SURA 51-60

SURA 51. ZARİYAT SURESI Bismillahirrahmanirrrahim 1. O tozdurup savuranlara. 2. Bir ağırlık taşıyan (bulut)lara 3. Kolaylıkla akıp giden (gemi)lere 4. Bir iş bölümü yapan (melek)lere yemin ederim ki, 5. muhakkak o size va'dolunan mutlaka doğrudur. 6. Ve muhakkak ceza ve mükafat gerçekleşecektir. 7. O düzgün yollara sahip göğe yemin ederim ki, 8. siz pek çelişkili bir söz içindesiniz. 9. Ondan çevrilen çevrilir. 10. O kahrolası yalancılar. 11. O sarhoşluk içinde yaptığını bilmezler. 12. Soruyorlar: "Ne zaman o ceza günü?" diye. 13. Ateş üzerinde kıvranacaklan gün. 14. "Tadın cezanızı! Budur işte o sizin acele istedığiniz!" 15. Şüphesiz ki, takva sahipleri, cennetlerde pınar başlarındadırlar, 16. Rablerinin kendilerine verdiğini alarak. Çünkü onlar, bundan önce güzel davranmayı adet edinmışlerdi. 17. Geceleyin pek az uyurlardı. 18. Seher vakitlerinde hep bağışlanma dilerierdi. 19. Mallarında dilenen ve yoksul için bir hak vardı. 20. Yeryüzünde inanç sahipleri için birçok ibretler vardır; 21. kendinizde de; hala görmeyecek misiniz? 22. Gökte de rızkınız ve o va'dolunduğunuz (var). 23. İşte o göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, o şüphesiz gerçektir; tıpkı sizin konuşmanız gibi. 24. İbrahim'in ikram edilen konuklarının haberi geldi mi sana? 25. Yanına girdikleri vakit: "Selam!" dediler. O da: "Selam! Görülmedik bir topluluk" dedi. 26. Hemen bir bahane ile ailesine gidip semiz bir dana getirdi. 27. Onu yakınlarına koyarak: "Yemeğe buyurmaz mısınız?" dedi. 28. Onlardan ötürü içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler ve kendisine bilgili bir oğlan müjdelediler. 29. Bunun üzerine karısı bir çığlık içinde döndü, elini yüzüne çarptı ve: "Kısır bir koca karı (çocuk mu doğurur)? dedi. 30. Onlar: "Öyle, Rabbin buyurdu. Şüphesiz hikmet sahibi O, herşeyi bilen O." dediler. 31. İbrahim: "O halde asıl göreviniz nedir ey elçiler?" dedi. 32. Dediler: "Biz suçlu bir kavme gönderildik; 33. Üzerlerine çamurdan taşlar salmak için, 34. (her biri) sınırı aşmış olanlar için Rabbinin nezdinde damgalanmışlardır." 35. Nihayet orada bulunan müminleri çıkardık, 36. Fakat Biz orada bir evden başka müslüman da bulamadık. 37. Ve orada acı bir azaptan korkacak için bir ibret bıraktık. 38. Bir de Musa'da (ibret verici deliller vardır) ki, onu açık bir delille Firavun'a gönderdik de,39. o bütün kuvvetiyle tersine gitti: "Bu bir sihirbaz veya delidir!" dedi. 40. Bunun üzerine Biz de tuttuk kendisini ve ordularını denize fırlatıverdik o alçak namertlik ederken. 41. Bir de Ad'da (ibret verici deliller vardır) ki, üzerlerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik. 42. (O rüzgar) uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu çürütüp kül gibi ediyordu. 43. Bir de Semud'da (ibret verici deliller vardır) ki, onlara: "Bir süreye kadar istifade edin." denilmişti de, 44. Rablerinin emrinden azgınlık ettiler (dışarı çıktılar), bu yüzden bakınıp dururlarken yıldırım kendilerini yakalayıverdi. 45. O vakit bir kalkınmaya da güç yetiremediler bir yardım da görmediler. 46. Daha önce de Nüh kavmini (helak ettik). çünkü onlar hep yoldan çıkmış birer topluluk idiler. 47. Bir de göğe bakın Biz onu kuvvetle bina ettik ve şüphe yok ki Biz onu genişletmeye de malikiz. 48. Yeryüzünü döşedik; bakınız Biz ne güzel döşeriz. 49. Hem herşeyden iki çift yarattık ki, düşünesiniz. 50. "O halde hemen Allah'a kaçın; haberiniz olsun ki, ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım. 51. Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın; haberiniz olsun ki ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım. 52. Böyle, onlardan öncekiler bir peygamber gelince muhakkak: "Ya sihirbaz, ya delidir" dediler. 53. Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler! Hayır, onlar azgın kavimler. 54. Onun için onlardan yüz çevir, artık sen kınanacak değilsin! 55. Bununla beraber öğüt vermeye devam et; çünkü öğüt müminlere fayda verir. 56. Ben cinleri ve insanlan ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım. 57. Ben onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yemek yedirmelerini de istemiyorum. 58. Şüphesiz Allah, rızık veren, sarsılmaz kuvvet sahibi O'dur. 59. Onun için muhakkak o zulmedenlere arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele istemesinler! 60. Artık o tehdit edildikleri günlerin azabından vay o küfredenlere!
**********************************************

SURA 52. TUR SURESI Bismillahirrahmanirrrahim 1. Andolsun o Tur'a, 2. 3. Yayılmış ince deri üzerine yazılmış bir Kitab'a, 4. Beyt. i Ma'müra, 5. Yükseltilmiş tavana (göğe), 6. ve kızdırılıp kaynatılmış taşkın denize ki, 7. Rabbinin azabı elbette gerçekleşecektir. 8. Onu önleyecek biri yoktur! 9. O gün gök bir çalkanışla çalkalanır, 10. dağlar da bir yürüyüş yürür, 11. vay haline artık o gün o yalan söyleyenlerin 12. ki, onlar daldıkları bir batakta oynayıp duruyorlar. 13. O gün onlar cehenneme bir kakılış kakılacak: 14. "İşte bu sizin o yalan deyip durduğunuz ateş!" diye. 15. Bu da mı sihir, yoksa siz görmüyor musunuz? 16. Yaslanın ona bakalım, ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi sizin için birdir; sadece yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz. 17. Fakat (günahlardan) korunanlar cennetlerde, nimet içindedirler. 18. Rablerinin kendilerine verdiği ile sefa sürmektedirler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur. 19. Yaptıklarınıza karşılık yeyin, için, afiyetler olsun , 20. sıra sıra dizilmiş çok güzel koltuklara yaslanarak; kendilerine güzel, iri gözlü hurileri de eş etmişizdir. 21. İman edip zürriyetteri de iman ile arkalarından gelmiş olanlar, işte Biz, onların nesillerini de kendilerine katmışızdır. Bununla beraber kendilerine amellerinden hiçbir şey de eksiltmemişizdir. Herkes kazancına bağlıdır. 22. Bir de onlara bir meyve ve içlerinin çekeceği bir et yetiştirmekteyiz. 23. Orada kadeh teati ederler ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de bir günaha sokma! 24. Kendilerine ait hizmetçiler, sanki sedef içinde saklı inciler gibi onların etrafında pırıl pırıl dönerler. 25. Birbirlerine dönmüş soruyorlar; 26. diyecekler ki: "Evet biz bundan önce ehlimiz (ailemiz, obamız) içinde korkular içindeydik, 27. Allah bize lutfetti ve bizleri o semum (kavurucu) azabından korudu. 28. Evet biz bundan önce O'na dua ediyor, korumasını istiyorduk .Gerçekten O, öyle iyiliği bol, öyle merhameti çok olandır." 29. O halde anlatıp öğüt vermeye devam et; çünkü sen, Rabbinin nimeti hakkı için, ne kahinsin ne de mecnun! 30. Yoksa: "O bir şairdir, zamanın felaketine uğramasını gözetiyoruz" mu diyorlar? 31. De ki : "Gözetin, çünkü ben de sizinle beraber gözetenlerdenim. 32. Yoksa onlara bunu (bu çelişkiyi) akılları mı emrediyor, ya da onlar azgın bir topluluk mudurlar?33. Yoksa "Onu kendisi uydurmakta" mı diyorlar? Hayır, kendileri inanmazlar. 34. Haydi onun gibi bir söz getirsinler, eğer doğru iseler!l 35. Yoksa kendileri hiçbir şeysiz (yaratıcısız) mı yaratıldılar? Yoksa yaratan onlar mıdırlar? 36. Yoksa gökleri ve yeri mi yarattılar? Hayır, onlar ikan ehli değiller (kendi inançlarında bile kuşkulu kimseler) dir! 37. Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı kainata hükmetmişler? 38. Yoksa onlara mahsus bir merdiven var da (çıkıp) ondan dinliyorlar mı? Öyleyse dinleyenleri, açıklayıcı bir delil getirsin. 39. Yoksa kızlar O'na, oğullar size öyle mi? 40. Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyoırsun da cereme vermekten ezilmekteler mi? 41. Yoksa gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? 42. Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o küfredenlerin kendileri o tuzağa düşeceklerdir. 43. Yoksa onların Allah' tan başka bir ilahları mı var? Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir. 44. Onlar gökten bir parçayı düşerken görseler 'Birbiri üstüne yığılmış bir bulut" diyecekler. 45. O halde bırak onları ta çarpılacakları günlerine (kavuşuncaya) kadar. 46. O gün hiç bir tedbirlerinin kendilerine zerre kadar faydası olmayacak ve hiç bir şekilde kurtarılmayacaklardır. 47. O zulmedenlere bundan başka da bir azap vardır. Fakat pek çokları bilmezler. 48. Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen bizim gözetimimiz altındasın, kalktığında Rabbini hamd ile tesbih et. 49. Gecenin bir kısmında da O'nu tesbih et, yıldızların batmaya yaklaştığı sıra da!
*******************************************************

SURA 53. NECM SURESI Bismillahirrahmanirrrahim 1. İnmekte olan necme (yıldıza, Kur'an'ın inen miktarına) yemin ederim ki, 2. arkadaşınız şaşırmadı, azıtmadı da! 3. Hevadan (arzusuna göre) söylemiyor. 4. O (Kur'an) sadece vahyolunan bir vahiydir. 5. Ona, kuvvetleri çok güçlü olan öğretti. 6. Bir kuvvet sahibi; hemen duruklandı (doğruldu). 7. O en yüksek ufukta idi. 8. Sonra yaklaştı ve sarktı. 9. Aradaki mesafe iki yay boyu oldu, hatta daha yakın; 10. kuluna verdiği vahyi verdi. 11. Gözün gördüğüne kalp yalan demedi. 12. Gördüğü hakkında şimdi siz, onunla tartışıyor musunuz? 13. Andolsun ki, o onu bir kez daha inişinde gördü; 14. ki, Cennetu'l. Me'va onun yanındadır. 15. ki,Cennetu'l. Me'va onun yanındadır. 16. O zaman ki, o Sidre'yi bürüyen bürüyordu. 17. Göz ne şaştı, ne (de sınırı) aştı. 18. Andolsun ki, Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü. 19. Siz de gördünüz değil mi Lat ve Uzza'yı? 20. Üçüncü olarak da öteki Menat'ı? 21. Size erkek, O'na dişi öylemi? 22. Öyle ise bu çok hayıflı (haksız) bir taksim! 23. Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığı kuru isimlerdir. Allah onlara öyle bir saltanat indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerinin sevdasına uyuyorlar. Oysa Rablerinden kendilerine doğru yolu gösteren geldi. 24. Yoksa insana her kurduğu hülya mı var? 25. Ama ahiret ve dünya Allah'ındır. 26. Göklerde nice melekler vardır ki, Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce şefaatleri hiçbir işe yaramaz. 27. Evet ahirete inanmayanlar meleklere dişi adı takıp duruyorlar. 28. Aslında onların buna dair bilgileri yoktu, sadece zanna uyuyorlar. Oysa zan gerçekten yana hiçbir şey ifade etmez. 29. O halde sen de Bizi anmaktan yüz çevirip de dünya hayatından ötesini istemeyen kimselere bakma! 30. İşte budur onların ilimde erişebildikleri son sınır!. Şüphesiz Rabbin, O en iyi bilendir yolundan sapanı, hem de O en iyi bitendir hidayet yolunu tutanı. 31. Bütün göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır! Sonunda kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak; güzellik yapanları da daha güzeliyle mükafatlandıracak! 32. Onlar ki günahın büyüklerinden (vebalden) ve çirkef davranışlardan kaçınırlar, ancak ufak tefek kusurlar hariç; şüphesiz ki, Rabbin geniş mağfiretlidir. O sizin her halinizi en iyi bilendir, sizi topraktan meydana getirdiğinde ve sizler analarınızın karınlarında cenin halinde iken. Şimdi nefislerinizi temize çıkarmaya kalkışmayın! O'dur en iyi bilen günahtan korkup sakınanı! 33. Şimdi gördün ya, o haktan yüz çevireni? 34. Biraz verip de dayatıvereni? 35. Gaybın bilgisi yanında da görüyor mu?36. Yoksa haber mi verilmedi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar? 37. Ve çok vefakar olan İbrahim'inkindeki? 38. Ki, doğrusu hiçbir günahkar başkasının günahını çekecek değildir. 39 . Doğrusu insanın çalıştığından başkası kendinin değildir. 40. Ve elbette çalışması yarın görülecek, 41. Sonra ona en değerli mükafat verilecek. 42. Ve elbette sonunda Rabbine gidilecektir. 43. Doğrusu güldüren, ağtatan O'dur. 44. Doğrusu öldüren, dirilten O'dur. 45. Şüphesiz erkeği, dişiyi iki eş yaratan O'dur. 46. (Rahime) ekildiği zaman bir nutfeden. 47. Şüphesiz sonraki yaratmada O'na aittir. 48. Doğrusu zengin eden, sermaye veren de O'dur. 49. Şüphesiz şi'ra (yıldızı) nın Rabbi O'dur. 50. Nitekim O helak etti önce gelen Ad'ı. 51. Ve Semud'u da hiç bırakmadı!. 52. Daha önce de Nuh kavmini (helak etmişti); çünkü onlar çok zalim ve çok azgındılar. 53. Mü'tefikey'i de haviyeye attı (altını üstüne getirdi). 54. Sardırttı da onlara o ı sardırdığını. 55. Şimdi Rabbinin hangi nimetlerine kuşku duyarsın! 56. İşte bu, ilk uyarmalardan bir uyarmadır. 57. Yaklaşan yaklaştı. 58. Ona Allah'tan başka açıcı yoktur. 59. Şimdi siz bu söze mi şaşıyorsunuz? 60. Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? 61. Siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller? 62. Haydi secdeye kapanın ve kulluk edin!
****************************************************************

SURA 54. KAMER SURESI Bismillahirrahmanirrrahim 1. Yaklaştı kıyamet, ay yarıldı! 2. Hala bir mucize görseler, yüz çevirip: "Süregelen bir sihir!" derler. 3. Yalan dediler, arzularına uydular. Halbuki, her iş (Allah takdirinde) yerini almıştır. 4. Andolsun ki, onlara kötülüklerden vazgeçirici haberleri de içeren kıssalar geldi! 5. Bir hikmet. i baliğa (hedefe ulaşmanın en yüksek derecesine ermiş bir hikmet) fakat uyarılar fayda vermiyor. 6. Sen de onlardan yüz çevir ki, o gön çağırıcı görülmedik korkunç bir şeye çağırır. 7. Gözleri düşkün düşkün sanki yayılan çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. 8. Çağırana koşarak, kafirler: "Bu çok çetin bir gündür!" derler. 9. Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanladı; o kulumuza yalancı dediler, delidir, dediler; çok incittiler. 10. O da sonunda Rabbine dua etti: "Ben yenik düştüm, bana yardım et!" dedi. 11. Bunun üzerine göğün kapılarını şakır şakır dökülen bir su ile açtık. 12. Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular önceden takdir edilmiş bir iş için birleşti. 13. Ve onu elvahlı ve kenetli (tahta ve çivilerden yapılı) bir gemi üzerinde taşıdık, 14. gözetimimiz altında yürüyüp yol alıyordu, inkar ve nankörlüğe uğramış kimseye mükafat olmak üzere. 15. Andolsun ki, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık. Fakat düşünen mi var ki, 16. azabım ve uyarılarım nasılmış! 17. Andolsun ki, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık; fakat düşünen mi var? 18. Ad kavmi de yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu? 19. Çünkü üzerlerine uğursuzluğu devam eden bir günde dondurucu bir rüzgar salıverdik. 20. İnsanları, kökünden devrilen hurma kütükleri gibi yoluyordu. 21. Bak nasılmış azabım ve uyarılarım? 22. Andolsun ki, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen mi var? 23. Semud da o uyanları yalanladılar, 24. Şöyle dediler: "İçimizden bir insana mı uyacağız? Şüphesiz biz o vakit şaşkınlık içinde kalır, ateşlere yanarız! 25. "O zikir (vahiy) aramızdan ona mı bırakılıyor? Belki o bir şımarık yalancıdır!" 26. İleride o şımarık yalancı kimdir bilecekler. 27. "İşte Biz onları imtihan etmek için o dişi deveyi salıyoruz; onun için onları gözet ve sabırlı ol!" 28. Onlara haber ver ki su aralarında nöbetleşe taksim edilmiştir. Herkes suyu sırasına göre alacaktır. 29. Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar, o da silaha sarıldı ve ayaklarını çırptı (biçti). 30. Fakat bak nasıl oldu azabım ve uyarılarım? 31. Çünkü Biz üzerlerine tek bir sayha gönderiverdik; ağılcı çırpısı gibi kırılıp dökülüverdiler.32. Andolsun ki, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen mi var? 33. Lut'un kavmi o uyarılara yalan dediler. 34. Biz de üzerlerine taşlar yağdıran (kasırga) gönderdik. Yalnız Lut ailesini bir seher vakti kurtardık, 35. Tarafımızdan bir nimet olarak! İşte şükredeni böyle karşılarız. 36. Andolsun ki (Lut) tutuşumuzun şiddetini kendilerine ihtar da etmişti. Fakat o ihtarları kavga ve şüphe ile karşıladılar. 37. Ve onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik (kör ettik) ve: "Tadın bakalım azabımı ve uyanlarımı." dedik. 38. Andolsun ki, kendilerini kararlı bir azap bir sabah bastırıverdi. 39. "Tadın bakalım azabımı ve uyarılarımı!" 40. Andolsun ki, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen mi var? 41. Andolsun ki, Firavun' un ailesine de uyarıcı peygamberler geldi. 42. Ayetlerimizin hepsini yalanladılar. Biz de onları üstün ve güçlü birine yaraşır bir tutuşla alıverdik. 43. Sizin kafirleriniz onlardan hayırlı mı? Yoksa (önceki) kitaplarda sizin için bir beraat (kararı) mı var? 44. Yoksa: "Biz yardımlaşan bir topluluğuz." mu diyorlar? 45. Her halde o topluluk bozulacak ve arkalarını dönüp gidecekler. 46. Daha doğrusu onların asıl buluşma zamanları kıyamettir. Kıyamet ise daha acı ve daha bela ve beterdir. 47. Muhakkak ki, suçlular şaşkınlık ve çılgınlıklar içindedirler. 48. O gün yüz üstü ateşe sürüklenecekler! "Tadın neymiş cehennemin dokunuşu!" diye. 49. Haberiniz olsun ki, Biz her şeyi bir kaderle yaratmışızdır. 50. Emrimiz (işimiz, buyrultumuz) yalnız bir tekdir, göz açıp yumma gibidir! 51. Andolsun ki, emsalinizi hep helak ettik, fakat hari düşünen? 52. Bununla beraber işledikleri herşey defterlerdedir. 53. Küçük, büyük hepsi satıra geçmiştir! 54. Şüphesiz takva sahipteri cennetterde nur içindedirler. 55. Kudretine nihayet olmayan padişahlar padişahının yüce huzurunda doğrulara has mecliste!
**********************************************************************

SURA 55. RAHMAN SURESI Bismillahirrahmanirrrahim 1. Rahman, 2. Kur'an'ı öğretti, 3. İnsanı yarattı, 4. ona güzel beyanı belletti. 5. Güneş ve Ay hesap iledir; 6. çemen, ağaç secde eder dururlar. 7. Bak şu güzel göğe, onu yükseltti, mizanı koydu ki, 8. tartıda taşkınlık etmeyesiniz. 9. Tartıyı adaletle doğru tutun, teraziyi aksatmayın! 10. Yeryüzünü mahlukat için serdi, 11. Onda meyvalar, salkım tomurcuklu hurma ağaçları vardır. 12. Çimli taneler ve güzel kokulu bitkiler vardır; 13. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 14. İnsanı fağfur gibi bir salsal (ateşte pişmiş gibi bir kuru çamur)dan yarattı; 15. cinleri de maric (halis ateş)den.yarattı; 16. şimdi Rabbinizln hangi nimetlerine yalan dersiniz? 17. (O) hem iki doğunun Rabbi, hem iki batının Rabbidir; 18. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 19. Salıvermiş iki denizi daima birbirleri ile çatışıyorlar; 20. aralarında bir engel vardır, birbirlerine karışmazlar; 21. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 22. Onlardan inci ile mercan çıkar; 23. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 24. Denizde akıp giden ve dağlar gibi yükselen gemiler O'nundur; 25. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 26. Yeryüzünde bulunan herşey fanidir; 27. Yüce ve iyilik sahibi Rabbinin yüzü bakidir; 28. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 29. Göklerde ve yerde olanlar O'ndan dilenirler. O, her gün yeni bir tecellidedir; 30. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 31. Yarın size kalacağız (yakında hesabınızı ele alacağız) ey insan ve cin! 32. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 33. Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin çevresinden aşıp geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin, (ama) bir güce sahip olmadan geçemezsiniz; 34. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 35. Üstünüze ateşten bir alev, bir zehir duman salınır; aman dileseniz de kurtulamazsınız; 36. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?37. Gök yarılıp, yağ gibi eriyen, kızaran ve yanan bir gül (gibi) olduğu zaman; 38. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 39. O gün, ne insana ne de cinne günahından sorulmaz; 40. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 41. Suçlular yüzlerinden tanınır, perçemleriyle ayaklarından tutulur; 42. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 43. İşte bu, suçluların yalan dedikleri cehennem; 44. onunla kaynar su arasında dolaşırlar; 45. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 46. Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır; 47. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 48. Her birinden çeşitli meyvalar, çeşitli ağaçlar vardır; 49. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 50. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 52. Onlarda her meyveden çift çift vardır; 53. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 54. Astarları atlastan mefruşata yaslanırlar. Her iki cennetin derimi (devşirmesi) de yakındandır; 55. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 56. O cennetlerde önlerine bakan öyle dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmamıştır; 57. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 58. Onları yakut ve mercan sanırsın; 59. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 60. Güzel davranmanın karşılığı elbette güzelliktir; 61. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 62. Ötelerinden (bu ikisinden başka) iki cennet daha vardır; 63. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 64. Yağız yeşil (yemyeşil) ne gönül alıcı! 65. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 66. Bunlarda püsküren çifte şadırvan; 67. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 68. Bunlarda bir meyve, bir başka hurma, bir başka nar vardır; 69. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 70. İçlerinde dilberler, güzel kadınlar vardır; 71. şimdi Rabbinizin hangı nimetlerine yalan dersiniz? 72. Cibinliklerde gizlenip duran huriler;73. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 74. Onlardan önce onlara insan ve cin dokunmamıştır; 75. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 76. Yeşil yastıklara ve güzel işlemeli döşeklere kurulmuşlardır; 77. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? 78. Ululuk ve ikram sahibi Rabbinin adı yüce, çok yücedir!
****************************************************************************

SURA 56. VAKİA SURESI Bismillahirrahmanirrrahim 1. o vakıa (kıyamet) bir koptu mu, 2. onun oluşuna yalan diyen dil olmaz. 3. İndirir, bindirir. 4. Yer şiddetle sarsıldığı. 5. dağlar serpildikçe serpildiği, 6. hepsi dağılıp toz duman haline geldiği, 7. siz de üç sınıf olduğunuz zaman, 8. ki, sağda sağın adamları, ne mutludur onlar! 9. Solda solun adamları, ne mutsuzdur onlar! 10. önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar! 11. 12. Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır. 13. Çoğu öncekilerden, 14. biraz da sonrakilerden, 15. cevherlerle işlenmiş tahtlar üstünde, 16. karşı karşıya kurulmuşlar. 17. Etraflarında taze kalan küpeli genç hizmetçiler dolaşırlar. 18. Main'den doldurulmuş küpler, ibrikler ve kadehlere, 19. bu içkiden ne başları ağrıtılır ne de içtiklerini tüketirler. 20. Meyve beğendiklerinden, 21. kuş eti istediklerinden, 22. iri gözlü huriler, 23. saklı inciler gibi, 24. işledikleri amellere mükafat için. 25. Orada ne boş bir laf işitirler, ne de günaha sokan bir söz. 26. Tek işittikleri söz: "Selam, selam!" 27. Sağın adamları ise, ne sağın adamları! 28. Dalbastı kirazlar, 26. salkım muzlar içinde, 30. uzamış bir gölge, 31. çağlayan bir su, 32. bir çok meyve, 33. (ki) bunlar ne eksilir, ne de yasaklanırlar, 34. yüksek döşekler (üstündedirler). 35. Biz onları yeniden inşa etmişizdir, 36. onları bakire kılmışızdır, 37. kocalarını çok seven aynı yaşta, 38. sağın adamları için. 39. Bir çoğu önceki (ümmet)lerden, 40. bir çoğu da sonrakilerdendir. 41. Solun adamları ise, ne solun adamları! 42. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde, 43. kapkara boğucu dumandan bir gölge, 44. ne serin, ne de rahatlatıcı! 45. Çünkü onlar bundan önce varlık içinde keyiflerine düşkün şımarık müsriflerdi. 46. Büyük günahda ısrar ediyorlardı; 47. ve diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, gerçekten biz mi bir daha diriltileceğiz? 48. önceki atalarımız da mı? 49. De ki: "Muhakkak. öncekilerin ve sonrakilerin tümü, 50. belli bir günün belli bir vaktinde mutlaka toplanacaklardır! 51. Sonra siz, ey sapık inkarcılar, 52. mutlaka bir ağaçtan, zakkumdan yersiniz, 53. karınlarınızı onunla doldurursunuz, 54. üstüne de kaynar su içersiniz, 55. susuzluk illetine tutulmuş kanmak bilmeyen develerin içişi gibi içersiniz. 56. İşte ceza gününde onların konuklukları (ağırlanışları) böyledir! 57. Sizi Biz yarattık, hala tasdik etmeyecek misiniz? 58. Şimdi gördünüz mü o döktüğünüz maniyi? 59. Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan Biz miyiz? 60. Aranızda ölümü Biz takdir ettik ve Bizim önümüze geçilmez. 61. Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir yaratılışta var etmek üzereyiz. 62. Muhakkak ilk yaratılışı biliyorsunuz. O halde düşünsenize! 63. Şimdi gördünüz mü o ektiğiniz tohumu? 64. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?65. Dilesek onları elbette bir çöpe çevirirdik de ağzınızda şöyle geveler dururdunuz: 66. "Muhakkak biz çok ziyandayız. 67. doğrusu büsbütün mahrum olduk!" 68. şimdi gördünüz mü o içtiğiniz suyu? 69. Buluttan onu siz mi indiriyordunuz. yoksa Biz miyiz indiren? 70. Dileseydik onu acı bir çorak yapardık. O halde şükretseniz ya! 71. Bir de o çaktığınız ateşi gördünüz mü? 72. Onun ağacını siz mi inşa ettiniz, yoksa Biz miyiz inşa eden? 73. Biz onu hem bir ihtar, hem de alandaki muhtaçlara (çöl yolcularına) faydalı kıldık; 74. O halde Rabbini o büyük adıyla tesbih et! 75. Artık yok, yıldızların yerlerine yemin ederim; 76. bilseniz o, gerçekten çok büyük bir yemindir. 77. Ki bu, hakikaten çok değerli bir Kur'an'dır. 78. Korunan bir Kitapta; 79. ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez; 80. Alemlerin Rabbi tarafından indirilmedir! 81. Şimdi bu kelama siz yağ mı süreceksiniz? 82. Ve rızkınızı tekzibiniz ( nasibinizi yalanlamanızdan ibaret) mi kılacaksınız? 83. O halde can boğaza geldiği vakit, 84. ki o zaman bakar durursunuz, 85. Biz ise ona sizden daha yakınızdır, fakat siz göremezsiniz! 86. 87. Haydi, eğer dine boyun eğmeyecek, ceza çekmeyecek iseniz, çevirsenize o canı geri, iddianızda doğru iseniz! 88. Ama o (can çekişen kişi) Allah'a yakın olanlardan ise, 89. (ona) ravh (rahmet, ferahlık, daimi bir hayat), güzel bir rızık ve Naim cennet vardır. 90. Eğer sağın adamlarından ise, 91. artık selam sana, sağın adamlarından. 92. Ama o yalanlayan sapıklardan ise, 93. muhakkak konukluğu kaynar su 94. ve yaslanacağı cehennemdir! 95. Kesin gerçek budur işte! 96. Haydi Rabbini büyük ismiyle tesbih et!
************************************************************************

SURA 57. HADİD SURESI Bismillahirrahmanirrrahim  1. Göklerde ve yerde bulunan herşey Allah'ı tesbih etmektedir. O öyle güçlüdür, öyle hikmet sahibidir 2. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Hem diriltir, hem öldürür, hem O herşeye gücü yetendir. 3. O, ilk ve sondur; görünen ve görünmeyendir. Hem O her şeyi bilendir! 4. O'dur ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra Arş üzerine hükümranlığını kurdu. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni ve ona yükseleni bilir ve her nerede olsanız sizinle beraberdir. Allah bütün yaptıklarınızı görür. 5. Bütün göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Bütün işler Allah döndürülür. 6. Geceyi güdüze sokar, gündüzü geceye sokar; O, sinelerin özünü bilir. 7. Allah'a ve Resulüne iman edin. Sizi istihlaf buyurduğu (tasarrufunu size bıraktığı) şeylerden harcayın ki, iman edip harcayanlarınız için büyük bir mükafat vardır! 8. Ne diye Allah'a iman etmiyorsunuz ki, peygamber sizi Rabbinize iman edesiniz diye davet edip duruyor?! Oysa sizden kesin söz de almıştı; eğer gerçek müminler olacaksanız. 9. Sizi karanlıklardan nura çıkarsın diye kuluna parlak parlak ayetler indiren O'dur. Muhakkak ki, Allah size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. 10. Ne diye Allah yolunda harcamayasınız ki? Göklerin ve yerin mirası zaten Allah'ıdır (hepsi O'na kalacaktır). Fetihten önce harcayıp çarpışanlarınız diğerleriyle bir olmaz; onların derecesi sonradan harcayıp çarpışanlardan daha büyüktür! Bununla beraber Allah hepsine en güzeli va'd buyurdu. Allah her ne yaparsanız haberdardır! 11. Hani Allah'a güzel bir borç verecek kimse ki, Allah onu ona katlayıversin?! Hem onun için çok hoş bir mükafat da vardır! 12. O gün mümin erkeklerle, mümin kadınları önlerinden ve sağ taraflarından nurları koşarken göreceksin: "Bu gün müjdeniz altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. İçlerinde ebedi olarak kalacaksınız." (denir). İşte büyük kurtuluş budur! 13. O gün münafık erkeklerle, münafık kadınlar, iman edenlere şöyle diyecek: "Bize bakınız, nurunuzdan ışık alalım!" Denilecek ki: "Arkanıza dönün de bir nur araştırın." Derken aralarına kapısı plan bir sur çekilmiştir;içi, rahmet ondadır, dışı ise o yönden azaptır. 14. (Münafıklar) onlara şöyle bağrışırlar: "Bizler sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler): "Evet, ama siz kendilerinizi fitneye soktunuz, gözettiniz, şüpheye düştünüz ve Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O aldatıcı şeytan sizi (günahın zararı yoktur diye) Allah'a güvendirdi. 15. Artık bugün ne sizden ne de inkar edenlerden fidye kabul edilmez, sığınacağınız yer ateştir. Layıkınız odur, ona gidiş de ne kötüdür!" 16. O iman edenlere zamanı gelmedi mi ki, kalpler! Allah'ın zikrine ve inen gerçek aşkına saygı ile coşsun ve bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçip de kalpleri katılaşmış. Çoğu da günaha dalmış bulunanlar gibi olmasınlar?!17. İyi biliriz ki, Allah yeryüzünü ölümünden sonra diriltir! Anlayasınız diye size ayetleri açıkladık. 18. Şüphesiz sadaka veren erkek ve dişilere ve Allah'a öyle (karz. ı hasen) güzel ödünç verenlere, verdikleri kat kat artırılır; bir de onlara pek hoş bir mükafat vardır! 19. Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, Rableri yanında tıpkı sıddıklar ve şehitler gibidir.Onlara, onların mükafatlan ve nurları vardır. Ayetlerimizi yalan diyenlere gelince, işte onların tümü cehennemin adamlarıdır. 20. Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve aranızda bir övünme, mal ve evlad da bir çokluk yarışından ibarettir. Bu tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, rençberleri imrendirir; sonra heyecana gelir, bir de görürsün sararmışdır, sonra da çörçöp olur! Ahrette ise şiddetli bir azap, birde bir bağışlama ve hoşnutluk vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir yararlanmadan başka birşey değildir! 21. Siz Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni yerle göğün eni gibi bir cennete yarışın ki bu, Allah'a ve Peygamberine (inananlar için hazırlanmıştır. O Allah'ın lütfudur, onu dilediği kimselere verir ve Allah çok büyük lütuf sahibidir! 22. Yeryüzünde ve kendilerinizde meydana gelen bir musibet yoktur ki, Biz onu uygulamaya koymadanönce bir Kitapta yazılı olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır! 23. Şunun için ki: Kaybettiğinize üzülmeyesiniz ve (Allah'ın) size verdiğine de güvenmeyesiniz! Allah çok övünen, kurulanın topunu sevmez. 24. Onlar ki hem cimrilik ederler hem de insanlara cimriliği emrederler. Her kim de ardını döner ise(harcamadan kaçınırsa), haberi olsun ki Allah O zengindir, O övgüye layıktır. 25. Andolsun ki, Biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik; beraberlerinde kitap ve mizan (terazi, ölçü) indirdik ki, insanlar adaletle tutunsunlar. Bir de demiri indirdik ki, onda hem çetin bir sertlik, hem de insanlar için birçok faydalar vardır. Çünkü Allah kendisine ve peygamberlerine gıyabında yardım edenleri belli edecektir. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, üstündür. 26. Andolsun ki. Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik. soylarına peygamberlik ve kitap verdik; öyle iken içlerinden bazısı doğru yolu kabul etmiş, çokları ise yoldan çıkmış fasklardır. 27. Sonra onların izleri üzerinde ardarda peygamberlerimizle izledik; arkasından Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalplerinde bir şefkat ve merhamet yarattık. Bir de rahipliği ki, onu onlar uydurdular, Biz onu üzerlerine yazmamıştık; ancak Allah'ın rızasını aramak için yaptılar, sonra da ona hakkıyla riayet etmediler. Biz de içlerinden iman etmiş olanlara mükafatlarını verdik, çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır. 28. Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve peygamberine iman edin ki, sizlere rahmetinden iki pay versin; size bir nur bahşeylesin ki onunla (yolunuzu görüp) yürüyesiniz, hem de sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir. 29. Çünkü kendilerine kitap verilenler bilmeyecekler mi ki, Allah'ın lütfundan birşey (i elde etmey) e güç yetiremezler ve gerçekten lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah çok büyük lütuf sahibidir.
***********************************************************

SURA 58. MÜCADELE SURESI Bismillahirrahmanirrrahim 1. Evet işitti Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayet eden o kadının dediğini; Allah da konuşmanızı dinliyordu, çünkü Allah işjtir, görür. 2. İçinizden zihar ile (sen, bana anamın sırtı gibisin, demekle) kadınlarından ayrılmaya kalkışan kimseler bilmelidirler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Anaları ancak onları doğuranlardır. Üstelik onlar gerçekten pek çirkin ve asılsız bir söz söylüyorlar. Bununla birlikte Allah'ın affının ve mağfiretinin çok olduğunda da kuşku yoktur.. 3. Kadınlarından zihar ile ayrılmağa kalkıp da sonra dediklerini geri alacak olanların, ikisi ilişkide bulunmadan önce bir köle azad etmeleri gerekir. İşte siz bununla öğütleniyorsunuz. Allah her ne yaparsanız haberdardır. 4. Ona gücü yetmeyen de karısıyla ilişki de bulunmadan önce iki ay sırasıyla oruç tutsun; ona da gücü yetmeyen altmış yoksul doyursun! Bunlar, Allah'a ve peygamberine inanasınız diyedir ve bunlar Allah'ın çizdiği sınırlardır. Kafirler için ise acı bir azap vardır. 5. Muhakkak ki, Allah ve peygamberine had yarışın (onlann koyduğu sınırlardan başka sınırlar koymağa) kalkanlar, tıpkı kendilerinden öncekilerin çarpıldıkları gibi (helaka) çarpılırlar; Oysa Biz açık açık ayetler de indirmiştik. Kafirlere ise alçaltıcı bir azap vardır. 6. O gün ki, Allah onları hep diriltecek de bütün yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah, onu bir bir saymış, onlar ise onu unutmuşlardır. Allah, herşeye şahittir. 7. Allah'ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini görmüyor musun? Her hangi üç kişinin fısıldaşması halinde mutlaka dördüncüleri O'dur, beş kişinin de altıncıları mutlaka O'dur. Gerek daha az, gerek daha çok her nerede olsalar, mutlaka O, beraberlerindedir. Sonra yaptıklarını kıyamet gününde kendilerine haber verecektir. Haberiniz olsun ki, Allah herşeyi tamamıyla bilir. 8. Bakmaz mısın şunlara ki, gizli konuşmaktan yasaklandılar da sonra dönüp yasaklandıkları şeyi yapıyorlar; günah, düşmanlık ve peygambere karşı gelme hususunda fısıldaşıyorlar. Yanına geldikleri zaman da seni Allah'ın sağlıklamadığı (selamlamadığı) bir tarzda sağlıklıyorlar ve kendi içlerinden de: "Allah, bize söylediklerimiz yüzünden azap etse ya!" diyorlar. Cehennem onlara yeter, ona yaslanacaklardır. Artık o ne kötü akibettir! 9. Ey iman edenler, sizler fısıldaştığınız zaman, aranızda günah, düşmanlık ve peygambere isyan hususunda fısıldaşmayın, iyilik ve takvayı fısıldaşın! Allah'tan korkun ki, O'nun huzurunda toplanacaksınız. 10. O gizli konuşmalar (o fiskos) yalnızca şeytandandır; inananları üzmek için; oysa Allah'ın izni olmadan onlara bir zarar verecek değildir. Mü'minler de onun için hep Allah'a dayansınlar. 11. Ey iman edenler, sizlere meclislerde: "Yer açın!" denildiği zaman yer açın ki, Allah da size genişlik versin! "Kalkın!" denildiği zaman da kalkın ki, Allah da inananlarınızı yükseltsin ve kendilerine ilim verilenleri ise derecelerle yüksettsin. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır. 12. Ey iman edenler, peygambere gizli bir şey danışacağınız zaman, fısıltınızdan önce bir sadaka verin! Bu sizin için hem bir hayır hem de daha ziyade temizliktir. Fakat gücünüz yetmezse, şüphe yok ki, Allah bağışlayıcıdır, esirgeyicidir. 13. Yoksa fısıltınızdan önce sadaka vermekten korktunuz mu? Madem ki, yapmadınız, Allah da size tevbe lütfetti, artık namaza devam edin, zekatı verin ve Allah'a ve peygamberine itaat edin! Allah her ne yaparsanız haberdardır. 14. Allah'ın gazap etmiş olduğu bir topluğa yardakçılık edenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler ne de onlardandırlar ve bile bile yalan yere yemin ederler. 15. Allah, onlar için çetin bir azap hazırladı. Gerçekten onlar ne kötü işter yapıyorlar! 16. Yeminlerini bir siper edindiler de Allah yolundan engellediler; onun için onlara alçaltıcı bir azap vardır. 17. Olası değil, onları ne malları, ne de evlatları hiçbir şekilde Allah'tan kurtaramaz. Onlar cehennemliktirler. Hep onun içinde kacaklardır. 18. Allah'ın kendilerini toplayarak yeniden dirilteceği günde size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler ve bir şey yaptıklarını sanacaklardır. İşte onlar hep o yalancılardır. 19. Şeytan kendilerini istila etmiş ve kendilerine Allah düşüncesini unutturmuştur. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdırlar. Uyanık ol ki, şeytanın yandaşları hep hüsrana düşenlerdir. 20. Allah'a ve peygamberine hudud yarışına (onların koyduğu sınırlardan başka sınırlar koymağa) kalkanlar, en alçaklar arasındadırlar. 21. Allah: "Andolsun ki, Ben yenerim Ben ve peygamberlerim!" diye yazmıştır. Şüphe yok ki, Allah güçlüdür, daima üstün gelendir. 22. Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun Allah'a ve peygamberine karşı kanunlar koymaya kalkışan kimselerle sevişir bulamazsın; babaları veya oğulları, kardeşleri veya akrabaları olsalar bile. İşte Allah'ı öyle kimseleri sevmeyen bir topluluğun kalplerine imanı yazmış ve kendilerini tarafından bir ruh ile desteklemiştir. Onları içlerinde sonsuza dek kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın taraftarıdırlar. Uyanık ol ki, Allah'ın taraftarları hep kurtuluşa erenlerdir.
********************************************************************

SURA 59. HASR SURESI Bismillahirrahmanirrrahim 1. Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir. 2. O'dur kitap verilenlerden inkar edenleri ilk haşir için yurtlarından çıkaran. Siz, onların çıkacaklarını sanmadınız, Onlar da kalelerinin  kendilerini Allah'tan koruyacak engelleri olduğunu sandılar, fakat Allah onları hesap etmedikleri bir yönden bastırdı ve kalplerinin içine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini bir yandan kendi elleriyle, bir yandan da mü'minlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey görecek gözleri olanlar, düşünün de ibret alın! 3. Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, mutlaka dünyada kendilerine azap edecekti. Ahirette ise onlara ateş azabı vardır. 4 . Çünkü onlar, Allah'a ve peygamberine cephe almaya kalkıştılar; her kim de Allah'a karşı cephe alırsa, şüphe yok ki, Allah azabı çetin olandır. 5. Herhangi bir hurma ağacı kestiniz, ya da kökleri üzerinde dikili bıraktıysanız, hepsi Allah'ın izniyledir ve o fasıkları (yoldan çıkmışları) perişan edeceği içindir. 6. Allah'ın onlardan peygamberine tahvil buyurduğu (verdiği) fey'e (gelire) gelince siz ona ne at sürdünüz, ne de deve. Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere musallat kılar. Allah, herşeye gücü yetendir. 7. Allah'ın peygamberine diğer memleketlerden tahvil buyurduğu fey'i de Allah'a peygamberine, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmış kimselere verilir; yalnızca içinizden zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın diye. Bir de peygamber size her ne emir verirse onu tutun, yasakladığından da sakının ve Allah'tan korkun; çünkü Allah, cezalandırması çetin olandır. 8. Bir de (o gelirler) yoksul muhacirler içindir ki, yurtlarından ve mallarından (uzaklaştırıp) çıkarıldılar. Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk ararlar, Allah'a ve peygamberine hizmet ederler. İşte onlardır doğru olanlar! 9. Ve şunlar ki, onlardan önce yurdu hazırlayıp imana sahip oldular, kendilerine hicret edenlere sevgi beslerler, onlara verilenlerden nefislerinde bir kaygı duymazlar, kendilerinin ihtiyacı olsa bile onları kendilerine tercih ederler. Her kim de nefsinin hırsından (cimriliğinden) korunursa, işte onlardır o kurtuluş bulanlar! 10. Ve şunlar ki, onların arkalarından gelmişlerdir. Şöyle derler: "Ey Rabbimiz, bizleri ve önceden iman ederek bizleri geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve gönüllerimizde, iman etmiş olanlara karşı kin tutturma! Ey Rabbimiz, şüphe yok ki, Sen çok şefkattisin, çok merhametlisin!" 11. Görmüyor musun şu münafıklık yapanları, kitap ehlinden o inkar eden dostlarına: "Yemin ederiz ki, eğer siz (yurdunuzdan) çıkarılırsanız kesinlikle biz de sizinle çıkarız, sizin aleyhinizde asla kimseye itaat etmeyiz ve şayet size karşı savaş açılırsa muhakkak size yardım ederiz! diyorlar, Allah şahitlik ediyor ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar. 12. Andolsun ki eğer çıkarılırsalar, onlarla birlikte çıkmazlar, eğer onlara savaş açılırsa onlara yardım etmezler; yardım edecek olsalar bile mutlaka arkalarını döner (kaçarlar). Sonra da kurtarılmazlar. 13. Kesinlikle onların yüreklerinde sizin korkunuz Allah'ın korkusundan daha fazladır. Bu, onların anlayışsız bir topluluk olmalarındandır. 14. Onlar sizinle ancak müstahkem mevkilerde veya duvarlar, siperler arkasında topluca savaşabilirler. Kendi aralarında çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu, onların aklını kullanmayan bir topluluk olmalarındandır. 15. (Onların durumu) kendilerinden az öncekiler gibidir ki, yaptıklarının cezasını tattılar, ayrıca onlara acı bir azap vardır. 16. Tıpkı şeytanın meseli gibi ki, insana: "İnkar et!" dedi de. inkar edince: "Ben senden uzağım; çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım!" dedi. 17. Sonra ikisinin de sonu, sonsuza dek ateşte kalmaları oldu. İşte zalimlerin cezası budur, 18. Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve kişi, yarın için önceden ne gönderdiğine baksın. Allah'tan korkun; çünkü Allah, her ne yaparsanız haberdardır. 19. Allah'ı unutmuş, Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın! Onlar, yoldan çıkmış kimselerdir. 20. Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler, hep muratlarına ermişlerdir. 21. Biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik kesinlikle, sen onu, Allah korkusundan başını eğmiş, çatlamış görürdün. İşte Biz o misalleri, düşünsünler diye insanlara veriyoruz. 22. O, öyle Allah'tır ki, O'ndan başka tanrı yoktur. Görülmeyeni de bilir, görüleni de. O, çok esirgeyen, çok bağışlayandır. 23. O, öyle Allah'tır ki, O'ndan başka tanrı yoktur. Mülkün sahibidir, son derece mukaddestir, selamete erdirendir, güveni sağlayandır, görüp gözetendir, üstündör, zorludur, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştuklarından münezzehtir. 24. O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar, O'nu tesbih ederier. O, öyle üstündür, öyle hikmet sahibidir.
*****************************************************************

SURA 60. MÜMTAHİNE SURESI Bismillahirrahmanirrrahim 1. Ey iman edenler, düşmanımı ve düşmanınızı dostlar edinmeyin! Onlar, size gelen gerçeği inkar etmişken siz onlara dostluk gösteriyorsunuz. Onları Rabbiniz olan Allah'a iman ettiğiniz için peygamberi ve sizi (yurdunuzdan) çıkarıyorlardı. Eğer sizler, Benim yolumda ve hoşnutluğum uğrunda savaşa çıktıysanız (böyle yapmazsınız). Siz, dostluk göstererek onlara sır veriyorsunuz, oysa Ben sizin gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da tamamen bilirim ve içinizden her kim onu yaparsa, artık düz yolun ortasında şaşırmış olur. 2. Eğer onlar sizi yenip de ele geçirirseler, hepinize düşman kesilirler, sizlere ellerini ve dillerini kötülükle uzatır, hepinizin kafir olmasını isterler. 3. Kıyamet gününde ne yakınlarınız, ne de evlatlarınız size fayda vermezler. O, aranızı ayıracaktır. Allah, bütün yaptıklarınızı görür. 4. Sizin için güzel bir örnek İbrahim ile beraberindekilerde oldu. Onlar vaktiyle kavimlerine: "Biz,sizlerden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız ve siz Allah'ın birliğine iman edinceye kadar sizi tanımıyoruz. Sizinle aramızda ebedi bir düşmanlık başladı." demişlerdi. Yalnız İbrahim'in babasına: "Kesinlikle senin için  bağışlanma dileyeceğim, fakat senin için Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi önlemeye gücüm yetmez." demesi başka. "Ey Rabbimiz, biz ancak Sana güvendik, Sana gönül verdik ve bütün gidiş Sanadır!" dediler. 5. Ey Rabbimiz, bizi o küfredenlerin fitnesi kılma ve bizleri bağışla ey Rabbimiz! Çünkü Sensin ancak öyle üstün olan, öyle hikmet sahibi olan! 6. Gerçekten onlarda sizin için, Allah'a ve ahiret gününe ümit besleyenler için güzel bir örnek olmuştur. Her kim de aksine giderse bilsin ki, Allah çok zengindir, her hamd yalnız O'nadır. 7. Umulur ki, Allah, sizinle onlardan düşmanlaştıklarınız arasında bir dostluk meydana getirir. Allah gücü yetendir. Allah çok bağışlayandır, merhamet edendir. 8. Allah size, sizinle din hususunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve kendilerine adaletli davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adalet gösterenleri sever. 9. Allah, yalnızca sizinle diri hususunda savaşanlara, sizi yurtlarınızdan çıkaranlara ve çıkarılmanıza arka çıkanlara dostluk etmenizi yasaklıyor size. Her kim de onlara dostluk ederse, işte onlar, kendilerine yazık eden zalimlerdir. 10. Ey iman edenler, mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde kendilerini imtihan edin! İmanlarını Allah bilir. Eğer siz onların inanan kadınlar olduklarını öğrenirseniz, artık onları kafirlere iade etmeyin! İnanan kadınlar, kafirlere helal değildir, kafirler de mümin kadınlara helal olmazlar. Ancak kafirlerin harcadıkları mehri onlara (geri) verin! kendilerine mehirlerini verdiğimiz takdirde o inanan kadınlarla evlenmenizde de size bir günah yoktur. Kafir kadınların da ismetlerine yapışmayın (onları nikahınızda tutmayın) ve harcadığınızı isteyin; kafirlerde harcadıklarını istesinler. Bunlar, size Allah'ın hükmüdür. Aranızda O hükmediyor. Allah, bjlendir, hikmet sahibidir. 11. Eğer karılarınızdan biri kafirlere kaçar, siz de onlardan bunun acısını çıkarırsanız, karıları gitmiş olanlara harcadıkları kadarını ganimetten veriniz ve iman etmiş olduğunuz Allah'tan korkunuz! 12. Ey peygamber, inanan kadınlar Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri ve sana hiçbir iyi işte karşı gelmemeleri şartıyla sana biat etmeye geldikleri zaman biatlarını kabul et ve Allah'tan onların bağışlanmalarını dile! Çünkü Allah çok bağışlayandır. merhamet edendir. 13. Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine gazap etmiş olduğu ve kabirlerdeki kafirlerin ümidini kestiği gibi ahiretten ümidini kesmiş olan bir topluluğu dost tanımayın!

Belgili
Tanımlık
Kutsal
Quran
Ercüme in Belgili
Tanımlık Meal Içinde
Belgili Tanımlık
Türkçe
Forme Yanında Ecek
Kahverengi 
pdf--
http://globalquran.com/download/pdf/

Comments

Popular posts from this blog