahirete inanmayanlar meleklere dişi adı takıp duruyorlar.
28. Aslında onların buna dair bilgileri yoktu, sadece zanna uyuyorlar.
Oysa zan gerçekten yana hiçbir şey ifade etmez.
29. O halde sen de Bizi anmaktan yüz çevirip de dünya hayatından
ötesini istemeyen kimselere bakma!
30. İşte budur onların ilimde erişebildikleri son sınır!. Şüphesiz
Rabbin, O en iyi bilendir yolundan sapanı, hem de O en iyi bitendir
hidayet yolunu tutanı.
31. Bütün göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır! Sonunda kötülük
yapanları yaptıkları ile cezalandıracak; güzellik yapanları da daha
güzeliyle mükafatlandıracak!
32. Onlar ki günahın büyüklerinden (vebalden) ve çirkef davranışlardan
kaçınırlar, ancak ufak tefek kusurlar hariç; şüphesiz ki, Rabbin geniş
mağfiretlidir. O sizin her halinizi en iyi bilendir, sizi topraktan
meydana getirdiğinde ve sizler analarınızın karınlarında cenin halinde
iken. Şimdi nefislerinizi temize çıkarmaya kalkışmayın! O'dur en iyi
bilen günahtan korkup sakınanı!
33. Şimdi gördün ya, o haktan yüz çevireni?
34. Biraz verip de dayatıvereni?
35. Gaybın bilgisi yanında da görüyor mu?36. Yoksa haber mi verilmedi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar?
37. Ve çok vefakar olan İbrahim'inkindeki?
38. Ki, doğrusu hiçbir günahkar başkasının günahını çekecek değildir.
39 . Doğrusu insanın çalıştığından başkası kendinin değildir.
40. Ve elbette çalışması yarın görülecek,
41. Sonra ona en değerli mükafat verilecek.
42. Ve elbette sonunda Rabbine gidilecektir.
43. Doğrusu güldüren, ağtatan O'dur.
44. Doğrusu öldüren, dirilten O'dur.
45. Şüphesiz erkeği, dişiyi iki eş yaratan O'dur.
46. (Rahime) ekildiği zaman bir nutfeden.
47. Şüphesiz sonraki yaratmada O'na aittir.
48. Doğrusu zengin eden, sermaye veren de O'dur.
49. Şüphesiz şi'ra (yıldızı) nın Rabbi O'dur.
50. Nitekim O helak etti önce gelen Ad'ı.
51. Ve Semud'u da hiç bırakmadı!.
52. Daha önce de Nuh kavmini (helak etmişti); çünkü onlar çok zalim ve
çok azgındılar.
53. Mü'tefikey'i de haviyeye attı (altını üstüne getirdi).
54. Sardırttı da onlara o ı sardırdığını.
55. Şimdi Rabbinin hangi nimetlerine kuşku duyarsın!
56. İşte bu, ilk uyarmalardan bir uyarmadır.
57. Yaklaşan yaklaştı.
58. Ona Allah'tan başka açıcı yoktur.
59. Şimdi siz bu söze mi şaşıyorsunuz?
60. Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
61. Siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller?
62. Haydi secdeye kapanın ve kulluk edin!
****************************************************************
SURA 54. KAMER SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Yaklaştı kıyamet, ay yarıldı!
2. Hala bir mucize görseler, yüz çevirip: "Süregelen bir sihir!"
derler.
3. Yalan dediler, arzularına uydular. Halbuki, her iş (Allah
takdirinde) yerini almıştır.
4. Andolsun ki, onlara kötülüklerden vazgeçirici haberleri de içeren
kıssalar geldi!
5. Bir hikmet. i baliğa (hedefe ulaşmanın en yüksek derecesine ermiş
bir hikmet) fakat uyarılar fayda vermiyor. 6. Sen de onlardan yüz çevir ki, o gön çağırıcı görülmedik korkunç bir
şeye çağırır.
7. Gözleri düşkün düşkün sanki yayılan çekirgeler gibi kabirlerden
çıkarlar.
8. Çağırana koşarak, kafirler: "Bu çok çetin bir gündür!" derler.
9. Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanladı; o kulumuza yalancı dediler,
delidir, dediler; çok incittiler.
10. O da sonunda Rabbine dua etti: "Ben yenik düştüm, bana yardım et!"
dedi.
11. Bunun üzerine göğün kapılarını şakır şakır dökülen bir su ile
açtık.
12. Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular önceden takdir
edilmiş bir iş için birleşti.
13. Ve onu elvahlı ve kenetli (tahta ve çivilerden yapılı) bir gemi
üzerinde taşıdık,
14. gözetimimiz altında yürüyüp yol alıyordu, inkar ve nankörlüğe
uğramış kimseye mükafat olmak üzere.
15. Andolsun ki, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık. Fakat düşünen mi
var ki, 16. azabım ve uyarılarım nasılmış!
17. Andolsun ki, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık; fakat düşünen
mi var?
18. Ad kavmi de yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
19. Çünkü üzerlerine uğursuzluğu devam eden bir günde dondurucu bir
rüzgar salıverdik.
20. İnsanları, kökünden devrilen hurma kütükleri gibi yoluyordu.
21. Bak nasılmış azabım ve uyarılarım?
22. Andolsun ki, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen
mi var?
23. Semud da o uyanları yalanladılar,
24. Şöyle dediler: "İçimizden bir insana mı uyacağız? Şüphesiz biz o
vakit şaşkınlık içinde kalır, ateşlere yanarız!
25. "O zikir (vahiy) aramızdan ona mı bırakılıyor? Belki o bir şımarık
yalancıdır!"
26. İleride o şımarık yalancı kimdir bilecekler.
27. "İşte Biz onları imtihan etmek için o dişi deveyi salıyoruz; onun
için onları gözet ve sabırlı ol!"
28. Onlara haber ver ki su aralarında nöbetleşe taksim edilmiştir.
Herkes suyu sırasına göre alacaktır.
29. Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar, o da silaha sarıldı ve
ayaklarını çırptı (biçti).
30. Fakat bak nasıl oldu azabım ve uyarılarım?
31. Çünkü Biz üzerlerine tek bir sayha gönderiverdik; ağılcı çırpısı
gibi kırılıp dökülüverdiler.32. Andolsun ki, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen
mi var?
33. Lut'un kavmi o uyarılara yalan dediler.
34. Biz de üzerlerine taşlar yağdıran (kasırga) gönderdik. Yalnız Lut
ailesini bir seher vakti kurtardık,
35. Tarafımızdan bir nimet olarak! İşte şükredeni böyle karşılarız.
36. Andolsun ki (Lut) tutuşumuzun şiddetini kendilerine ihtar da
etmişti. Fakat o ihtarları kavga ve şüphe ile karşıladılar.
37. Ve onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini
siliverdik (kör ettik) ve: "Tadın bakalım azabımı ve uyanlarımı."
dedik.
38. Andolsun ki, kendilerini kararlı bir azap bir sabah bastırıverdi.
39. "Tadın bakalım azabımı ve uyarılarımı!"
40. Andolsun ki, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen
mi var?
41. Andolsun ki, Firavun' un ailesine de uyarıcı peygamberler geldi.
42. Ayetlerimizin hepsini yalanladılar. Biz de onları üstün ve güçlü
birine yaraşır bir tutuşla alıverdik.
43. Sizin kafirleriniz onlardan hayırlı mı? Yoksa (önceki) kitaplarda
sizin için bir beraat (kararı) mı var?
44. Yoksa: "Biz yardımlaşan bir topluluğuz." mu diyorlar?
45. Her halde o topluluk bozulacak ve arkalarını dönüp gidecekler.
46. Daha doğrusu onların asıl buluşma zamanları kıyamettir. Kıyamet ise
daha acı ve daha bela ve beterdir.
47. Muhakkak ki, suçlular şaşkınlık ve çılgınlıklar içindedirler.
48. O gün yüz üstü ateşe sürüklenecekler! "Tadın neymiş cehennemin
dokunuşu!" diye.
49. Haberiniz olsun ki, Biz her şeyi bir kaderle yaratmışızdır.
50. Emrimiz (işimiz, buyrultumuz) yalnız bir tekdir, göz açıp yumma
gibidir!
51. Andolsun ki, emsalinizi hep helak ettik, fakat hari düşünen?
52. Bununla beraber işledikleri herşey defterlerdedir.
53. Küçük, büyük hepsi satıra geçmiştir!
54. Şüphesiz takva sahipteri cennetterde nur içindedirler.
55. Kudretine nihayet olmayan padişahlar padişahının yüce huzurunda
doğrulara has mecliste!
**********************************************************************
SURA 55. RAHMAN SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Rahman,
2. Kur'an'ı öğretti,
3. İnsanı yarattı, 4. ona güzel beyanı belletti.
5. Güneş ve Ay hesap iledir;
6. çemen, ağaç secde eder dururlar.
7. Bak şu güzel göğe, onu yükseltti, mizanı koydu ki,
8. tartıda taşkınlık etmeyesiniz.
9. Tartıyı adaletle doğru tutun, teraziyi aksatmayın!
10. Yeryüzünü mahlukat için serdi,
11. Onda meyvalar, salkım tomurcuklu hurma ağaçları vardır.
12. Çimli taneler ve güzel kokulu bitkiler vardır;
13. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
14. İnsanı fağfur gibi bir salsal (ateşte pişmiş gibi bir kuru
çamur)dan yarattı;
15. cinleri de maric (halis ateş)den.yarattı;
16. şimdi Rabbinizln hangi nimetlerine yalan dersiniz?
17. (O) hem iki doğunun Rabbi, hem iki batının Rabbidir;
18. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
19. Salıvermiş iki denizi daima birbirleri ile çatışıyorlar;
20. aralarında bir engel vardır, birbirlerine karışmazlar;
21. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
22. Onlardan inci ile mercan çıkar;
23. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
24. Denizde akıp giden ve dağlar gibi yükselen gemiler O'nundur;
25. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
26. Yeryüzünde bulunan herşey fanidir;
27. Yüce ve iyilik sahibi Rabbinin yüzü bakidir;
28. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
29. Göklerde ve yerde olanlar O'ndan dilenirler. O, her gün yeni bir
tecellidedir;
30. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
31. Yarın size kalacağız (yakında hesabınızı ele alacağız) ey insan ve
cin!
32. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
33. Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin çevresinden aşıp
geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin, (ama) bir güce sahip olmadan
geçemezsiniz;
34. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
35. Üstünüze ateşten bir alev, bir zehir duman salınır; aman dileseniz
de kurtulamazsınız;
36. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?37. Gök yarılıp, yağ gibi eriyen, kızaran ve yanan bir gül (gibi)
olduğu zaman;
38. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
39. O gün, ne insana ne de cinne günahından sorulmaz;
40. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
41. Suçlular yüzlerinden tanınır, perçemleriyle ayaklarından tutulur;
42. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
43. İşte bu, suçluların yalan dedikleri cehennem;
44. onunla kaynar su arasında dolaşırlar;
45. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
46. Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır;
47. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
48. Her birinden çeşitli meyvalar, çeşitli ağaçlar vardır;
49. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
50. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
52. Onlarda her meyveden çift çift vardır;
53. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
54. Astarları atlastan mefruşata yaslanırlar. Her iki cennetin derimi
(devşirmesi) de yakındandır;
55. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
56. O cennetlerde önlerine bakan öyle dilberler var ki, bunlardan önce
onlara ne insan ne de cin dokunmamıştır;
57. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
58. Onları yakut ve mercan sanırsın;
59. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
60. Güzel davranmanın karşılığı elbette güzelliktir;
61. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
62. Ötelerinden (bu ikisinden başka) iki cennet daha vardır;
63. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
64. Yağız yeşil (yemyeşil) ne gönül alıcı!
65. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
66. Bunlarda püsküren çifte şadırvan;
67. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
68. Bunlarda bir meyve, bir başka hurma, bir başka nar vardır;
69. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
70. İçlerinde dilberler, güzel kadınlar vardır;
71. şimdi Rabbinizin hangı nimetlerine yalan dersiniz?
72. Cibinliklerde gizlenip duran huriler;73. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
74. Onlardan önce onlara insan ve cin dokunmamıştır;
75. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
76. Yeşil yastıklara ve güzel işlemeli döşeklere kurulmuşlardır;
77. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
78. Ululuk ve ikram sahibi Rabbinin adı yüce, çok yücedir!
****************************************************************************
SURA 56. VAKİA SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. o vakıa (kıyamet) bir koptu mu,
2. onun oluşuna yalan diyen dil olmaz.
3. İndirir, bindirir.
4. Yer şiddetle sarsıldığı.
5. dağlar serpildikçe serpildiği,
6. hepsi dağılıp toz duman haline geldiği,
7. siz de üç sınıf olduğunuz zaman,
8. ki, sağda sağın adamları, ne mutludur onlar!
9. Solda solun adamları, ne mutsuzdur onlar!
10. önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!
11. 12. Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
13. Çoğu öncekilerden,
14. biraz da sonrakilerden,
15. cevherlerle işlenmiş tahtlar üstünde,
16. karşı karşıya kurulmuşlar.
17. Etraflarında taze kalan küpeli genç hizmetçiler dolaşırlar.
18. Main'den doldurulmuş küpler, ibrikler ve kadehlere,
19. bu içkiden ne başları ağrıtılır ne de içtiklerini tüketirler.
20. Meyve beğendiklerinden,
21. kuş eti istediklerinden,
22. iri gözlü huriler,
23. saklı inciler gibi,
24. işledikleri amellere mükafat için.
25. Orada ne boş bir laf işitirler, ne de günaha sokan bir söz.
26. Tek işittikleri söz: "Selam, selam!"
27. Sağın adamları ise, ne sağın adamları!
28. Dalbastı kirazlar,
26. salkım muzlar içinde,
30. uzamış bir gölge, 31. çağlayan bir su,
32. bir çok meyve,
33. (ki) bunlar ne eksilir, ne de yasaklanırlar,
34. yüksek döşekler (üstündedirler).
35. Biz onları yeniden inşa etmişizdir,
36. onları bakire kılmışızdır,
37. kocalarını çok seven aynı yaşta,
38. sağın adamları için.
39. Bir çoğu önceki (ümmet)lerden,
40. bir çoğu da sonrakilerdendir.
41. Solun adamları ise, ne solun adamları!
42. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,
43. kapkara boğucu dumandan bir gölge,
44. ne serin, ne de rahatlatıcı!
45. Çünkü onlar bundan önce varlık içinde keyiflerine düşkün şımarık
müsriflerdi.
46. Büyük günahda ısrar ediyorlardı;
47. ve diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra,
gerçekten biz mi bir daha diriltileceğiz?
48. önceki atalarımız da mı?
49. De ki: "Muhakkak. öncekilerin ve sonrakilerin tümü,
50. belli bir günün belli bir vaktinde mutlaka toplanacaklardır!
51. Sonra siz, ey sapık inkarcılar,
52. mutlaka bir ağaçtan, zakkumdan yersiniz,
53. karınlarınızı onunla doldurursunuz,
54. üstüne de kaynar su içersiniz,
55. susuzluk illetine tutulmuş kanmak bilmeyen develerin içişi gibi
içersiniz.
56. İşte ceza gününde onların konuklukları (ağırlanışları) böyledir!
57. Sizi Biz yarattık, hala tasdik etmeyecek misiniz?
58. Şimdi gördünüz mü o döktüğünüz maniyi?
59. Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan Biz miyiz?
60. Aranızda ölümü Biz takdir ettik ve Bizim önümüze geçilmez.
61. Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir yaratılışta
var etmek üzereyiz.
62. Muhakkak ilk yaratılışı biliyorsunuz. O halde düşünsenize!
63. Şimdi gördünüz mü o ektiğiniz tohumu?
64. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?65. Dilesek onları elbette bir çöpe çevirirdik de ağzınızda şöyle
geveler dururdunuz:
66. "Muhakkak biz çok ziyandayız.
67. doğrusu büsbütün mahrum olduk!"
68. şimdi gördünüz mü o içtiğiniz suyu?
69. Buluttan onu siz mi indiriyordunuz. yoksa Biz miyiz indiren?
70. Dileseydik onu acı bir çorak yapardık. O halde şükretseniz ya!
71. Bir de o çaktığınız ateşi gördünüz mü?
72. Onun ağacını siz mi inşa ettiniz, yoksa Biz miyiz inşa eden?
73. Biz onu hem bir ihtar, hem de alandaki muhtaçlara (çöl yolcularına)
faydalı kıldık;
74. O halde Rabbini o büyük adıyla tesbih et!
75. Artık yok, yıldızların yerlerine yemin ederim;
76. bilseniz o, gerçekten çok büyük bir yemindir.
77. Ki bu, hakikaten çok değerli bir Kur'an'dır.
78. Korunan bir Kitapta;
79. ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez;
80. Alemlerin Rabbi tarafından indirilmedir!
81. Şimdi bu kelama siz yağ mı süreceksiniz?
82. Ve rızkınızı tekzibiniz ( nasibinizi yalanlamanızdan ibaret) mi
kılacaksınız?
83. O halde can boğaza geldiği vakit,
84. ki o zaman bakar durursunuz,
85. Biz ise ona sizden daha yakınızdır, fakat siz göremezsiniz!
86. 87. Haydi, eğer dine boyun eğmeyecek, ceza çekmeyecek iseniz,
çevirsenize o canı geri, iddianızda doğru iseniz!
88. Ama o (can çekişen kişi) Allah'a yakın olanlardan ise,
89. (ona) ravh (rahmet, ferahlık, daimi bir hayat), güzel bir rızık ve
Naim cennet vardır.
90. Eğer sağın adamlarından ise,
91. artık selam sana, sağın adamlarından.
92. Ama o yalanlayan sapıklardan ise,
93. muhakkak konukluğu kaynar su
94. ve yaslanacağı cehennemdir!
95. Kesin gerçek budur işte!
96. Haydi Rabbini büyük ismiyle tesbih et!
************************************************************************
SURA 57. HADİD SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim 1. Göklerde ve yerde bulunan herşey Allah'ı tesbih etmektedir. O öyle
güçlüdür, öyle hikmet sahibidir
2. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Hem diriltir, hem öldürür, hem O
herşeye gücü yetendir.
3. O, ilk ve sondur; görünen ve görünmeyendir. Hem O her şeyi bilendir!
4. O'dur ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra Arş üzerine
hükümranlığını kurdu. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni ve ona
yükseleni bilir ve her nerede olsanız sizinle beraberdir. Allah bütün
yaptıklarınızı görür.
5. Bütün göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Bütün işler Allah
döndürülür.
6. Geceyi güdüze sokar, gündüzü geceye sokar; O, sinelerin özünü bilir.
7. Allah'a ve Resulüne iman edin. Sizi istihlaf buyurduğu (tasarrufunu
size bıraktığı) şeylerden harcayın ki, iman edip harcayanlarınız için
büyük bir mükafat vardır!
8. Ne diye Allah'a iman etmiyorsunuz ki, peygamber sizi Rabbinize iman
edesiniz diye davet edip duruyor?! Oysa sizden kesin söz de almıştı;
eğer gerçek müminler olacaksanız.
9. Sizi karanlıklardan nura çıkarsın diye kuluna parlak parlak ayetler
indiren O'dur. Muhakkak ki, Allah size karşı çok esirgeyici, çok
merhametlidir.
10. Ne diye Allah yolunda harcamayasınız ki? Göklerin ve yerin mirası
zaten Allah'ıdır (hepsi O'na kalacaktır). Fetihten önce harcayıp
çarpışanlarınız diğerleriyle bir olmaz; onların derecesi sonradan
harcayıp çarpışanlardan daha büyüktür! Bununla beraber Allah hepsine en
güzeli va'd buyurdu. Allah her ne yaparsanız haberdardır!
11. Hani Allah'a güzel bir borç verecek kimse ki, Allah onu ona
katlayıversin?! Hem onun için çok hoş bir mükafat da vardır!
12. O gün mümin erkeklerle, mümin kadınları önlerinden ve sağ
taraflarından nurları koşarken göreceksin: "Bu gün müjdeniz altlarından
ırmaklar akan cennetlerdir. İçlerinde ebedi olarak kalacaksınız."
(denir). İşte büyük kurtuluş budur!
13. O gün münafık erkeklerle, münafık kadınlar, iman edenlere şöyle
diyecek: "Bize bakınız, nurunuzdan ışık alalım!" Denilecek ki:
"Arkanıza dönün de bir nur araştırın." Derken aralarına kapısı plan bir
sur çekilmiştir;içi, rahmet ondadır, dışı ise o yönden azaptır.
14. (Münafıklar) onlara şöyle bağrışırlar: "Bizler sizinle beraber
değil miydik?" (Mü'minler): "Evet, ama siz kendilerinizi fitneye
soktunuz, gözettiniz, şüpheye düştünüz ve Allah'ın emri gelinceye kadar
kuruntular sizi aldattı. O aldatıcı şeytan sizi (günahın zararı yoktur
diye) Allah'a güvendirdi.
15. Artık bugün ne sizden ne de inkar edenlerden fidye kabul edilmez,
sığınacağınız yer ateştir. Layıkınız odur, ona gidiş de ne kötüdür!"
16. O iman edenlere zamanı gelmedi mi ki, kalpler! Allah'ın zikrine ve
inen gerçek aşkına saygı ile coşsun ve bundan önce kendilerine kitap
verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçip de kalpleri katılaşmış.
Çoğu da günaha dalmış bulunanlar gibi olmasınlar?!17. İyi biliriz ki, Allah yeryüzünü ölümünden sonra diriltir!
Anlayasınız diye size ayetleri açıkladık.
18. Şüphesiz sadaka veren erkek ve dişilere ve Allah'a öyle (karz. ı
hasen) güzel ödünç verenlere, verdikleri kat kat artırılır; bir de
onlara pek hoş bir mükafat vardır!
19. Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, Rableri yanında tıpkı
sıddıklar ve şehitler gibidir.Onlara, onların mükafatlan ve nurları
vardır. Ayetlerimizi yalan diyenlere gelince, işte onların tümü
cehennemin adamlarıdır.
20. Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve aranızda
bir övünme, mal ve evlad da bir çokluk yarışından ibarettir. Bu tıpkı
bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, rençberleri imrendirir; sonra
heyecana gelir, bir de görürsün sararmışdır, sonra da çörçöp olur!
Ahrette ise şiddetli bir azap, birde bir bağışlama ve hoşnutluk vardır.
Dünya hayatı aldatıcı bir yararlanmadan başka birşey değildir!
21. Siz Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni yerle göğün eni gibi bir
cennete yarışın ki bu, Allah'a ve Peygamberine (inananlar için
hazırlanmıştır. O Allah'ın lütfudur, onu dilediği kimselere verir ve
Allah çok büyük lütuf sahibidir!
22. Yeryüzünde ve kendilerinizde meydana gelen bir musibet yoktur ki,
Biz onu uygulamaya koymadanönce bir Kitapta yazılı olmasın. Şüphesiz
bu, Allah'a göre kolaydır!
23. Şunun için ki: Kaybettiğinize üzülmeyesiniz ve (Allah'ın) size
verdiğine de güvenmeyesiniz! Allah çok övünen, kurulanın topunu sevmez.
24. Onlar ki hem cimrilik ederler hem de insanlara cimriliği
emrederler. Her kim de ardını döner ise(harcamadan kaçınırsa), haberi
olsun ki Allah O zengindir, O övgüye layıktır.
25. Andolsun ki, Biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik;
beraberlerinde kitap ve mizan (terazi, ölçü) indirdik ki, insanlar
adaletle tutunsunlar. Bir de demiri indirdik ki, onda hem çetin bir
sertlik, hem de insanlar için birçok faydalar vardır. Çünkü Allah
kendisine ve peygamberlerine gıyabında yardım edenleri belli edecektir.
Şüphesiz Allah çok güçlüdür, üstündür.
26. Andolsun ki. Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik. soylarına peygamberlik
ve kitap verdik; öyle iken içlerinden bazısı doğru yolu kabul etmiş,
çokları ise yoldan çıkmış fasklardır.
27. Sonra onların izleri üzerinde ardarda peygamberlerimizle izledik;
arkasından Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve ona
uyanların kalplerinde bir şefkat ve merhamet yarattık. Bir de rahipliği
ki, onu onlar uydurdular, Biz onu üzerlerine yazmamıştık; ancak
Allah'ın rızasını aramak için yaptılar, sonra da ona hakkıyla riayet
etmediler. Biz de içlerinden iman etmiş olanlara mükafatlarını verdik,
çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır.
28. Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve peygamberine iman edin ki,
sizlere rahmetinden iki pay versin; size bir nur bahşeylesin ki onunla
(yolunuzu görüp) yürüyesiniz, hem de sizi bağışlasın. Allah çok
bağışlayan, çok merhamet edendir.
29. Çünkü kendilerine kitap verilenler bilmeyecekler mi ki, Allah'ın
lütfundan birşey (i elde etmey) e güç yetiremezler ve gerçekten lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah çok büyük lütuf
sahibidir.
***********************************************************
SURA 58. MÜCADELE SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Evet işitti Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a
şikayet eden o kadının dediğini; Allah da konuşmanızı dinliyordu, çünkü
Allah işjtir, görür.
2. İçinizden zihar ile (sen, bana anamın sırtı gibisin, demekle)
kadınlarından ayrılmaya kalkışan kimseler bilmelidirler ki, o kadınlar
onların anaları değildir. Anaları ancak onları doğuranlardır. Üstelik
onlar gerçekten pek çirkin ve asılsız bir söz söylüyorlar. Bununla
birlikte Allah'ın affının ve mağfiretinin çok olduğunda da kuşku
yoktur..
3. Kadınlarından zihar ile ayrılmağa kalkıp da sonra dediklerini geri
alacak olanların, ikisi ilişkide bulunmadan önce bir köle azad etmeleri
gerekir. İşte siz bununla öğütleniyorsunuz. Allah her ne yaparsanız
haberdardır.
4. Ona gücü yetmeyen de karısıyla ilişki de bulunmadan önce iki ay
sırasıyla oruç tutsun; ona da gücü yetmeyen altmış yoksul doyursun!
Bunlar, Allah'a ve peygamberine inanasınız diyedir ve bunlar Allah'ın
çizdiği sınırlardır. Kafirler için ise acı bir azap vardır.
5. Muhakkak ki, Allah ve peygamberine had yarışın (onlann koyduğu
sınırlardan başka sınırlar koymağa) kalkanlar, tıpkı kendilerinden
öncekilerin çarpıldıkları gibi (helaka) çarpılırlar; Oysa Biz açık açık
ayetler de indirmiştik. Kafirlere ise alçaltıcı bir azap vardır.
6. O gün ki, Allah onları hep diriltecek de bütün yaptıklarını
kendilerine haber verecektir. Allah, onu bir bir saymış, onlar ise onu
unutmuşlardır. Allah, herşeye şahittir.
7. Allah'ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini görmüyor musun?
Her hangi üç kişinin fısıldaşması halinde mutlaka dördüncüleri O'dur,
beş kişinin de altıncıları mutlaka O'dur. Gerek daha az, gerek daha çok
her nerede olsalar, mutlaka O, beraberlerindedir. Sonra yaptıklarını
kıyamet gününde kendilerine haber verecektir. Haberiniz olsun ki, Allah
herşeyi tamamıyla bilir.
8. Bakmaz mısın şunlara ki, gizli konuşmaktan yasaklandılar da sonra
dönüp yasaklandıkları şeyi yapıyorlar; günah, düşmanlık ve peygambere
karşı gelme hususunda fısıldaşıyorlar. Yanına geldikleri zaman da seni
Allah'ın sağlıklamadığı (selamlamadığı) bir tarzda sağlıklıyorlar ve
kendi içlerinden de: "Allah, bize söylediklerimiz yüzünden azap etse
ya!" diyorlar. Cehennem onlara yeter, ona yaslanacaklardır. Artık o ne
kötü akibettir!
9. Ey iman edenler, sizler fısıldaştığınız zaman, aranızda günah,
düşmanlık ve peygambere isyan hususunda fısıldaşmayın, iyilik ve
takvayı fısıldaşın! Allah'tan korkun ki, O'nun huzurunda
toplanacaksınız.
10. O gizli konuşmalar (o fiskos) yalnızca şeytandandır; inananları
üzmek için; oysa Allah'ın izni olmadan onlara bir zarar verecek
değildir. Mü'minler de onun için hep Allah'a dayansınlar. 11. Ey iman edenler, sizlere meclislerde: "Yer açın!" denildiği zaman
yer açın ki, Allah da size genişlik versin! "Kalkın!" denildiği zaman
da kalkın ki, Allah da inananlarınızı yükseltsin ve kendilerine ilim
verilenleri ise derecelerle yüksettsin. Allah, bütün yaptıklarınızdan
haberdardır.
12. Ey iman edenler, peygambere gizli bir şey danışacağınız zaman,
fısıltınızdan önce bir sadaka verin! Bu sizin için hem bir hayır hem de
daha ziyade temizliktir. Fakat gücünüz yetmezse, şüphe yok ki, Allah
bağışlayıcıdır, esirgeyicidir.
13. Yoksa fısıltınızdan önce sadaka vermekten korktunuz mu? Madem ki,
yapmadınız, Allah da size tevbe lütfetti, artık namaza devam edin,
zekatı verin ve Allah'a ve peygamberine itaat edin! Allah her ne
yaparsanız haberdardır.
14. Allah'ın gazap etmiş olduğu bir topluğa yardakçılık edenleri görmez
misin? Onlar ne sizdendirler ne de onlardandırlar ve bile bile yalan
yere yemin ederler.
15. Allah, onlar için çetin bir azap hazırladı. Gerçekten onlar ne kötü
işter yapıyorlar!
16. Yeminlerini bir siper edindiler de Allah yolundan engellediler;
onun için onlara alçaltıcı bir azap vardır.
17. Olası değil, onları ne malları, ne de evlatları hiçbir şekilde
Allah'tan kurtaramaz. Onlar cehennemliktirler. Hep onun içinde
kacaklardır.
18. Allah'ın kendilerini toplayarak yeniden dirilteceği günde size
yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler ve bir şey yaptıklarını
sanacaklardır. İşte onlar hep o yalancılardır.
19. Şeytan kendilerini istila etmiş ve kendilerine Allah düşüncesini
unutturmuştur. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdırlar. Uyanık ol ki,
şeytanın yandaşları hep hüsrana düşenlerdir.
20. Allah'a ve peygamberine hudud yarışına (onların koyduğu sınırlardan
başka sınırlar koymağa) kalkanlar, en alçaklar arasındadırlar.
21. Allah: "Andolsun ki, Ben yenerim Ben ve peygamberlerim!" diye
yazmıştır. Şüphe yok ki, Allah güçlüdür, daima üstün gelendir.
22. Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun Allah'a ve
peygamberine karşı kanunlar koymaya kalkışan kimselerle sevişir
bulamazsın; babaları veya oğulları, kardeşleri veya akrabaları olsalar
bile. İşte Allah'ı öyle kimseleri sevmeyen bir topluluğun kalplerine
imanı yazmış ve kendilerini tarafından bir ruh ile desteklemiştir.
Onları içlerinde sonsuza dek kalmak üzere altından ırmaklar akan
cennetlere koyacaktır. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da O'ndan
hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın taraftarıdırlar. Uyanık ol ki,
Allah'ın taraftarları hep kurtuluşa erenlerdir.
********************************************************************
SURA 59. HASR SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O,
üstündür, hikmet sahibidir.
2. O'dur kitap verilenlerden inkar edenleri ilk haşir için yurtlarından
çıkaran. Siz, onların çıkacaklarını sanmadınız, Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacak engelleri olduğunu sandılar, fakat
Allah onları hesap etmedikleri bir yönden bastırdı ve kalplerinin içine
korku düşürdü. Öyle ki, evlerini bir yandan kendi elleriyle, bir yandan
da mü'minlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey görecek gözleri olanlar,
düşünün de ibret alın!
3. Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, mutlaka dünyada kendilerine
azap edecekti. Ahirette ise onlara ateş azabı vardır.
4 . Çünkü onlar, Allah'a ve peygamberine cephe almaya kalkıştılar; her
kim de Allah'a karşı cephe alırsa, şüphe yok ki, Allah azabı çetin
olandır.
5. Herhangi bir hurma ağacı kestiniz, ya da kökleri üzerinde dikili
bıraktıysanız, hepsi Allah'ın izniyledir ve o fasıkları (yoldan
çıkmışları) perişan edeceği içindir.
6. Allah'ın onlardan peygamberine tahvil buyurduğu (verdiği) fey'e
(gelire) gelince siz ona ne at sürdünüz, ne de deve. Fakat Allah,
peygamberlerini dilediği kimselere musallat kılar. Allah, herşeye gücü
yetendir.
7. Allah'ın peygamberine diğer memleketlerden tahvil buyurduğu fey'i de
Allah'a peygamberine, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda
kalmış kimselere verilir; yalnızca içinizden zenginler arasında dolaşan
bir servet olmasın diye. Bir de peygamber size her ne emir verirse onu
tutun, yasakladığından da sakının ve Allah'tan korkun; çünkü Allah,
cezalandırması çetin olandır.
8. Bir de (o gelirler) yoksul muhacirler içindir ki, yurtlarından ve
mallarından (uzaklaştırıp) çıkarıldılar. Allah'tan bir lütuf ve
hoşnutluk ararlar, Allah'a ve peygamberine hizmet ederler. İşte
onlardır doğru olanlar!
9. Ve şunlar ki, onlardan önce yurdu hazırlayıp imana sahip oldular,
kendilerine hicret edenlere sevgi beslerler, onlara verilenlerden
nefislerinde bir kaygı duymazlar, kendilerinin ihtiyacı olsa bile
onları kendilerine tercih ederler. Her kim de nefsinin hırsından
(cimriliğinden) korunursa, işte onlardır o kurtuluş bulanlar!
10. Ve şunlar ki, onların arkalarından gelmişlerdir. Şöyle derler: "Ey
Rabbimiz, bizleri ve önceden iman ederek bizleri geçmiş olan
kardeşlerimizi bağışla ve gönüllerimizde, iman etmiş olanlara karşı kin
tutturma! Ey Rabbimiz, şüphe yok ki, Sen çok şefkattisin, çok
merhametlisin!"
11. Görmüyor musun şu münafıklık yapanları, kitap ehlinden o inkar eden
dostlarına: "Yemin ederiz ki, eğer siz (yurdunuzdan) çıkarılırsanız
kesinlikle biz de sizinle çıkarız, sizin aleyhinizde asla kimseye itaat
etmeyiz ve şayet size karşı savaş açılırsa muhakkak size yardım ederiz!
diyorlar, Allah şahitlik ediyor ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar.
12. Andolsun ki eğer çıkarılırsalar, onlarla birlikte çıkmazlar, eğer
onlara savaş açılırsa onlara yardım etmezler; yardım edecek olsalar
bile mutlaka arkalarını döner (kaçarlar). Sonra da kurtarılmazlar.
13. Kesinlikle onların yüreklerinde sizin korkunuz Allah'ın korkusundan
daha fazladır. Bu, onların anlayışsız bir topluluk olmalarındandır.
14. Onlar sizinle ancak müstahkem mevkilerde veya duvarlar, siperler
arkasında topluca savaşabilirler. Kendi aralarında çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu,
onların aklını kullanmayan bir topluluk olmalarındandır.
15. (Onların durumu) kendilerinden az öncekiler gibidir ki,
yaptıklarının cezasını tattılar, ayrıca onlara acı bir azap vardır.
16. Tıpkı şeytanın meseli gibi ki, insana: "İnkar et!" dedi de. inkar
edince: "Ben senden uzağım; çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan
korkarım!" dedi.
17. Sonra ikisinin de sonu, sonsuza dek ateşte kalmaları oldu. İşte
zalimlerin cezası budur,
18. Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve kişi, yarın için önceden ne
gönderdiğine baksın. Allah'tan korkun; çünkü Allah, her ne yaparsanız
haberdardır.
19. Allah'ı unutmuş, Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu
kimseler gibi olmayın! Onlar, yoldan çıkmış kimselerdir.
20. Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler, hep
muratlarına ermişlerdir.
21. Biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik kesinlikle, sen onu,
Allah korkusundan başını eğmiş, çatlamış görürdün. İşte Biz o
misalleri, düşünsünler diye insanlara veriyoruz.
22. O, öyle Allah'tır ki, O'ndan başka tanrı yoktur. Görülmeyeni de
bilir, görüleni de. O, çok esirgeyen, çok bağışlayandır.
23. O, öyle Allah'tır ki, O'ndan başka tanrı yoktur. Mülkün sahibidir,
son derece mukaddestir, selamete erdirendir, güveni sağlayandır, görüp
gözetendir, üstündör, zorludur, büyüklükte eşi olmayandır. Allah,
müşriklerin ortak koştuklarından münezzehtir.
24. O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah'tır. En güzel
isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar, O'nu tesbih ederier. O,
öyle üstündür, öyle hikmet sahibidir.
*****************************************************************
SURA 60. MÜMTAHİNE SURESI
Bismillahirrahmanirrrahim
1. Ey iman edenler, düşmanımı ve düşmanınızı dostlar edinmeyin! Onlar,
size gelen gerçeği inkar etmişken siz onlara dostluk gösteriyorsunuz.
Onları Rabbiniz olan Allah'a iman ettiğiniz için peygamberi ve sizi
(yurdunuzdan) çıkarıyorlardı. Eğer sizler, Benim yolumda ve hoşnutluğum
uğrunda savaşa çıktıysanız (böyle yapmazsınız). Siz, dostluk göstererek
onlara sır veriyorsunuz, oysa Ben sizin gizlediklerinizi de
açıkladıklarınızı da tamamen bilirim ve içinizden her kim onu yaparsa,
artık düz yolun ortasında şaşırmış olur.
2. Eğer onlar sizi yenip de ele geçirirseler, hepinize düşman
kesilirler, sizlere ellerini ve dillerini kötülükle uzatır, hepinizin
kafir olmasını isterler.
3. Kıyamet gününde ne yakınlarınız, ne de evlatlarınız size fayda
vermezler. O, aranızı ayıracaktır. Allah, bütün yaptıklarınızı görür.
4. Sizin için güzel bir örnek İbrahim ile beraberindekilerde oldu.
Onlar vaktiyle kavimlerine: "Biz,sizlerden ve Allah'tan başka
taptıklarınızdan uzağız ve siz Allah'ın birliğine iman edinceye kadar
sizi tanımıyoruz. Sizinle aramızda ebedi bir düşmanlık başladı."
demişlerdi. Yalnız İbrahim'in babasına: "Kesinlikle senin için bağışlanma dileyeceğim, fakat senin için Allah'tan (gelecek) hiçbir
şeyi önlemeye gücüm yetmez." demesi başka. "Ey Rabbimiz, biz ancak Sana
güvendik, Sana gönül verdik ve bütün gidiş Sanadır!" dediler.
5. Ey Rabbimiz, bizi o küfredenlerin fitnesi kılma ve bizleri bağışla
ey Rabbimiz! Çünkü Sensin ancak öyle üstün olan, öyle hikmet sahibi
olan!
6. Gerçekten onlarda sizin için, Allah'a ve ahiret gününe ümit
besleyenler için güzel bir örnek olmuştur. Her kim de aksine giderse
bilsin ki, Allah çok zengindir, her hamd yalnız O'nadır.
7. Umulur ki, Allah, sizinle onlardan düşmanlaştıklarınız arasında bir
dostluk meydana getirir. Allah gücü yetendir. Allah çok bağışlayandır,
merhamet edendir.
8. Allah size, sizinle din hususunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan
çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve kendilerine adaletli
davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adalet gösterenleri sever.
9. Allah, yalnızca sizinle diri hususunda savaşanlara, sizi
yurtlarınızdan çıkaranlara ve çıkarılmanıza arka çıkanlara dostluk
etmenizi yasaklıyor size. Her kim de onlara dostluk ederse, işte onlar,
kendilerine yazık eden zalimlerdir.
10. Ey iman edenler, mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde
kendilerini imtihan edin! İmanlarını Allah bilir. Eğer siz onların
inanan kadınlar olduklarını öğrenirseniz, artık onları kafirlere iade
etmeyin! İnanan kadınlar, kafirlere helal değildir, kafirler de mümin
kadınlara helal olmazlar. Ancak kafirlerin harcadıkları mehri onlara
(geri) verin! kendilerine mehirlerini verdiğimiz takdirde o inanan
kadınlarla evlenmenizde de size bir günah yoktur. Kafir kadınların da
ismetlerine yapışmayın (onları nikahınızda tutmayın) ve harcadığınızı
isteyin; kafirlerde harcadıklarını istesinler. Bunlar, size Allah'ın
hükmüdür. Aranızda O hükmediyor. Allah, bjlendir, hikmet sahibidir.
11. Eğer karılarınızdan biri kafirlere kaçar, siz de onlardan bunun
acısını çıkarırsanız, karıları gitmiş olanlara harcadıkları kadarını
ganimetten veriniz ve iman etmiş olduğunuz Allah'tan korkunuz!
12. Ey peygamber, inanan kadınlar Allah'a hiçbir şeyi ortak
koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri çocuklarını
öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup
getirmemeleri ve sana hiçbir iyi işte karşı gelmemeleri şartıyla sana
biat etmeye geldikleri zaman biatlarını kabul et ve Allah'tan onların
bağışlanmalarını dile! Çünkü Allah çok bağışlayandır. merhamet edendir.
13. Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine gazap etmiş olduğu ve
kabirlerdeki kafirlerin ümidini kestiği gibi ahiretten ümidini kesmiş
olan bir topluluğu dost tanımayın!
Belgili
Tanımlık
Kutsal
Quran
Ercüme in Belgili
Tanımlık Meal Içinde
Belgili Tanımlık
Türkçe
Forme Yanında Ecek
Kahverengi
pdf--
http://globalquran.com/download/pdf/










Comments
Post a Comment